şükela:  tümü | bugün
  • ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın yardımların toplanması ve dağıtılması anlayışını değiştirecek davadır.

    bir dernek eliyle yardım toplanması ve dağıtılması yöntemi bu davayla toplum gözünde güvenilirliğini büyük ölçüde kaybedecektir. medyada çeştili yazarlar ve din alimleri tarafından yapılacak birkaç açıklama ile, bu şekilde aracılı yapılan yardımlardansa doğrudan yapılan yardımların daha uygun, makbul ve hatta sevap olduğu da anlatılırsa bu toplumsal davranış şeklinin dönüşmesini iyice hızlandıracaktır. bundan "oh, oh, islamcılar artık para toplayamayacak" şeklinde kendilerine bayram çıkaracak arkadaşların bu noktada akıllarında şunu da tutmalarını isterim. bu tarz tavır değişiklikleri yayılma eğilimi gösterir. buradan başlayan davranış değişikliği belirli bir amaca hizmet etmek üzere kurulmuş derneklere doğru da yayılacaktır, belli bir zaman sonra insanlar lösev'e, tema'ya, türk hava kurumu'na da aynı şekilde muamale edeceklerdir. dava sonunda dernekte yapılan yolsuzluk yargı kanalıyla onaylanırsa bu benzer pek çok derneği de aynı şüphenin altında bırakacaktır. memleketin içinden geçtiği süreçte dernekler bile sizinkiler-bizimkiler ayrımına maruz kalabileceğinden yargı yoluyla dernekler üzerinde cadı avı gayet kolaylıkla başlayabilir; "bizimkilerin yaptığına değil, sizinkilerin iç ettiklerine bakın" pespayeliğinde bir tartışma ana haber bültenlerinin çerezi haline gelebilir.

    tüm bu süreçte kaybeden yine halk olacaktır. bir kişiye doğrudan yardım edip onun bir meselesini halletmeye gücü yetmeyecek ama 5-10 lira, elinden gelen neyse, onu birilerine vermekten de geri durmayacak vatandaşlar buna aracı olabilecek güvenilir bir kurum bulamaz hale gelecekler, buradan gelecek yardıma mahkum hale getirilmiş, fakirleştirilmiş vatandaş ise kendisine gelen yardımdan olacaktır.

    bir kötünün yalnız kendine zararı olmaz, kötülük yayılır. bakalım devlet bu noktadan sonra bu meselelerin daha iyi denetlenmesini sağlayacak adımları atıp bu "güvensizliğin yaygınlaşması" halini durduracak mı? vatandaş kimseye güvenmek zorunda değildir ama devletinin onun haklarını savunacağına güvenebilmek hakkıdır.
  • skandalın ortaya çıkması ve davanın sonuçlanması toplam bir ay bile sürmemiştir. türkiye'de olsaydı mesela, "dur bakalım arkadaş sıranı bekle, önce ergenekon geldi" denirdi.
  • insanların iyi niyet ve duyguları sömürülerek, istismar edilerek toplanıp amacı dışında, yasadışı kullanılan paraların davasıdır.
    bir de bosna paraları vardı, onunla aynı akıbete uğrayacaklar.
    çözülmesi için herkesi sokaklarda "almanyadan savcı ithaline devlet izin versin" eylemlerine çağırıyorum.

    dedirten demedim, diyecektim ama demedim. demiş kadar oldum. ama dedirtir bu konu.
  • ergenekon'a savcı olduğunu beyan eden başbakan'ın bu davaya yargıç olmasını beklerdik, ama kendisi avukat oldu. avukat olmasa şaşırırdık zaten, 3. dünya ülkesi olmamızın bir sebebi daha...
  • sezon finalini yaptığı için kimsenin izlemediği dizi. şu anda ergenekonu izliyor herkes. bir de lost varmış galiba.
  • önümüze sunulan aperitiflerle unutturulmaya calısılan*, ana yemek...
  • medyanın nedense hiç umursamadığı davadır.
  • (ara: deniz feneri)
  • almanya'dan dosya gelse bile bir sürü şeyin hasır altı edileceği ve delillerin yok edileceği, bununda ötesinde hükümet tarafından önüne engeller konacak davadır. o yüzden deniz feneri derneği davasının türkiye ayağından bir sonuç beklemek hayaldir.

    http://i.milliyet.com.tr/…/09/08/fft16_mf99771.jpeg

    http://www.laik.kemalist.org/…g&size=article_medium

    (bkz: mehmet gürhan)