şükela:  tümü | bugün
  • kendisi femis ogrencisi basarili bir kisa filmci imis.cannes film festivali 2006 da 19 dakikalik bir damla su adli filmi ile,cinefondation bolumunde yarisacakmis.
  • chacun son cinemada olivier assayasin yonettigi recrudescence isimli kisa*da oynuyor.
    (bkz: chacun son cinema)
  • ilk uzun metraj filmi mustang ile, 68. cannes film festivali'nin yönetmenlerin 15 günü bölümünde büyük övgü toplayan yönetmen.
  • mustang filmi kenara ilk firsatta izlenecek film olarak not edildi. bu filmi hakkinda kendisiyle yapilan roportaji okuduktan sonra "aniden" bam dedi kafamda bir ses, trailer'ini da bulup izledikten sonra, tamam dedim, iste bu. birileri turkiye'nin bu agir gercekligini, icimizi ezip gecmeden anlatabilmis sanirim.
    bugun, 27 yasinda bir kadinim ve cocukluguma dair hatirladigim anilarin cogu silik olsa da buna benzer anilarim o kadar net ki! annem pek sevdigi icin, diker diker cicili bicili eteklerle, elbiselerle giydirirdi beni cocukken. ben de severdim, ama koltukta bile totomun ustune oturamayan rahat ve gebes bir cocuktum ben bu yuzden de surekli uyarilirdim, duzgun otur, hanim hanimcik ol diye. yav yapamiyordum iste napiyim. ben o etekleri ozgurce ucusturmayi ve onunla kendince eglenmeye asik bir cocuktum, surekli uyarilmak, bana ne yapacagimin soylenmesi beni bunaltiyordu. safi mutluluktu o anlar benim icin, o yuzden icinde asla bir kotuluk olamazdi.
    sonra okula basladim, yine etek giyiyoruz malum, mavi onluk. ben artik o etekleri eskisi kadar keyifle ucusturamiyorum ama, hatta ruzgar cikinca direk eteklerime sariliyorum. arkadaslarimla ip atliyorum, bir yandan da eteklerimi tutuyorum. tuvaletten cikiyorum, etegim kulotlu corabimin icinde sikismis mi acaba diye kontrol ediyorum. ozgurce donup dalgalandirdigimda bana mutluluk veren klos eteklerim bana artik sadece sikinti veriyor ve ben daha 7 yasindayim. beni buna zorlayan kafa yapisi, 7 yasindaki erkek sinif arkadaslarima da "saka" amaciyla, sirf oyun olsun diye, etegimi acabilme curetini asilamis ayni zamanda. klos etekli mavi onlugumun altina, tayt giyme zorunlulugu hissediyorum. o tayti bir sebepten oturu giymedigim gunler, kendimi ciplak hissetmeye basliyorum sonra. artik etek giyinmek istemiyorum ama bana okulda her gun etek giymek zorundaligi dayatiliyor. daha buyuyorum, ergenlik gelip de hormonlar tavan yaptigi donemlerde, okuldaki erkek arkadaslarimin merdiven asagisindan etek alti gormeye calistiklarini farkediyorum, amaan neyse taytim var deyip kendi icime su serpiyorum kendimce. lise bitiyor ve o gunden beri etek giymiyorum. degil eteklerimi ucuturup kendimle safca mutlu olmak, artik etek giymek dahi istemiyorum. giysem de, etegimin boyuna gore uygun bir damganin yapistirilacagini ve bir sekilde rahatsiz edilecegimi biliyorum cunku. kimin hakkimda ne dusundugu cok umrumda oldugundan degil, haddi olmayan sozler ve bakislar huzurumu kaciracagi icin giymiyorum. etek giydigim zaman, mutlu ve huzurlu olmamam icin herkes elinden gelen her seyi yapacak gibi hissettirildigi icin.

    belki filmdeki gibi ani degil benim aklimdan cikmayan etekten nefret ettirilme hikayem, ama sistem o kadar ikiyuzlu ki, les kokuyor. bir kadin gozuyle, kiz cocuguna ait bir bedenin onun gozunde ne kadar masum ve dogal oldugunu anlatmaya cesaret edebildigi icin, daha simdiden takdirimi kazandi deniz gamze erguven. filmi izlemeyi iple cekiyorum ve daha nice guzel calismalarini goruruz dilerim.
  • (bkz: mustang)
  • oscar adayı bir film çekti müthiş haber
  • paris'te yaşayan genç türk yönetmen. ilk uzun metrajlı filmi olan mustang, fransa'nın oscar adayı seçilmiş. tebrikler...

    http://www.radikal.com.tr/…iz_gamze_erguven-1440357
  • mustang filminin senaristi ve yönetmeni. filminin türkiye'de alacağı tepkiler üzerine, simdiden nefret mesajlari aldigini aciklamis ve "türkiye'de hala tabu olan çok fazla şey var. bundan dolayı film dişleri gıcırdatabilir. film son derece özgür..." demistir.
  • oscar'a aday olan ilk türk olması muhtemel yönetmen. neden derseniz fransa'nın fransızca'ya verdiği önemi biliyoruz, buna rağmen türkçe bir film yollamışlar oscar'a. bunu en son 1959'da yapmışlar ve kazanmışlar. ayrıca en son fransız olmayan bir yönetmenin filmini gönderdiklerinde takvimler 1977'yi gösteriyormuş ve ilginçtir onu da kazanmışlar.

    oscar'a aday derken 5 filmlik aday listesine girip, o salonda bulunmaktan bahsediyorum. buna en çok yaklaşan üç maymun'la 9 filmlik kısa listeye giren ancak aday olmayı başaramayan nuri bilge ceylan'dı.
  • 6 aylıkken fransa'ya giden ve oranın çok önemli bir yönetmenlik okulunda (adını söyleyemeyeceğim şimdi) öğrenim görmüş olan yönetmen. mustang ile başarılar dileyelim. türkiye'den nitelik olarak nuri bilge, yılmaz güney, zeki demirkubuz, yavuz turgul gibi türk sinemasını yerinden oynatan yönetmen az çıkıyor. deniz hanım için konuşmak henüz çok çok çok erken tabiki. umudumuz kendisini kanıtlaması yönünde. başarılar kendisine.