şükela:  tümü | bugün
  • kısaca dku.
    ingilizce'de maritime patrol aircraft denir.
    (bkz: p-3 orion)
  • turkiye'de thales firmasi ana yuklenicisi olarak havelsan'in da katkilari ile elde edilen ucak.

    --- spoiler ---

    deniz kuvvetleri komutanlığı'nın 6 adet ve sahil güvenlik komutanlığı'nın 3 adet olmak üzere toplam 9 adet cn-235 tipi uçağın görev sistemlerini oluşturan donanımı için komuta kontrol sistemi geliştirilerek uçak platformlarına kurulumu ve entegrasyonu projesidir.

    ihalesi savunma sanayii müsteşarlığı tarafından yapılan projede havelsan, projenin ana yüklenicisi thales airborne systems firmasının ana alt yüklenicisi olarak görev almaktadır. söz konusu projede havelsan'ın sorumlu olduğu iş paketlerinin thales firmasına teslimatı, son paketin 2010 yılında teslim edilmesi ile tamamlanmıştır.

    bu projenin iki ana alt sisteminden biri olan yer destek sistemlerinde iş paketlerinin tamamına yakını ile diğer ana alt sistem olan hava platformu kısmındaki fonksiyonel görev bilgisayarı yazılımları'nın tamamı havelsan tarafından geliştirilmiştir.

    havelsan bu projede, taktik komuta sistemi (tactical command system - tcs), taktik komuta kontrol bilgi sistemi (tactical command and control ınformation system - tccıs), yer kontrol istasyonu (eğitim sistemi dahil), sistem entegrasyon test tezgahı ve görev sistemi araçlarının üretimi ile entegre lojistik destek hizmetlerini sağlamaktadır.

    deniz karakol ve deniz gözetleme uçaklarının icra edeceği operasyonların görev öncesi hazırlıklarının yapılmasını ve görev sonrasında tespitlerin raporlanması ve bilgilendirme fonksiyonlarının yerine getirilmesini sağlayan yer istasyonları komuta kontrol bilgi sistemi (tccıs-tactical command and control ınformation system) yazılımı geliştirilmiş ve donanım altyapısı ile birlikte teslim edilmiştir.

    tcs, uçak üzerindeki yazılımlardan taktik komuta sistemi görev bilgisayarı yazılımıdır. deniz karakol uçağı ve deniz gözetleme uçağı üzerinde bulunacak olan bu yazılım; çeşitli sensörlerden gelen verilerin sisteme aktarılmasını, kullanıcının bu veriler ile komuta kontrol işlemlerini gerçekleştirmesini, gerekli verilerin yer istasyonu ile değişimini ve bilgilerin kaydedilmesini sağlamaktadır.

    sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin tamamını yerine getiren havelsan, şimdi entegre lojistik destek ve eğitim alanında projeyi desteklemeye devam etmektedir.
    --- spoiler ---
  • birçok kişi tarafından ilk bakışta yaşanan yanılgıyla görünüş açısından nakliye uçaklarına benzetilen uçak türü. yine diğer yazılarda olduğu gibi tarihinden ve sebebinden söz edip tekniğini anlatacağım. tarihi kısmı geçmek isteyenler doğrudan "deniz karakol görevi nasıl icra edilir?" alt başlığından okuyabilirler.

    üzerlerinde bulunan elektronik sistemler ve silahlarıyla oldukça tehlikeli aletlerdir efendim. her ne kadar tehdit algıları sınırlı bazı devletler, silahsız modellerini hizmete alsa da bu sistemler safkan muharebe uçaklarıdır.

    öyle ki, amerikalıların vakt-i zamanında hizmete aldığı ve japon nakliye gemilerine, torpidobotlarına illallah dedirten bir tür uçak, consolidated pby catalina, dünya donanmalarının bu aletlerin önemini kavramasına vesile olmuştur.

    ilk örnekleri gözle keşif yapmaya müsait deniz uçaklarından oluşan deniz karakol uçakları, ikinci dünya harbinde alman u-boat'larının oluşturduğu tehdide karşılık vermek amacıyla hızlı bir gelişim yaşamıştır. daha uzun menzilde keşif ve taarruzlarda kullanılmak üzere 1939'dan sonra bombardıman uçakları da bu görevde sıklıkla yer almıştır. ilerleyen süreçte deniz karakol uçaklarına önce radar, sonra da mad (magnetic anomaly detector) yerleştirilerek su üstü gemileri ile dalış durumundaki denizaltıları çok uzun menzillerden tespit imkanına kavuşulmuştur. ağır olan yeni donanımı taşıyabilmesi ve çok uzun süre havada kalarak görevini icra edebilmesi amacıyla o yıllarda daha çok focke-wulf 200 condor, b-24 liberator ve s25 sunderland gibi büyük uçaklar, deniz karakol amaçlı modifiye edilmiştir. 1943 yılında bir alman do-217 bombardıman uçağından bırakılarak italyan roma zırhlısı'nı batıran fritz-x füzesi, su üstü hedeflerine yönelik muharebede hava araçları için yeni bir devri başlatmıştır.

    dağınık şekilde geliştirilen tüm bu farklı sistemleri bir araya toplayarak gerçek anlamlı bir deniz karakol uçağı tasarlanmasına ise 1941'de başlanmıştır. savaş yılları boyunca üzerinde yapılan çalışmaların devam ettiği bu sistem p-2 neptune adıyla ilk uçuşunu 1945 yılında gerçekleştirmiştir. büyük savaşa yetişemese de gökyüzüyle ilk kez buluştuktan iki yıl sonra göreve giren uçak kendi sınıfının ilk gerçek temsilcisi kabul edilir. soğuk yıllarında sscb'nin denizaltı temelli bir deniz gücü oluşturması, deniz karakol uçaklarına olan ilgiyi artırmıştır. bu süreç içerisinde gelişen teknolojiye paralel olarak evrimleri kesintisiz devam eden bu sınıf, zamanla optik ve kızılötesi sensörler, ıff, aıs şamandıra sonarı ve elint ekipmanı, gps, uydu haberleşme imkanı ile link 11, link16, link 22 sayesinde ağ merkezli harp ortamında kullanılma imkanına da kavuşmuştur.

    tüm bu donanımları sayesinde gözlem, keşif, takip , tehdit durumunda komuta kontrol sağlama, taarruz, arama kurtarma, elektronik istihbarat ve kara gözlem gibi birçok görevi icra edebilen bu aletler, uzun menzile erişebilme, havada kalış süresi uzunluğu ve çok alçak irtifalarda görev yapabilme kabiliyeti gibi özelliklere sahip olmak zorundadır.

    leyte körfezi muharebesinden sonra uzun süre denizde büyük bir çatışma yaşanmaması nedeniyle deniz karakol uçakları daha çok taarruzi olmayan görevler üstlenmiştir. ancak soğuk savaşta gerek sovyetler birliği, gerekse de nato, denizler üzerinde bu sistemleri sıklıkla kullanarak birbirlerinin tüm hareketlerini takip etmiştir.

    bu süreç içerisinde daha çok pasif görevler üstlenen deniz karakol uçaklarının ilk önemli muharebe deneyimi 1982 falkland savaşında yaşanmıştır. ingiliz kraliyet donanması'nın yerini tespit eden bir arjantik p-2'si, exocet donanımlı super etendard'ları hedefe yöneltmiş ve saldırıda hms sheffield muhribini batırmıştır.

    denizde karakol görevi nasıl icra edilir?

    deniz karakol uçağının klasik görevi, göreve ve görev süresine bağlı olarak değişen uçak mürettebatının brifing odasında son gelen bilgileri almasıyla başlar. uçuş sorumlusu (her zaman pilot olmayabilir bu kişi) günün hedeflerini geniş bir şekilde personele anlatır. daha sonra sözzü alan seyir amiri ; izlenecek rota, taranacak bölgenin genişliği, bölgeye intikal ve toplam uçuş süresi bilgilerini iletir. görevden yeni dönen bir deniz karakol uçağı, su üstü muharebe gemileri, denizaltılar, uydular, deniz gözetleme ve dinleme istasyonlarından gelen verilere sahip olan taktik subayı, bölgedeki son taktik durumu geniş ve detaylı bir şekilde anlatır. tehdit seviyesinin yüksekliğine göre bu bilgilerin elde edilmesinde civarda bulunan ticari gemiler, balıkçı tekneleri ve/veya sivil uçaklardan da faydalanılabilir.

    brifing esnasında mürettebata aktarılan istihbarat, aynı kaynaklar kullanlılarak uçuş sürecinde de sürekli güncellenir. 15 knot süratle seyreden iki su üstü hedefinin ilk tespit edildikleri anda ters istikamete yönelmeleri durumunda 12 saat içerisinde 700 kilometrelik bir mesafe meydana gelir. bir diğer deyişle takip görevi amacıyla havalanan bir deniz karakol uçağı, 350 km yarıçapında bir alanda tarama yapmak zorunda kalabilir.

    burada bahsedilen mesafenin büyüklüğü nedeniyle diğer bilgi kaynakları olmadan bu görevin tek başına bir uçak tarafından gerçekleştirilmesinin olanaksız olduğu rahatlıkla görülebilir. uçağın manyetik sisteminde ciddi sorunlar meydana getirebilen ve görüş alanını ciddi oranda kısıtlayabilen kötü hava koşulları gibi etkenler (ki açık denizde sıklıkla rastlanabilir), taktik subay tarafından son derece dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. bu uçakta görevli olan elektronik subayı ise üsten aktarılan bilgilerin hızlı bir şekilde intikali ve dağıtımının yanı sıra elektronik sensörlerin doğru ve düzenli çalışmasından sorumludur. bu nedenle, uçuş öncesinde kullanılacak frekanslar, izlenecek talimatlar ve iletişim ile ilgili ek bilgiler, bu subay tarafından görev arkadaşlarına aktarılır. eğer takip edilecek gemi daha önceden biliniyorsa, bu gemiye ait baca şekli ve top bölgeleri gibi görsel tanımlamalar da mürettebata bildirilir. brifingin sona ermesinin ardından uçuş görevlileri ve konsol operatörlerinin yerlerini aldığı uçak, havalanarak bölgeye intikal eder.

    su üstü avı

    hava durumuna göre değişen irtifalarda görev yapan ve farklı görüş performansları elde eden deniz karakol uçağının mürettebatı, sensörlerden gelen birçok izi konsollarda görür, ticari, balıkçı veya turistik gemiler, yüzen atıklar, dost ve düşman muharebe gemileri, denizaltı periskopu (radarın kısa menzilinde) gibi cisimlerden kaynaklanan bu izler, analiz edilip boyut ve rota analizi yapıldıktan sonra taktik masa üstüne çeşitli sembollerle yansıtılır. bu semboller üç ana gruba ayrılır :

    a-) dost gemiler
    b-) şüpheli gemiler
    c-) düşman gemiler

    taktik subayı, hedefi tespit eder. yakından takip veya taarruz etmek için uçuş sorumlusu ile birlikte karar alır. arama radarı, düşman gemisinin, elektromanyetik sinyallerini tespit etmemesi için kapatılır ve rota hedefteki düşman gemisine göre çizilir. uçak, 3000 metre irtifada hedef geminin ve beraberindeki grubun yaydığı elektromanyetik sinyal izlerine göre rotasını sürdürür. düşman elektronik sinyal izlerini izlemekten sorumlu elektronik harp subayının verdiği bilgilere göre uçağın hızı ve uçuş yüksekliği, karşı radarların sinyal sınırına göre belirlenir. dünyanın şekli dolayısıyla sürekli düşman radarının kesitinin altında yakalanmadan uçan uçak, bu radarın sinyallerini kovalayarak hedefini gözlem altında tutar.

    harekatın bu aşamasında uçağın "sızma eyleminin" başarılı olup olmadığı, hedefteki atış kontrol sistem radarlarının uçağa yönelip yönelmediğinden belli olur. eğer düşmanın atış sistemlerinden kaynaklanan bir sinyal alınmazsa bu, hedefin uçağın varlığını algılayamadığını gösterir.

    bu noktada uçak, hedefe yönelteceği silahları programlar ve kilitler. sonraki aşamada taktik subayı, düşman filosu içindeki hedefleri önem sırasına göre belirler ve ateş emrini verir.

    denizaltı avı

    deniz karakol uçaklarının öncelikli görevleri arasında denizaltı savunma harbi de bulunur. her ne kadar yüzeyde bulunan bir denizaltıyı tespit etmek çok kolay olsa da derinliklerde saklanan birini bulmak bir hayli zordur. bu nedenle, deniz karakol uçakları ağırlıklı olarak denizaltıların genelde kullandıkları rotalar veya açık tutulmak istenilen deniz yolları üzerinde devriyesini gerçekleştirir.

    denizaltıya taarruz, uçaktan atılan "bathythermograph" adı verilen şamandıraların su yüzüne bırakılmasıyla başlar. bu şamandıralar, uçağa denizin mevcut tuz durumu, ısısı ve akıntı hızı hakkında bilgi verir. bu veriler sayesinde sudaki sesin hızına göre, kullanım mesafesi belli olur ve elde edilen izlerin değerlendirilmesi için aynı grupta ele alınır.

    sıra, görev gerekliliklerine bağlı olarak tercih edilen pasif ve/veya aktif şamandıra sonarlarının bırakılmasına gelir. bu şamandıralar genelde suya girdiklerinde ikiye ayrılır. küçük kısmı, daha önceden belirlenmiş derinliğe dalar ve ince bir telle suyun üzerinde kalan bölümün antenleri sayesinde verileri uçağa aktarır. düşman denizaltısının son olarak görüldüğü veya tespit edildiği bölgeye boyalı veya dumanlı şamandıralar atılır. uçak, bu görsel sinyalin etrafında dönmeye başlar. daira çizerek ve 15-30 metre yükseklikteki mad'ı kontrol eden operatörün yönündeki magnetometre sayesinde manyetik alanın gerilimini tespit eder. ardından hedefin hızı, rotası ve bulunduğu derinliği tespit etmekte kullanılan yeni akustik şamandıralar suya bırakılır. bu şamandıralardan gelen veriler sayesinde, uçaktan atılacak torpido veya sualtı bombasının hedefe tam isabetle ulaşması sağlanır...