şükela:  tümü | bugün soru sor
  • amerika'da 1971'den yana 10 kisiyi oldurmus, polisle devamli dalga gecip, bir keresinde oldurdugu kisinin evinden 911'i arayip olayi haber verdigi halde yakalanamayan, ilk cinayetinden 34 sene sonra yakalanilabilmis seri katil. idam cezasi ile yargilaniyor.
  • tip olarak, george costanza 'ya benzeyen adam.
  • btk killer olarak bilinen manyak. henüz yakalanmadığı dönemde bir gazeteye yazdığı mektupta, btk'nın ((bkz: bind, torture, kill)) imzası olduğunu söyler.
    2005 yılında, kansas'ta idam cezası olmadığından ömür boyu hapse çarptırılmıştır.
  • mindhunter spoiler'ı içerir dikkat.

    --- spoiler ---

    dizide gösterilen gözlüklü/bıyıklı katilin, dennis rader, nam-ı diğer btk killer olduğu düşünülüyor. gerek dış görünüşleri, gerek paralel giden zaman örgüsü, gerekse son sahnede yakılan çizimlerdeki benzerlikler, btk çıkma olasılığını arttırıyor. dennis rader da kurbanlarının gözlerini bağlayıp onlara işkence ederdi.
    --- spoiler ---
  • amerikan polisinin ne denli beceriksiz olduğunun kanıtıdır bu adam ve yıllarca yakalanmaması. yani belki bireysel olarak polislerin de değil ama tüm sistemin ne kadar sikko çalıştığının en net örneklerinden birisidir bu adamın hikayesi. gerçi bireysel olarak da sikkoluklar var, o da net yani.

    tüm suçlarını wichita'da işliyor. wichita dediğimiz yer ısparta ayarında bir yer. çok büyük değil, çok küçük de değil.

    ilk suçu mesela 4 kişilik bir aileyi kesmek, tecavüz etmek vs. ve cinayetin ayrıntılarına bakarsanız belli ki cinsel bir yön var cinayette ve yine belli ki katil alanı, aileyi tanıyor ve etüt etmiş. otero ailesinin dört ferdini de öldürüyor ve yanlış değilsem küçük kıza ve anneye tecavüz ediyor. detektifler bir bok bulamıyorlar ancak şimdi biliyoruz ki anne julie otero ile aynı yerde çalışıyormuş dennis rader. yani çok net bir bağlantı var. cinayetin işlenme şekline ve suç mahalinde geride bırakılanlara bakıldığında da cinayetin cinsel bir yönü olduğu çok açık ama polis bunları atlıyor. 4 kişilik bir ailenin doğranması çözümsüz kalıyor. midesi kaldıran ve merak eden bakabilir.

    aynı yıl (1974) nisan ayında, yani ilk cinayet serisinden üç ay sonra, ilk cinayet mahaline 4-5 km uzaklıkta bu sefer katharyn bright isimli genç kızı (21) öldürüyor. tabii bu noktada polis için bu iki cinayet arasındaki ortaklığı kurmak çok zor, hak veriyorum. 5 km mesafe içinde kim bilir kaç cinayet işleniyor 3 ay içinde. onun da ötesinde ilk cinayette kurban koca bir aileydi, bunda ise tek bir genç kız. aradaki bağı kim kurabilir ki. lakin polisin atladığı çok net bir ortaklık var, eğer dikkat etselerdi birkaç gün içinde bu manyak yakalanabilirdi. kathyrn de julie otero ve dennis rader ile aynı yerde çalışıyor. üçü birden aynı zamanda hiç çalışmamış sanırım ancak 200-300 kişinin çalıştığı bir şirketten 3 ay arayla iki kadının cinayete kurban gitmesi kimsenin dikkatini çekmiyor. bu arada seri katil filmlerinin de klasiğidir, dennis rader'ın bu şirkette yaptığı iş evlere gidip alarm sistemleri takmak. yani gözetlemek için, gezinmek için de bahanesi hazır.

    1974'ün ekim, kasım falan olması lazım sonlarına doğru polise mektuplar yazmaya başlıyor bu cinayetlerin ayrıntılarını anlatan. polis orada ayıkıyor bunların seri cinayet olduğuna. akabinde rader 3 yıl ara veriyor ve 1977'ye kadar en azından bizim bildiğimiz kadarıyla kimseyi öldürmüyor. 1977'de ise yine 5 km mesafede iki kadını öldürüyor. bu cinayetlerde de eminim ki birçok ortaklık, rader'ı yakalatacak birçok ayrıntı mevcuttur ancak erişebildiğim kısımlarında gözüme çarpan pek bir şey yok kurbanların yaşları dışında.

    bu cinayetler sonrası tekrar polisle mektuplaşmaya başlıyor ve sonra yine karanlığa gömülüyor. bu sırada güvenlik vs eğitimleri alıp ufak tefek dandik bir korucu/bekçi pozisyonuna falan geçiyor. güçle ilgili bir derdi var ama güçlü bir adam değil. korkağın teki diyebiliriz hatta. silah zoruyla yapıyor ne yapıyorsa.

    bu bekçilik döneminde kendi mahallesinde falan geziniyor cebinde tabancasıyla. tam bu dönemde, 1985'te iki sokak ötedeki 53 yaşındaki marine hedge'i öldürüp tecavüz ediyor ve yine yakalanmıyor. ufak bir database sorgusuyla on kere yakalanması gereken bu cani rahat rahat dolanıyor. bir yıl sonra rotasını şehrin güney batısına çeviriyor ve daha önceki cinayetlerine nisbeten uzak bir yerde vicki wegerle'yi (28) öldürüyor. 5 yıl sonra bilinen son cinayeti için de yanlış değilsem birlikte kiliseye gittiği ki kilisenin başındaki adam da rader, dolores davis'i (62) seçiyor. polis buradan da çözemiyor.

    1991'den 2005'te yakalanana kadar olan dönem ise kurbanlarından topladığı materyallerle 31 çekmek, polisle yazışmak, yetkilerini kullanıp milleti rahatsız etmekle geçiyor. en son polisle iletişirken biraz fazla ileri gidiyor ve yanlış değilsem polise bir disket yolluyor, polis disketin içindeki silinen dosyaların birinden dosyanın "christ lutheran church"te oluşturulduğunu tespit ediyor ve başka bir kerizlik anında not bırakırken kameralara yakalanan dennis rader'ın arabasıyla eşleştirip manyağı 31 yıl sonunda, 50 kere yakalamaları gerekirken ilk kez ele geçiriyor.

    dennis rader benim ikinci nesil dediğim katillerden, tabiri şu an uydurdum ancak kastım şu, rader dürtülerinin ne olduğunun farkında ve bunları ed gein veya jeffrey dahmer gibi gelişigüzel ortaya saçmak yerine planlı, programlı çalışıyor. ilk cinayeti, otero ailesi cinayeti, aslında büyük bir hata, azıcık kafası çalışan bir detektif 15 dakikada yakalarmış bu kerizi ancak şansı yaver gidiyor. ikinci cinayeti, kurbanı seçme şekli düşünüldüğünde daha da büyük bir hata ve yine şansı yaver gidiyor. sonrasında geçen zamanda ise polisin de işi gittikçe zorlaşıyor. 400 bin kişilik bir şehirde, kocaman bir araziye ve 20 yıla yayılmış suçları çözmek kolay iş değil. ancak dediğim gibi dolores davis'i kendi kilisesinden seçiyor, onu da çözemiyor polis. sanırım amerikan polisi ortada dna yoksa ve öldürdüğünüz kişi karınız vs değilse olayları çözemiyor.
  • tam hollywood sapığı diğerleri gibi değil ama nedense pek ilginç bulunmamış.