şükela:  tümü | bugün
  • depozitoyu geri odemeyen emlakcilarin alt versiyonu mal sahipleridir.
    kiracilar ise, bu zihniyete mukabil, "depozitoyu kurtarmak icin kira odememek" savunmasini gelistirmislerdir.
  • depozitonun üstüne yatırılıp da pozisyon gereği zikilesi sahip.. *
  • para için insanların bu kadar küçüleceğini, onlarca dairesi olmasına rağmen bin lirayı geri ödememek için yüzünü ekşitip en ufak kusurlara yüzlerce liralık fatura keseceğini, lanetli suratını daha da büzüp duvardaki bir bant izinin bedelini "tüm evi boyatmak" olarak belirleyeceğini, ağzından allah'ı düşürmeyip göz göre göre kul hakkı yiyeceğini tahmin etmezdim. ne güzel hayat, her güne ayrı bir powerpoint sunumu. neleri yapmamam gerektiğini uygulamalı olarak öğreniyorum, daha da çelikleşiyorum darbelere karşı. geri alamadığım bin lira, bana kim bilir kaç milyonluk fayda sağlayacak. son kirayı vermeyeyim, depozitoya sayın da demiştim. "evladım, evde bir kusur yoksa paranı sonuna kadar alırsın, ben kul hakkı yemem" demişti.

    aralık'ta eve giren hırsızın zorladığı dış kapıya bile "ben kiraya verdiğimde böyle değildi" derken, ensesinden çekip son hızla çelik kapıya suratını çarpmadıysam level atlamışım demektir. balkondaki pencere lastiğinin sarkmasına "tüm her şeyi baştan yaptırmak zorundayım, ne bini ne iki bini" diye surat ekşitirken, benden merhamet dileyecek hale getirmediysem sabrımı iyice geliştirmişim demektir. kadın hala şikayet ederken, uğruna savaşıyor olduğum tek şeyin sadece siktiğimin parası olduğunu fark edip "teşekkürler, ne olduğunuzu anladım" deyip kapıyı açtım. yaşlı ve çirkin suratı, her zamankinden daha çirkindi. öyle ki, yüzüne bile bakmadım. ne para için alttan alacaktım, ne de kendimi savunacaktım. mevcut tadilatın en fazla 500 tutacağını bile söylemedim. itle dalaşacağıma çalıyı dolaşmam gerekiyordu. çok uzun zamandır canımı sıkan, para için iğrençleşen, kendisine yapışmış asalak emlakçısıyla durduk yere tadımı kaçıran bu ve bunun gibi bin tane insandan kurtuluyor olduğuma, istanbul'dan siktir olup gittiğime bir kez daha sevindim. kadın şikayet ettikçe daha da sevindim her şeyi bırakıp gidiyor olduğuma. faturalara, kiraya, aidatlara, ikiyüzlülüklere ve hayatımı yaşamama engel olan şeylere tekmeyi atışıma.

    kötülüğün, basitliğin, çirkefliğin vücuda gelmiş hali evimden çıkıp giderken her zamanki gibi parasız kalmıştım ama artık bir sürü şeyin sonuna da varmıştım. bir sürü ders aldım istanbul'dan, kazıklarımı yedim, yiyemediklerimi kolye yaptım boynuma astım. imza atarken bir yerlere, iki kere değil üç kere düşünmem gerektiğini, insanlara güvenmeden önce defalarca düşünmek yerine hiç güvenmemem gerektiğini öğrendim.

    az kaldı. öyle tiksindim ki her şeyden, zehirim içimde kalmasın diye yazdıkça yazdım. bir çentik daha attım vücuduma, bir mühür daha çaktım ruhuma. artık bitti, artık istemediğim hiçbir şey olmayacak hayatımda.

    ne kadar güzel, değil mi esteban?
  • dunyanin her memleketinde var olan ev sahibidir. turkiye'ye ozgu bir sey degildir.

    adama aylik kirayi depozito vermissin, tabi elinden geleni yapacak geri vermemek icin. esyanin tabiatinda var. ama sen de almak icin elinden geleni yapacaksin, cunku o da esyanin tabiatinda var.

    sinir yapmadan, boyle kabullenip oyunu kuralina gore oynayinca kafalar daha salim oluyor. benden soylemesi.
  • evden çıkmadan önce badanayı kendiniz yaptığınız takdirde depozitonun değil boya fırçasının üzerine yatacaktır. fırça dikken tabii *
  • bu tip evsahibi ile anım var.

    yaklaşık 5 yıldan beri oturuyordum o evde. pek sevemediğim bir daireydi. buna rağmen iyi gözüksün diye epey para ödeyip boyatmıştım 3.yılımda.. derken daha güzel bir ev bulup taşınma kararı aldım. ev sahibim pek hoş karşılamadı. kriz ortamında ödediğim kirayı verebilecek yeni bir kiracı bulamazdı. gün geldi, taşındım. depozitoyu istedim. veremeyeceğini söyledi. nedeni ise duvarların kirli olmasıymış. "ama o duvarları ben boyadım" diyecek oldum. "olsun..kirlenmiş ama..ben yine para verip boyatmak zorundayım" deyiverdi her ay hiç sektirmeden kirasını alan ev sahibim.

    çok da fazla miktar olmayan depozitomu alamadım sizin anlayacağınız. depozito çok olsaydı sanki yine vermezdi gibime geliyor.

    hayır, evsahiplerinden nefret etmiyorum. bu bizim insanımız ile alakalı bir şey. üstte isek hor görüyor, eziyor..altta isek acındırıyor, saf ayağına yatıyoruz.. yok aslında birbirimizden farkımız.
  • kontrat bittikten sonra ve ya taahhüt ettiğiniz zamandan bi kaç hafta sonra çıkmanız durumunda depozitonun üstüne yatma konusunda bahanesi hazır olan ev sahibidir. gayet pişkince şu kadar gün fazla kaldın sen de diyip onu da kiradan sayabilirler. hele ki başka şehirde ise ev sahibiniz, hesabınıza yatacağını umduğunuz depozito parasının yatmadığını gördüğünüz her gün daha bi kesersiniz umudunuzu. en başında kurduğunuz çıkarken şu kadar param olacak elimde en azından hayalleri de suya düşmüş gitmiştir bi defa.
  • sadece turkiye'de degil dunyanin baska ulkelerinde de mevcut olan insandir. misal ingiltere'de kaldigim evden tasindiktan sonra yaklasik iki ay bizi pesinden kosturttu en sonunda da duvar cizik, masa yamuk, yerler kirli diyerek antin kuntin sebeplerle 400 pound'a yakin bir miktarlik kismin ustune yatip oyle verdi paranin geriye kalanini. olay ulke filan degil paranin milliyeti dini dili olmamasidir, insanoglu acgozludur.
  • bir insanın ne kadar alçalabileciğini gösteren; adına ar denen, haya denen olgulardan zerre nasiplenmemiş insan müsvettesi. paraya tapar, para içün yaşar. başka hiçbir şeyin önemi yoktur nazarında. kiracısı öğrenciymiş, zar zor geçinen memur bir çiftmiş felan.. siklemez. o, uğruna onurunu bir kenara bıraktığı kağıtlarla ilgilenir. muğla'da öğrenciykene denk geldik böyle birine. imanımızı gevretti. gerekçe göstermeksizin gasp ettiği parayı -tam adı bu olsa gerek- geri alana kadar insanlıktan çıktık resmen. bu sebeple, onlara şunu söylerken hiç rahatsız olmuyorum; hepinizin kira kontratlarını sikeyim ben göt sivilceleri.

    hazır kira, ev sahibi, öğrenci üçlemesine dahil olmuşken anlatayım bir şeyler ki bilinsin kim, nerede, ne koşullarda yaşıyor. muğla'da öğrenciysen işler biraz farklıdır diğer şehirlere göre. öncelikle ev sahibi olur gibi kira ödemeyi göze alacaksın. kaçışın yok. orta halli bir daireyi merkezde ortalama 700-900 lira arası bir rakama kiralarsın ancak. yeniköy namlı, şehre yaklaşık 3,5 kilometre uzaktaki yerde 1+1 formatına sahip -talebenin konformist takılmaya hakkı yoktur-, kömürlükten bozma bir müstakil yapıya aylık 400 lira ödediğimizi söyleyeyim, ordan hesap edin. halk, üniversite kurulmazdan evvel tarımla uğraşıyormuş ağırlıklı olarak. okul gelince de değişen bir şey olmamış ürünleri dışında. talebe ekmeye başlamışlar ve bu sayede, o günden beri yılın 12 ayı hasat yapıyorlar. yatırıma, öngörü yeteneğine bakar mısın?

    oturduğumuz evi değiştirmeye niyetlendiğimiz bir dönem emlakçıları tavaf ediyorduk. onlardan birinde karşılaştık müstakbel ev sahibimizle. yaşlı, giyim kuşamından ve konuşmalarından anladığımız kadarıya muhafazakar -yeşil takım elbise giyiyordu la- biriydi. izmir'de yaşıyormuş ailesiyle. dolayısıyla muğla'daki dairesini kiralamak niyetindeymiş. biz talip olduk, anlaştık. kontratımızı yaptık güzelce. ilk aylar sorun yaşamadık. elektrik, su faturaları gününde yatıyor, kirası hiç sekmiyordu. memnuniyet sözkonusuydu karşılıklı olarak. ta ki bu andavallı, kontratın henüz 4. ayında olmamıza rağmen bize "çıkın" diyene kadar. sebep soruyoruz, eşim hastalandı, temiz havaya ihtiyacı var muğla'ya taşınacaz o yüzden diyor. emlakçıyla konuşuyoruz durumu, bize muğla'da kiraların hangi aralıkta olduğunu sordu diyor. parçalar tek tek oturuyor yerine. aklınca oyun yapıyor hani pezevenk. yer mi lan anadolu çocuğu? göz göre göre sikilmeyi sindirir mi? sindirmez. ki sindirmedik de. madem ortada kuralları çoktan belirlenmiş bir oyun vardı, ayak uydurmalıydık. bizim üzerimize düşen buydu. öyle de yaptık. 3 kişiydik evde, o her aradığında sırasıyla önce babalarımızı iflas ettirdik, ardından babaannelerimizi öldürdük, sonrasında ailevi problemlerimizden dem vurup o aşamada ev değiştirme gibi bir şansımızın olmadığını, dolayısıyla evden çıkamayacağımızı belirttik. deliriyordu yeşil takım elbisesini siktiğim. kendini kaybediyordu telefonda. "ev benim değil mi, çıkın kardeşim!", "dava ederim sizi!", "bu yaptıklarınızın hesabını sorarım"... kiralarken aklın nerdeydi 3 tel bıyığını eşşeklerin siktiği? ha? nerdeydi ulan dürzübaşı? milletin ödediği kiraları duyunca tutuştu eteklerin, insanlığını kaybettin di mi? kusura bakma ama hep düşeş atamazsın bu hayatta. o tuttuğun zarları götüne sokacak birileri çıkar elbet.

    neyse,

    dönem bitene kadar netice alamadı çabalarından. zira kirası her ay, kontratta yazan günden de evvel yatıyordu hesabına. elektrik, su faturası derdi yoktu. komşular memnundu, herhangi bir şikayet sözkonusu değildi. şartların hepsi lehimizeydi hülasa. yasal olarak haklı bizdik, eh serde de direnişçilik var zaten. çok zorlamadı bu mücadele bizi. ama onun ömründen ömür gitti. her arayışında, sesindeki inanç dozajı düşüyordu kakülüne sürttürdüğümün. yeni bir ev içün koşullar olgunlaşınca taşındık. lakin, yaşadıklarının rövanşı olarak depozitonun üzerine yatmayı uygun görmüş ki evin içinde gezerken farkettiği deliğe, kırığa "siz yaptınız, bura böyle değildi" deyu yaftayı vuruyor. yüzü de kızarmıyor üstelik. senin ne mal olduğunu anlamadık mı biz baştan, be hey göt lalesi? ona göre önlem almadık mı? ev arkadaşlarımdan biri, daha taşındığımız hafta evdeki problemli yerlerin fotoğraflarını çekmişti, gösterdik. bunu yapmak zorunda bırakıldık, hale bak. " eheh o vakitler gözümüzden kaçmış demek ki, neyse alın bari" dedi. üç beş kırık değil, insanlık kaçmış senin gözünden pezevenk. erdem kaçmış. haya kaçmış.

    diyeceğim şu ki, öğrenciyseniz bu tip kişilerle muhatap olma şansınız yüksek. fakat muğla'da öğrenciyseniz neredeyse kesin. dikkatli olun, önleminiz baştan alın. (d)üzülürsünüz mazallah.
  • eve zarar vermediğinizi kanıtlayabildiğiniz sürece icraya verilecek kişidir. bunun için eve girmeden önce fotoğraf çekip belgelemek yada kontrata ek madde olarak evdeki durumu aktarmak gerekir. kanuni yollardan uzaklaşmadan çözüm üretmek en iyisi, ama yok ben son kirayı da ödemem adamı haklı hale getiririm diyorsanız sizin bileceğiniz iş tabi.

    diğer yandan da bunlara herşey müstehak diyesim geliyor ama lanet olsun içimdeki insan sevgisine