şükela:  tümü | bugün
  • robert koleji'ndeki eğitiminin ardından diş hekimliği bitiren ve tüm bunlar hiç yaşanmamışçasına kariyerine reklam sektöründe devam eden güzel ve zeki bir hanımefendi.
    sektör değişikliğinde göstermiş olduğu özgüven, yaptığı işten mutsuzluk duyan pek çok insan için ilham kaynağı olabilecek türden.

    çalışmalarına şuradan ulaşılabilir*
  • kendisi aynı zamanda iki kedi annesi ve android bir bireyle sevgilidir.
  • anlatsa da sabaha kadar dinlesek denilecek birisi. kendisine ve çabalarına saygım çok.
  • hayata dair verdiği tüyolara bayıldığım kurabiye suratlı reklamcı. eskiden diş törpülüyormuş, öyle diyor. keşke arkadaşım olsa beraber hamburger workshoplarına gitsek.

    editos: yazmayı planladığın şeyi merakla beklemekteyim.
  • son dönem twitter’da en severek takip ettiğim birkaç hesaptan birisi. “önceden diş çekiyordum şimdi reklam yazıyorum. ortadoğu’ya inat yaşıyorum bu hayatı” ayrıca favorim.

    paylaştıklarıyla ilgimi çekiyordu zaten. nasıl reklamcı olduğunu ben de merak ediyordum pek çok takipçisi gibi. şimdi podcast çekmeye başladı.

    bilmiyorum buraları okuyor mu ama bana kalırsa çok iyi bir iç mimar olurmuş. (bkz: daire deniz’in evi)

    ya da diğer işi de baya iyi yapabilirmiş. fakat annesi “aç kalırsın” demiş. aslında genelde okumuş (üniversite mezunu) ebeveynler genelde “bir işi türkiye’de yeniyken yapacaksın ilk yapanlardan olacaksın” derler daha çok. ya da bizimkiler öyle.

    umarım para da kazanırsın deniz. yolun açık olsun.
  • podcast’ini bugün dinledim. o kadar ben bir hikaye ki inanamadım. çok samimi çok da tatlı birisi. inandıklarının peşinden gitmek en muhteşem başarı öyküsü. boşver filipinler’e de kardeşlerin gitsin :) diğer podcast’leri de merakla bekliyorum. umarım her şey güzel gider.
  • twitter sayesinde tanıdığım, son derece yerinde tespitleri mizahi bir dille servis eden ve bence twitter’ıda kullanma şekliyle en doğru kullanan kişilerden birisi.
    yazdıklarıyla herkese hitap ediyor. akıcı ve net bir üslubu var.
    muhtemelen arkadaş ortamının yönlendirmesiyle podcast yayınlamaya başladı. ilk içeriği yaklaşık 24 dk ve oldukça keyifli, sohbet tadında.
    beni sürekli tebessüm ettirdi. aile ilişkileri, türkiye ortalaması üstü bir eğitim ve cv ile tam gaz giderken direksiyonu sola kırıp bambaşka bir yolda ilerleme cesareti olması ise apayrı bir konu.
    bundan sonraki podcastleri de merak etmiyor değilim.
    aynı zamanda tiyatrocu olsaymış aç falan da kalmazmış. türkçeyi iyi kullanıyor , espritüel , oldukça farkında., zevk sahibi ve öz güveni tavan.
    yolu açık olsun arkadaş.
  • podcastine bayıldım. tükürüklü p’leri ben farketmedim ama olursa tek bir eleştirim var, o da intro biraz uzun. 15 saniyelik atlamalarla bölüme ulaşıyorum bence intro kafidir, her bölümde olmasa da olur gibime geliyor. özellikle aile bölümü bence mutlaka dinlenmeli.
  • podcast’leri garip bir şekilde bağımlılık yapan kadın. anlattıkları yer yer ruhsal olarak bir problemi olduğuna işaret etse bunları hiç değilse anlatırken aşıyor olabilmesi güzel. neşeli sesi hep anlatsın, bir şekilde dinletiyor.
  • kendine terapi tarzı yayınlar yapmaya çalışan podcaster:
    anlaşılan reklamcılar arasında podcast yayınları inanılmaz moda, yoksa son bir senede mikrofona konuşanların yarısının pazarlamacı, reklamcı olması nasıl açıklanır ?
    sadece hanımefendi özelinde söylemiyorum; kafa zehir, hayaller var, dolusun, dokunmak istiyorsun, bir anlamı olmalı diyorsun, nasıl anlatmalı, nasıl dinletmeli,
    hoop bir mikrofon, biraz nükte, süsleme hikayeler, akıcı konuşma, ulaşmak, burdayım, ben de varım, sesimi duyun, alooo !
    hiç yadırgamam, olması gereken bu, insan sesi duyulsun ister, görünmek ister, biraz mahçup, biraz mağrur olmak ister,
    ben beğendim, mutluluğunu beğendim, sesindeki heyecanı beğendim, zoraki değilse gülüşünü beğendim.

    hepimizin yolculuğu farklı, ama temelde varmak istenen yer aynı; anlam arayışı,
    hepi topu bir hayat, başı belli, sonu beli, arası dolsun, anlatacak hikayem olsun, "yaşadım" diyebilelim...

    para niçin önemlidir, zamanı nasıl satın alır insan ? madem başı sonu belli bir hikayenin içindesin, "gelişme" kısmını nasıl yazarsın ?
    şimdi içinde yaşadığın toplum önemli, toplumun ne yapabildiği önemli;
    8 bin dolar ortalama gelir, 80 milyon insan ve sadece 35 milyon çalışan, hanelerin yarıdan fazlası yoksulluk sınırının ya altında yada kıyısında, insanların önceliği karnını doyurmak, barınmak ve bir şekilde hayatta kalmak, faturasını tam yatırdığı ay eve kutlama babında pasta alan, çiğ köfte götüren insanlar var, nüfusun %66 kadarı hayatında hiç tiyatro, opera, konser izlememiş, yarısı (%48) hayatında hiç sinemaya gitmemiş, toplumun %85'in en sık yaptığı etkinlik, televizyon izlemek.
    lisanlı sporcu sayısı nüfusun %1'i, herhangi bir enstrüman, müzik aleti çalamayanların oranı %85:
    yani maslow gerçekten haklıysa bu insanlar para ister, zenginlik ister, zira tek faliyetleri hayatta kalmak, hikayenin gelişme kısmında sadece "hayatta kaldı" yazıyor.
    çünkü sadece ve sadece hayatta kalabilecek kadar kazanıyorlar, tasarruf yapamıyorlar, hobi edinemiyorlar, hayatta kalmak için çalışıyor, çalışıyor ve sadece karınlarını doyuruyorlar.
    zamanı satın almak için paraya ihtiyaçları var, peki zamanı satın alınca ne olur, insan boşa çıkar, sıkılır, sıkılan insan bir dert edinip onun ile iştigal olur, kimi bedri baykan olur, kimi salvador dali,
    kimi serdar ortaç, kimi mor ve ötesi,
    kimi einstein, kimi caner taslaman,
    ama ne olurlarsa olsun, karnını doyurmak dışında bir dertleri olmalı, bunun için de paraları,
    para onlara boş zaman sağlar, boş zaman ise kişiliklerine ve çabalarına göre ünvan !

    bu toplumun çok para istemesinin tek sebebi, normalde çok az kazanıyor olmaları. hikayenin gelişme kısmını yazamıyorlar,
    başlıyorlar, karınlarını doyurup, evlenip, çocuk yapıp, ölüyorlar.