şükela:  tümü | bugün
  • hisar'da* güzel, ferah, nezih günde sık sık gidilen * çay bahçesi ya da daha doğrusu (bkz: ali baba).
  • kapanışı naçiz kişisel tarihimde bir devrin kapanmasıyla eşanlamlı olan mekan.

    diyelim coşkun abinin teknesini satın alamazlar, peki gariban dursun şimdi nerede dursun?
    diyelim hisar kapıdan yokuş aşağı yuvarlanmak hala denize çıkmaktır anlamca; kıyısı elinden alınmışsa, kahve fincanı, gazetesi, yanık omleti, yüzünden dostlarla birarada olmanın sevecenliği... kimle tanışsın taze sevgili ben namına?
    boğazın en dar, en derin, en mavi noktasından son bir kez bakmalı ali baba’ya. gövdesi kirece boyanmış ağaçların cılız bir sarmaşığa, sarmaşığın yukarda serçelere, aşağıda bize yuva olmaklığını hatırlamalı.
    akıntının hızına inat büyümek bilmez hisar çocukları, denizin ortasından, sallanarak bakmalı altında fokurdayan otomobil bataklığına. sonra yedikleri tekmeye aldırmadan, tutmadan acıyan yerlerini, defolup gitmeli, solana kadar tabutta rövaşata seyretmeli.
    ne kaldı elimizde bahar namına?
  • kapanmis oldugunu ogrenmekle yikildigim mekan. artik pazar sabahlarim tam olmayacak benim, artik vapurlara, gemilere bakilarak onlarca bardak cay icilemeyecek, artik ali babadayim denilemeyecek, artik yeniden genc olunamayacak, her guzel sey gibi bitti gitti olacak. ben hisardan gecerken o tarafa bakamam artik, peynirli menemeni burayi anmadan yiyemem. artik nerdeyse hayal meyal hatirlanan eski dostlara, sandalyelerine masalarina sinen kahkahalarimiza, ceke ceke buyuttugumuz mevzularimiza, gencligimize, ali babaya selam olsun.
  • çok uzun yıllar sonra önünden geçtim geçenlerde. kapandığını ya da el değiştirdiğini bililordum ama yeni halini hiç görmemiştim. rumelihisarı diye bir kavram oluştuysa bunun başaktörü idi zira orası, yani ali baba. dolayısıyla yeni halini hiç de merak etmiyordum. neyse efendim geçtim işte önünden tuhaf bir isim (hatırlamayamadım) almış, ön tarafa tabelalar filan asılmış "menemen" gibisinden, şöyle oturan tipleri kısaca süzme imkanım oldu. tabii kendi halinde tiplerdi işte ne olacak, eski tipler zaten orada olamazdı artık, neyse ki çok feci tipler yoktu en azından. ama kafamı sol tarafa çevirip sahile baktığımda parketmiş halde birkaç motorsiklet gördüm ki keyfim zaten iyice kaçtı. neyse bu fasılı kapatalım artık, yaşlı tintonlar gibi eski zaman muhabbetini uzatmayalım. ama yine de ekleyelim: mühim bir mekandı burası yahu.
  • kapanmasıyla önünden geçerken kafayı tamamen boğaz yönüne çevirme alışkanlığı edinmeye vesile olan yer. zira yürek dayanmaz leziz menemenlerin yendiği, her zaman çok da leziz olmayan ama keyifle içilen çayların içildiği o yeri o halde görmeye, denize bakmak lazım gelir deniz yerine..
  • soğuk bir kış sabahı içeride otumanin allahin emri oldugu bir havada içerde bir köşeye sinmi olan abdülhak şinasi ile dünyanin en ala muhabbetini yaptiğim mekan.
  • ismi ve cismi ne kadar degisirse degissin* ayni yone bakinca ayni denizi gorebildiginiz bir yerdir.* alelade bir mekan degil bir ev cesididir.
  • tabutta röveşataya set mekanı olmuş şahane çay bahçesi, hisarın bir tanesi, en keyifli yeri. geçmiş zaman kullanmak istemiyorum zira öyle de böyle de orası halen var; o güzel ismi artık olmasa da. sırf eskilerin hatırına hisara her yol düşüşte gidilesi, illa ki bir çay içilesi.