şükela:  tümü | bugün
622 entry daha
  • sakin tutkunun kucağıdır deniz. yıllanmış şarap rengi akarken usul usul günbatımına doğru, balıkçının "can"a hasretidir. nasırlı veya istiridyeden kesilmiş emektar eller için ise yakıcı bir ferahlıktır poseidon' un göz yaşları. dipten ağ gelirken poyraza doğru, kalplere umut salan, bambaşka bir heyecanla saran "ana kucağıdır". evde hasret ile eşini bekleyen, babasını, abisini, kardeşini bekleyen için kıskanılacak metrestir, karşı konulmayan, konulamayan.

    çılgın fırtınanın içindeki maceracı için ateşli ve oynak bir kadın, karaya ulaşmaya çalışan ağı dolu balıkçı için mendebur bir kocakarıdır deniz.

    gün doğarken ve gün ölürken, kurtulurken ayın şavkından veya koynuna girerken mehtabın, yalnızlığın resmidir bir deli salvador' un elinden çıkmış deniz. hoyrattır kimi zaman, sırtından atmaya çalışan ürkek bir delifişek kısrak gibi, kimi zaman ise uysaldır kucak açar, sonsuz mavisi bir yaz göğü gibi.

    kendinden kaçışın kapısıdır bambaşka derinlikleri, sesin üzüldüğü, görüntünün ağladığı, yumuşakça okşayan saçı, teni ve yüreği. bambaşka bir tutkudur deniz, bir karasevda masalıdır üstünde yaşanmışlıkların yamalı örtüsü bulunan, bir prangadır içindekine ve bir "görüş günü" dür dışındakine. dünyanın üstünde sallandığı beşiktir yumuşak karnı ve cömertliği denizin, toplumları, sevdaları ayıran, birleştiren bazen...

    sevmeyenin anlamadığı, geçmeye korktuğu "geniş kanatları boşlukta masmavi açılan bir büyük kapı" dır, sonsuzluğun görüldüğü gökten sonraki vahadır, insanın gönlünden çıkan ve yine gönlüne giren bir garip sevdadır deniz.
  • ”denizin kokusunu üstünde taşıyan rüzgar yüzüme yumuşak bir el gibi dokunuyor. ne kadar da uzun süre olmuş bu duyguyu hissetmeyeli. “
4 entry daha