şükela:  tümü | bugün soru sor
  • aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni. tutuklu

    (bkz: normalleşen türkiye'den bir fotoğraf)

    "seyreden gazeteciler
    aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni deniz yıldırım ve ulusal kanal televizyonu istihbarat şefi ufuk akkaya aylardır tutuklu.
    bunlar; başbakan erdoğan'ın amerika'da, türkiye'de basının özgür olduğunu söylediği gün tutuklandılar.
    suçları mı? başbakan'ın konuşmalarını yayımlak. o konuşmalar pek açılamadı ama hatırlarsınız: başbakan, birisinde mehmet ali talat'la kktc'yi konuşuyor. diğerinde de meçhul birisine, kızına 20-25 milyar göndermesi talimatını veriyor. gazeteci de bunları yayımlıyor. işte bu yüzden deniz yıldırım ve ufuk akkaya, aylardır sorgusuz sualsiz silivri'de yatıyorlar.
    yıldırım ve akkaya; 'hakim bize hiç bir şey sormadan tutuklanmamıza karar verdi.' diyor.
    yargılanacaklarsa, yargılansınlar da; böyle azılı suçlu muamelesi niye?
    ve nerede şu su katılmamış basın özgürlükçüleri? "
    ___

    "‘tutuklama’ cezalandırmaya dönüşmesin!

    ulusal kanal televizyonunun haber müdürü ufuk akaya, 9 kasım 2009 tarihinden beri tutuklu olarak silivri’de yatıyor.

    aydınlık dergisi genel yayın müdürü deniz yıldırım ile birlikte tutuklanmışlardı.

    iki gazeteci başbakan recep tayyip erdoğan’a ait olduğu iddia edilen telefon görüşmesi kayıtlarını yayımladıkları için soruşturulmuştu.

    yargılama ilerleyince ne ile suçlandıklarını öğrenebileceğiz, çünkü bunca tutukluluk haline rağmen henüz ne ile suçlandıklarını bilmiyorlar, haklarındaki iddianame henüz ortada yok. mahkeme, ufuk akaya ve deniz yıldırım’ın tutukluluk haline itirazlarını “şüphelilerin üzerine atılan suçun niteliği ve tutukluluk sürelerini dikkate alarak” reddetti.“üzerlerine atılan suçun” ne olduğunu kimse bilmiyor, iddianame yazılmadı. “tutukluluk süresini dikkate alma” ifadesi ise, genellikle tahliye kararlarında kullanılan bir ifade.

    bu karar, sanıklar ile ilgili bir önyargıyı ifade ediyor gibi geliyor bana.

    bu davada temel sorunlardan biri tutuklamanın bir cezalandırmaya dönüşmüş olması. haklarındaki her türlü delil toplanmış, kaçma olasılığı olmayan gazetecilerin tutuklu olarak yargılanmalarının devamı, “basın özgürlüğü” açısından da önemli bir sorun yaratıyor.

    tutuklamaya itirazın reddinde kullanılan “daha yeteri kadar hapis yatmadınız” anlamındaki gerekçe de “peşin hükme” işaret ediyor.

    adil yargılanma hakkının” zedelenmemesi için biraz daha özen gerekiyor!
    "
    ___

    "hangi ses kaydı haberi suç:
    başbakan erdoğan’ın mi?
    genelkurmay başkanı başbuğ’un mu?

    genelkurmay başkanı org. ilker başbuğ’a ait ses kayıtlarının ortaya çıkması ergenekon soruşturması savcılarının görevlerini kötüye kullandıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.
    savcılar e. ş., m. y., f. s. ve z. ö., başbakan tayyip erdoğan’ın ses kayıtlarının aydınlık dergisi’nde yayınlanmasının ertesi günü (19.10.2009) ev ve iş yerlerimizi aratmış ve “ergenekon örgütü üyesi olma, özel hayata ilişkin kayıtları kaydetme ve ifşa etme” iddiasıyla tutuklanmamızı talep etmiştir. istanbul 9. ağır ceza mahkemesi nöbetçi hakimliği de tutuklama kararı vermiştir.
    soruşturma ve tutuklama görev gaspı yapılarak gerçekleştirilmiştir.
    ergenekon savcıları “takibi şikayete bağlı olan” bir olayı, somut hiçbir delil göstermeksizin basın savcılığı ve asliye ceza hâkimliğinin görevli olduğu bir soruşturmayı, zorlama gerekçelerle cmk 250. madde çerçevesine sokmuşlardır.
    genelkurmay başkanı org. başbuğ olmak üzere yüzlerce kişin ses kayıtları çarşaf çarşaf gazete ve televizyonlarda yayınlandı. bu haberlerle ilgili olarak tutuklanan tek bir gazeteci var mı?
    olamaz!
    ergenekon savcıları devlet sırrı olan ordu komutanlarına ait ses kayıtlarını yayınlayan gazeteden “bavulla” adliyeye getirilmesi ricasında bulunarak polis eskortunda adliyeye gelmesini sağladı.
    tutuklanamaz!
    çünkü akp’li bir bakan “ses kaydı yayımlamak gazetecilik faaliyetidir” diyor.
    aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni deniz yıldırım ile ulusal kanal istihbarat şefi ufuk akkaya neden aylardır tutuklu?
    anlaşılıyor ki, iki tür ses kaydı haberi var:
    1) başbakan erdoğan’ın sevdiği
    2) başbakan erdoğan’ın sevmediği
    akp iktidarının işine gelen gazetecilik, işine gelmeyen: “o haberi yapan gazetecileri tutuklayın, susturun!”
    türkiye’de basın özgürlüğü var(mış)!
    yargı bağımsız(mış)!

    deniz yıldırım-aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni / ufuk akkaya-ulusal kanal televizyonu istihbarat şefi"
    ___

    "aydınlık dergisi yayın yönetmeni deniz yıldırım ile ulusal kanal haber istihbarat müdürü ufuk akkaya, devletçe el konacak paraları olmadığı için mi içeri tıkıldılar? başbakan erdoğan'ın ses kayıtlarını yayımladıkları gerekçesiyle aranıp tarandıktan 20 gün sonra, bu defa terör örgütü üyeliği yakıştırmasıyla gözaltına alınan yıldırım ve akkaya, iktidarın özgür ve muhalif gazeteciliği susturma, yok etme politikasının kurbanları mıdır? üstelik aylar önceden bilinen ses kayıtlarını haber yaptıkları için tutuklanmak, acaba hangi rejimlerde gerçekleşir?"
    ___

    "yıldırım ve akkaya'dan gelen mektup silivri 4 nolu kapalı cezaevi'nden 26 şubat günü postaya verilmiş olan iki imzalı mektuplarında, aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni deniz yıldırım ile ulusal kanal haber müdürü ufuk akkaya, 9 kasım 2009'dan bu yana işledikleri suçu öğrenemeden tutuklu olduklarını duyurmak istiyorlar.

    genç meslektaşlarımızın ev ve işyerleri, başbakan'ın telefon görüşmelerini açıklayan bir ses kayıt bandının içeriğini açıkladıkları savı ile aranmış. ancak o arayıştan sonra "terör örgütü üyesi olmak, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek . . " gibi iddialarla tutuklanan iki gazeteci "ses kayıtlarını ortaya çıkaranın işçi partisi olduğunu" vurgulayarak kendilerinin parti genel başkanvekilinin basın toplantısını yayımlamaktan başka bir eylemleri olmadığını söylüyorlar. ancak yaptıkları itiraz mahkeme dosyalarında kaldığı için, benim gibi başka birçok meslektaşına da gönderdikleri mektupta, salıverilme taleplerinin istanbul 13 . ağır ceza mahkemesi hâkimi mehmet saban tarafından "tutukluluk süreleri dikkate alınarak'' gerekçesi ile reddedildiğini, aylardır haklarında henüz bir iddianame yazılmadığını bildiriyorlar. şayet ağır bir suç işlememişseniz , dahası delilleri karartacağınızı ortaya koyan kuşkular yoksa ve adaletin elinden kaçmayacağınıza yargıçları inandırmışsanız . . . . ve gerçekten hukukun üstünlüğüne inanmış bir sistemin bulunduğu bir ülkede yaşıyorsanız, aylar, hatta yıllardır sizi evinizden, işinizden ayırıp demir parmaklıklar ardında tutmanın anlamı nedir ? niçin, hangi nedenlerle demir kapılar arkasında yattıklarını bilme hakkının verilmediği bir ülke olmayı sürdürmenin bu iki tutuklu gazetecide bıraktığı duyguları, sadece savcı ve yargıçlarımızla değil, tüm vatandaşlarla da paylaşmalıyız : "tutukluluk süreleri dikkate alınarak ibaresi ile tutukluluk halinin devamına karar verilmesi, 'biz delil olsun olmasın, daha yargılama başlamadan bile sizi mahkûm ettik . "
    ___

    "tutukluluk süresi dikkate alınarak !

    vatan gazetesinin 28 mart 2009 ' da haber yaptığı , işçi partisi'nin 17 ekim 2009'da bir basın toplantısıyla tekrar gündeme getirdiği, 18 ekim 2009'da habertürk gazetesinin ele aldığı başbakan'ın kktc cumhurbaşkanı mehmet ali talat'la yaptığı telefon konuşmalarını 18 ekim 2009'da yayımladığı için iki gazeteci tutuklu.

    aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni deniz yıldırım ve ulusal kanal televizyonu istihbarat şefi ufuk akkaya, üç aydır silivri'deki toplama kampında tutuluyorlar ve haklarında henüz iddianame hazırlanmış değil.
    komutanların telefon görüşmelerini, gizli toplantılardaki konuşmalarını yayımlayan yalaka medyanın yalaka mensupları ise "demokrasi havarisi" olarak ortada geziniyor.

    bu arada yıldırım ve akkaya'nın tutukluluklarının kaldırılması için yaptığı başvuruya istanbul 13 . ağır ceza mahkemesi hâkimi mehmet faik saban'ın verdiği bir karar var ki, 12 eylül'de bile görülmemiş bir yargısız infaz örneği : "tutukluluk süreleri dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına.

    "iki gazeteci hakkında iddianame ortada yok, suçun ne olduğu ve ne ceza isteneceği belli değil ama "muhalif" oldukları için yeteri kadar hapis yatmamışlar!"
    ___

    "‘başbakan erdoğan’ın sevmediği haberleri yaptığı için’ tutuklanan gazeteciler olarak size bu mektubu yazıyoruz.
    19 ekim 2009 tarihinde, evimiz ve işyerimiz, tayyip bey’in ses kayıtları gerekçe gösterilerek arandı. 20 gün sonra birdenbire gözaltı kararı çıkarıldı. hayatını bu mesleğe veren biri olarak, telefon kaydını haber yapan bir gazetecinin tutuklandığına şahit oldunuz mu?
    genelkurmay başkanı orgeneral ilker başbuğ’a ait ses kayıtlarının ortaya çıkması, ses kaydı haberi genelkurmay başkanı’nın olunca gazetecilik, başbakan erdoğan’ın olunca terör örgütü üyeliği iddiası ile tutuklama! askerin ses kayıtlarını yayınlayan gazete muhabiri polis korumasıyla belge ve ses kayıtlarını ‘bavulla’ teslim ediyor.
    burada deniz yıldırım ve ufuk akkaya değil, haber tutukludur.
    sizin de bildiğiniz gibi kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek suçu tck’nın 135’inci maddesidir ve asliye cezalık suç kapsamındadır. ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etmek’ suçundan tutuklanan ilk gazeteciler olduk. peki başbakan erdoğan’ın telefon konuşmalarını kim ortaya çıkardı?
    sayın kılıç, bu kayıtları ortaya çıkaran işçi partisi’dir. 17 ekim 2009 tarihinde ip genel başkanvekili mehmet bedri gültekin partisinin genel merkezinde açıklamıştır. bir gün sonra aydınlık dergisi de bu açıklamayı kapak haberi yapmıştır. habertürk gazetesi de ip’nin bu açıklamasına (18 ekim 2009) geniş yer vermiştir.
    ancak kısa bir araştırma yaptık. tayyip bey’in bu ses kayıtları herkeste varmış. özellikle ankara’da elden ele dolaşıyor. internete bile düşmüş. bakınız vatan gazetesi 28 mart 2009 tarihli sürmanşetinin başlığını okuyalım: ‘erdoğan’ın ses kaydı var mı?’ başlık altı: ‘erdoğan önceki gece show tv’de ‘beni de dinliyorlar. telefonda rahat değilim’ dedi... aynı dakikalarda ona ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı internete düştü.’ dikkat ediniz! 2009 mart’ında yayınlanıyor bu haber. işçi partisi ise 7 ay sonra açıklama yapıyor. haberin ayrıntılarını okumanızı rica ederiz.
    şimdi biz işçi partisi’nin açıklamasını haber yaptığımız için tutuklandık. bu inanılır gibi değil!
    bugüne kadar başbakan erdoğan ne şahsımız ne de yayın grubumuz hakkında herhangi bir şikayette bulun(a)mamıştır.
    sonuç olarak aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni deniz yıldırım ve ulusal kanal haber-istihbarat müdürü ufuk akkaya gazetecilik faaliyeti kapsamında tutuklandı. hem meslek örgütlerimiz hem de basın camiamız bu duruma karşı kalemlerini oynatamayacak mı?
    3 aydır tutukluyuz! hâlâ ortada bir iddianame yok!
    basınımızın bu skandalın üzerine gitmesini beklemekle çok mu şey istiyoruz! saygılarımızla
    (bkz: deniz yıldırım) / (bkz: ufuk akkaya)
    silivri b-9 alt koğuş"
  • bir dönemin işçi partisi gençlik kolu olan öncü gençlik genel başkanı. ergenekondan tutuklu aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni.
  • 8 aylık tutukluluğın ardından ilk defa hakim karşısına çıkacak olan gazetecidir.

    suçu (bkz: erdoğan ve talat arasındaki telefon görüşmesi) yayınlanmak.
  • "sanki bizzat başbakan tayyip erdoğan tarafından verildiği ileri sürülen talimat sonucu gazeteci ufuk akkaya ile deniz yıldırım'ın on aydır “tutuklu” olduğu ülkede yaşayan biz değilmişiz gibi...
    yeri gelmişken anımsatalım:
    bu iki gazetecinin tutukluluklarının “ergenekon”la, “balyoz”la, “islak imza” ile, “poyrazköy mühimmatı” ile, “örnek paşa anıları” ile “bülent arınç'a suikast tertibi” iddialarıyla, “kozmik oda” ile, “danıştay” cinayetiyle, “cumhuriyet gazetesi'ne atılan bombalar”la veya hrant dink cinayeti ile ilgisi yok.
    onlar, aynen vakit isimli basılı kâğıt parçasının ve star, bugün, yeni şafak, zaman, taraf gibi gazetelerin zaman zaman yaptığı gibi, ellerinde bulunan bir ses kaydını yayınladılar.
    ne var ki ötekiler başbakan erdoğan'ı memnun eden yayınlardı. bunlarınki erdoğan ile işadamı remzi gür arasındaki bir telefon konuşmasını kamuoyuna duyuruyordu.
    konuşmanın içeriğinde de fazla bir şey yoktu. sadece erdoğan'ın, gür'den, o sırada abd'de okuyan kızına 20-25 bin dolar kadar bir para göndermesine ilişkin bir ricada bulunduğu anlaşılıyordu.
    tutuklanmalarına bu kadarı yetti.
    ama işte biz bunu bile göz ardı edip, “yargının işi başka, askerinki başka” havasında laflar ediyorduk."
  • tutuklu gazete'ye "basın kime 'özgür' ?" başlıklı yazısıyla katkı vermiş olan tutuklu gazeteci.
  • ne yaptı da ömründen 16 seneyi çaldı bu devlet? ailesinden, sevdiklerinden 16 sene boyunca uzak kalacak bu adam. ve suçu ne? elindeki silahlı kuvvetleri kullanmak yerine sakladıkları birkaç tüfekle ve el bombasıyla darbe girişimi hazırlamak.

    yazık.