şükela:  tümü | bugün
  • 1. adı verilmek. genelde sinirli, asabi, kızgın, öfkeli olduğumuz zamanlarda kullanırız. örnek: o mahmut denilen herife söyle, bir daha karşıma çıkmasın! yoksa allah yarattı demem, ...

    2. sözü edilmek, söylenmek. başkalarından duyulan yargılar veya yorumları birilerine anlatırken kullanırız. örnek: denilenlere göre ahmet her akşam karısıyla tartışırmış.

    bir de (bkz: denmek) var.
  • galat-ı meşhur... böyle bir fiil yoktur. türkçe'de "o mahmut denen herife söyle" ya da "denenlere göre ahmet her akşam karısıyla tartışırmış" denir.

    ancak medyamız sağ olsun şöyle denildi, böyle denildi yaza yaza, söyleye söyleye dilimize yerleşmiştir.

    türkçe'nin temel mantığına terstir. türkçe'de demek fiilinin pasifi, 'denmek'tir. denmek fiili zaten pasif olduğundan bir daha pasifleştirilip denilmek yapılamaz.
  • bunun benzeri bir başka çifte pasifle kavrulmuş garabet de başlanılmak herhalde. ingilizce akademik yazımda ve haber dili oluşturulmasında öğretilen ilk kuraldır mesela cümlelerin etken fiilli, öznesinin muğlaklaştırılmadığı şekilde kurulması. halbuki bizde, kısmen ön plana çıkmaktan ve 'aman ali rıza bey tadımız kaçmasın'cılık çerçevesinde lafını esirgememekten imtina eden kültürümüz, ekseriyetle de 5 n-1k ilkesine bağlı habercilikten çıkıp kaynağı belirsiz ucube yorum ve şayia aktarımcılığına dönüşen işkembe-i kübracı medyamız sayesinde her gün öznesi müphem bırakılmış pasif pasif cümlelerle dolu metinlerle tarumar ediliyoruz. öğrenildi, bildirildi, iletildi diye biten tümcelerin ne kadar illallah ettirdiğini ne siz sorun ne ben söyleyeyim. hoş, bu son pasif kelimelerde en azından "denilmek"teki ya da "başlanılmak"taki gibi dilbilgisine dair fahiş hatalar yok ama yine de bu sorunlu pasifleştirme temayülünün tezahürleri olarak bunların notunu da düşmek gerekiyor.