şükela:  tümü | bugün
  • depremden önce binalarını kontrol ettirmek isteyenler için bir kaç şey yazmaya gayret edeceğim arkadaşlar. yaklaşık 5 senedir bu alanda çalışıyorum. iş hayatımın önemli bir kısmını yapı denetleyerek geçirdim. tabi bu yüzden epey belediyeyle de muhatap oldum. (istanbul anadolu yakasında)

    günün en önemli sözü şu olsun (büyük harflerle) :
    hiç bir proje depremde yıkılmaz. projesine uygun yapılmayan yapılar depremde yıkılır. (bu sözüm yeni binalar için, çünkü eski yönetmelikler deprem konusunda biraz zayıf kalmış olabilir. 2007 deprem yönetmeliğinden önce olanlar özellikle)
    yani beton kalitesi projesine uygun olarak dökülmeyen, demir işçiliği hatalı ve eksik olanlar, temel altı kazık projesi var olduğu halde kazık çakılmayan projeler yıkılır.
    müteahhit çalar mı? denetlenmeyen her şey çalınır.

    edit 6: konu, imar affı üzerine. belediyelerin iskan vermediği binalara iskan vermenin sonuçları.
    bir yapı nasıl yapılır? bir mimar ile anlaşılır. mimari proje çizdirilir. sonrasında zemin etüdü yapılır. statik, elektrik ve makine projeleri çizilir. belediye onayına sunulur. projede herhangi bir sorun yok ise ruhsat çıkartılır. binaya başlanır. belli dönemlerde (%10, %20, %60, %80, %100 seviyelerinde) belediye kontrol eder(yapı kontrol veya yapı denetim müdürlüükleri aracılığıyla). herhangi bir sorun yoksa o yapıya iskan (yapı kullanımizin belgesi) verilir

    peki imar affı niye çıktı?
    imar affı, yukarıda saydığım denetleme zincirlerinin birinde veya birden fazlasında hata, sorun veya eksik yapılmış olan veya yapı yapılırken herhangi bir projelendirmesi yapılmamış, gecekondu sayılabilecek yapılara iskan verilmesidir.

    iyi taraflarını anlattılar çokça. emlak vergisi vs
    kötü taraflarını anlatmaya çalışalım.
    öncelikle en kötüsü şu; herhangi bir projesi olmayan, gecekondu diyebileceğimiz, yapımı esnasında herhangi bir denetleme unsurunun yer almadığı bir şeye iskan vermektedir. yani bunu nasıl yaptılar bilmiyorum.
    gelelim şimdi diğer kısma, burası da en az yukarıdaki kadar riskli.
    projesi yapılmış bir binaya neden iskan verilmez. kabaca şöyle
    1- en önemli eksik, bina yapılırken herhangi bir katın betonunun istenen dayanımı sağlamamasıdır. yaş numune 28 günde kırıldığında istenen değer sağlanmazsa. 60 gün içinde karot numunesi alınır. bu da istenen değeri vermezse. çevre ve şehircilik bakanlığına dilekçe yazılır. onlar bir mühendis ekibi yönlendirir ve seçtikleri bir laboratuvara tekrar karot aldırılır. bundan sonra eğer tekrar karot numuneleri istenen değerleri sağlamazsa durum kötüleşiyor. ya karot sonuçlarına göre varolan yapıya göre performans analizi yapılır. (yeniden hesap diyebiliriz.) eğer burada da sorun çıkarsa. o yapıya yıkım kararı çıkartılır.
    2- bu çok önemli mi tartışılır. şu yüzden; bazen çatı büyük yapılmıştır. pencere tipleri farklıdır vs vs vs. bu yüzden de iskan verilmeyebilir. ama bunlar genelde halledilebiliyor.

    işte yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı iskan alamayan ve hatta yıkım kararı çıkartılan yapılara iskan alma şansı verildi. kim oralarda oturuyor acaba?

    örnek olarak şunu vereyim. 2015 yılında çalıştığım şirketin bir şantiyesinde betonunda sorun çıkmıştı. sonra ben işe başladığımda bakanlık ile birlikte de karot alındı. sonuçlar c20 nin altında çıktı. (yönetmeliğe göre c20 nin üzerinde çıkması gerekiyor. aksi takdirde yıkım). performans analizinde de kurtarmıyordu. sonuç: belediye yıkım kararı çıkarttı. 2016 yılının ortalarında.
    o binaya ne oldu? imar affından yararlanıp iskan verildi. yaklaşık olarak 80 bin tl civarına.
    yani ne denir bilmiyorum

    edit 5: bitişik nizamdaki hatalar ve riskler
    bitişik nizam özellikle çarşı gibi yerlerde, yoğun nüfus olan mahallelerde veya çok küçük arsalardan dolayı izin verilen bir şey. çok eski zamanlardan beri vardır. vs
    bitişik nizam yapılırken dikkat edilmesi en önemli nokta yapıların arasında 5-10 cm'lik bir boşluk bırakılması ve daha da önemlisi kat tabliyelerinin aynı hizada olmasıdır. yani karşılıklı olan katların yüksekliklerinin aynı olmasıdır.
    bu niye önemlidir? çünkü deprem anında her binanın sallanma frekansı farklı olduğu için sallandığı zaman bir binanın tabliyesi diğer binanın kolonuna vurup kırmasın diyedir. çünkü çok sağlam bir bina dahi olsa sırf bu yüzden yıkılan yapılar yüzlerce bina var. özellikle 99 gölcük depreminde.
    ama çok zor bir şey olmadığı halde belediyelerin çoğu buna dikkat etmedi. çoğu hala da etmiyor. hala dediğim şey; şu an yapılmakta olan binalarda da bu hatalar var. ve bu belediyenin hangi partinin elinden olduğundan bağımsızdır. ve emin olun şu an yeni çıkan veya çıkmakta olan projelerde bile hala bu hatalar var.
    fotoğraflar benim çektiğim ve daha önce benim şahit olup çektiğim fotoğraflar. google haritalarda istediğiniz mahalleye bakın. eğer ki bitişik nizam varsa mutlaka aynı hatalar yapılır. ( binaların arasında 5-10 cm boşluk oluyor. ama bu kesinlikle ve kesinlikle yetersizdir eğer ki kat yükseklikleri farklı yapılmış ise)
    bunu kontrol edip ona göre çizilmesini sağlamak çok mu zor? bence kolay ama şimdiye kadar yapılmadıysa ve hala buna dikkat edilmiyorsa demek ki çok zormuş. ama orada oturacakların hayatları çok mu ucuz?

    her fotoğraf farklı bir ilçeden(istanbul)
    oradaki yeni olan binalar bu senenin. evet yanlış değil. bu senenin
    https://imgyukle.com/i/od5bav
    https://imgyukle.com/i/od5dtx
    https://imgyukle.com/i/odtkko
    https://imgyukle.com/i/odtrxh
    https://imgyukle.com/i/odtowu

    en başa ekleyeyim de gözden kaçmasın. ali ağaoğlunun deniz kumu kullanımı ile ilgili söylemi.
    https://www.youtube.com/watch?v=p-7ffmm5xsg

    edit4:deniz kumunun beton dayanımına olumsuz etkisi aslında çok eskiden beri biliniyor. ama epey uzun yıllar engellen(e)medi.
    etkisi ne kadar kötü onu? onu anlatmaya çalışayım.
    2 türlü ciddi olumsuz etkisi vardır. bir tanesi sırf deniz kumundan yapıldığı için aynı beton yüzde 34 tür. bunu ben sallamıyorum. bilimsel makalelerde geçiyor. sebebi ise içindeki "kirli" malzemelerin betonda boşluk oturmasından dolayı. burada anlatılıyor. haberin sonunda makale var. incelerseniz iyi olur. istanbul ilçelerinin bina durumlarını da anlatmış.
    https://www.sanalsantiye.com/…-mukavemetine-etkisi/

    ikinci ve uzun dönem etkisi, ve bizim için depremlerde ortaya çıkan etkisi ise şudur (bu etki uzun yıllar da kendini göstermektedir, 10+ yıl ) ;
    denizin içerisindeki tuzların etkisiyle demirde meydana gelen korozyondur. demirdeki bu korozyondan dolayı çapı düşecektir. burada normalde beton, demiri tam olarak sarmaktadır. ama korozyon sonucu demir ile beton arasında artık rijit bir bağ yoktur. ve maalesef (büyük harflerle), o artık bir betonarme değildir. demir ayrı beton ayrıdır.

    korozyon sadece deniz kumundan olmaz. paspayı kullanılmazsa da meydana gelir. yine uzun uzun yıllar bu hatalar engellenememiştir. (suç kimin ben bilmem, sorumlu kimdir onu da siz düşünü)
    paspayı kullanılmadığı için demiri saran beton tabakası da çok ince olduğu için özellikler dışa bakan kolon,kiriş ve perdelerde çok ciddi korozyon oluşmuştur.
    https://www.insaport.com/…n-nedir-nasil-engellenir/

    paspayı ve deniz kumu hataları şu an çoğunlukla bitti belki. ama bizim babalarımız ve annelerimizin itiraz etmemesinden veya bilgisizliğinin sorununu hem onlar hem biz çekiyoruz.

    edit 4.1: ülkemizin her yerinde fay hatları var. son 1960 tan bu yana 58202 insanımız ölmüş. 122096 yaralı. 411465 bina yıkılmış. sayıyı ve mali hasarı tahmin edebilir misiniz?

    edit4.2: dünyadaki beton kalitesi ile türkiyedeki beton kalitesi üzerine bir karşılaştırma.
    gelişmiş ülkelerle bizim aramızda dağlar var(dağ derken siz everesti düşünün)
    büyük projeler için kullanılan betonlar tek başına bir karşılaştırma olmaz belki. ama ciddi fikir verir.
    bu arada hazır beton teknolojisi almanya da 1903 te, amerika da 1913 te, ülkemizde 1978 de ortaya çıkmış.
    kendimizi onlarla karşılaştırmak çok doğru olur mu? bilemiyorum. ama yerimizi bilelim, yanlışlarımızı kabul edip, buna göre çalışalım.
    http://www.betonvecimento.com/…ek-dayanimli-beton-1

    edit3:yapı denetleme 2008 yılında 19 ilde, 2011 de bütün illerde yapılmaya başlanıyor. ne kadar eski değil mi?

    edit2: beton mu önemli yoksa demir mi?
    deprem için de bunu şöyle açıklayama çalışayım. deprem oluştuğu zaman ilk önce beton bu etkiye karşı koymaya çalışacaktır. tabi burada demirle birlikte çalışıyorlar. ama beton kırılmazsa bina hiç zarar görmemiş olur. ama beton kırılırsa (yani kolon veya kiriş) binayı komple göçmekten demir kurtarır. depremden sonra muhtemelen bina yıkılmak zorunda kalır ama kimse ölmemiş olur. ama demirler de depremin gücüne karşı koyamayıp kopmaya başlarsa işte o zaman en kötüsü olur. bina komple göçer.

    dipnot mealinde bir şey daha ekleyeyim. bina zarar gördüğü zaman istenen şudur. kolonlara bir şey olmasın. kirişler çatlasın önce. çünkü herhangi bir yerden kırım olursa artık rijit bir yapı ortada kalmadığı için deprem etkisi epey azalıyor. o yüzden kiriş kırılması kolon kırılmasından daha iyidir. çünkü kiriş kırıldığı zaman bina komple çökmez. bölge bölge yıkılır. ama kolon kırılırsa bina komple çöker.
    https://static.karar.com/…7/golcuk-depremi-1999.jpg
    https://cdn.yeniakit.com.tr/…/1479910888-b3707b.jpg

    bu arada ülkemizde eski zamanlarda yani teee selçuklu(ironi) zamanlarında böyle bir yanlış yapılmıştır. yani bilmeden kirişler daha güçlü tasarlanmış. sonuç? 1999 depreminde ortaya çıktı. ve daha da çıkacak. ve ne bu yüzden bir şey yapıldı. ne de özür dileyen, istifa eden oldu.

    edit 1:eski binaların hepsinin betonu kötü müdür? evet. ama bu, o binanın kesin olarak yıkılacağını söyleyemeyiz. depremin binalara nasıl etki ettiğini yazmaya çalışayım.
    deprem zeminin altında oluştuğu için üzerindeki her şeyi sallar. bu yüzden bir bina ne kadar ağır ise o kadar fazla deprem yükü alır. yani bir bina ne kadar yüksek ise o kadar çok depremden etkilenir.
    afaki rakamlar üzerinden bir örnek vereyim. o zaman iyice anlaşılır diye düşünüyorum. diyelim ki 10 katlı eski bir bina ve 10 katlı yeni yapılmış bir bina olsun. bunların ağırlıkları, yükseklikleri vs aynı olsun. ve komşu binalar olsunlar. deprem oluştuğu zaman bu binaları etkileyen deprem yükü birbirine yakın olur. ama birinin beton kalitesi 100 olsun. diğerinin beton kalitesi 400 olsun. işte burada betonun kalitesi yüksek olan. o deprem etkisine karşı koyup çatlamaz veya göçmez. ama 100 olan yüksek ihtimal çöker veya komple göçer.
    o yüzden eski binalardan tek veya az katlı binalar için böyle bir avantaj var. çünkü maruz kalacağı deprem yükü daha az olacaktır.

    en altta yapı denetim sisteminin oluşturulması ile ilgili bir dipnot var. tarihlere özellikle bakın lütfen.

    en başta şöyle bir tavsiyeyle başlayayım. mümkün olduğunca yapı denetim uygulama yönetmeliğinin çıktığı 2008'den sonra yapılmış yapılarda oturunuz. ama daha da mümkünse son 3,4 yıllık evlerde oturunuz. sebebi ise daha güvenli olmaları.

    önce nasıl kontrol edilmesi gerektiğini anlatayım. sonra yapı denetimlerde yapılan yanlışları anlatırım.

    diyelim ki, oturduğunuz binanın sağlamlığını görmek istiyorsanız. sizin yapacağınız bazı kontroller var. ondan sonra inşaat mühendislerine kontrol ettirmeniz gerekiyor. sizin yapabileceğiniz şeyler şunlar: bakılacak 3 şey var. kolonlar, kirişler ve tabliye (tavan). eğer ki üzerinde kalın bir tabakası yoksa, özellikle kolon ve kirişlere bakıp çatlakları kontrol edebilirsiniz.

    https://www.saglikpersonelihaber.net/…deo-h866.html

    sağlık merkezinin kolonuna bakın arkadaşlar. biz gerçekten tesadüfen doğuyoruz ya birde tesadüfen yaşıyoruz. bu yerin acilen boşaltılması gerekiyor mesela ama kimin umurunda. adam diyor ki 7 senedir böyle. helal olsun, ayakta alkışlıyorum. )

    neyse konuya dönelim. kolonlarında yukarıdaki gibi bir çatlak varsa şimdiden geçmiş olsun veya allah taksiratını affetsin diyorum.
    kirişleri en kolay merdiven sahanlığından görebilirsiniz. oradan çatlak olup olmamasını görebilirsiniz
    tabliyedeki çatlaklar ise sıva çatlaklarına dikkat edin. bazen kötü işçilik sonrası sıva çatlağı olabilir. onlar önemli değildir. tabliyenin içinde çatlak olmalıdır.
    duvarlar genellikle taşıyıcı elemanlardan olmadığı için buradaki çatlaklar ise sadece fikir vermesi konusunda kullanılabilir. (eğer yığma yapı değilse)

    diyelim ki profesyonel olarak birilerini davet ettirip kontrol ettirmek istediniz. tabi bunun da bir maliyeti var. ve dövletin kendisi burada hiç bir şey yapmıyor. ne yapabilir? tabi burası tartışmalı. ama imar affı çıkararak, herhangi bir denetim yapmadan size iskan verip para isteyebilir. kimse yanlış anlamasın burayı tabi. bize hizmet için bu para toplanıyor. çağırdığınız ekip gelip kolon ve kirişlerden beton numunesi alır ilk önce. mümkünse her kattan alınması ( eğer farklı zamanlarda katlar çıkılmış ise mutlaka her kattan).
    her kattan 3'er karot numunesi alınır.(evet doğru düşünüyorsunuz. bu yapıya daha çok zarar verir. eğer resmi işlem başlatıp kentsel dönüşümden faydalanmak istiyorsanız. başka yolu yok maalesef. ama bilgi edinmek istiyorsanız. schmidt çekici kullanılabilir. yani bu yöntemin sağlıklılığı tartışmalı, çünkü resmi olarak geçerliliği yok. ama yine de o da bir yöntem. kolon ve kirişler delinmediği için yapıya zarar verilmiyor.)
    ondan sonra bütün kolon ve kirişlerin demir miktarı ve çaplarını bulmak için röntgeni çekilir.
    elde edilen bu bilgiler ışığında sap2000, sta4cad gibi programlarından birinde modelleme yapılır. (sta4cad, idecad, probina gibi yerli olan programların maalesef uluslararası geçerlilikleri pek yok. sap2000, tekla, etabs gibi programlar inşaat mühendislerinin ilahlarındandır. ama yurtiçindeki büyük projeler dışında neredeyse hepsi sta4cad, idecad ve probina ile çizilir. alın size daha büyük sorun. ama umursayan olmadı şimdiye kadar.
    neyse devam edelim.
    bu programlardan birinde sizin yapının modellemesi yapılır. bulunduğunuz konuma göre deprem yükleri etkitilir. ve binanın meydana gelecek depremlerde ki dayanımı ortaya çıkar.
    beton numunelerinin verdiği değerler eski binalarda epey düşük çıkar. eğer 20 mpa(megapascal) civarı çıkarsa sizin bina taş gibidir. ama ortalama 10 mpa'lın altında çıkar. (2019 itibariyle kullanılabilecek en düşük beton sınıfı c30(30/37mpa) direkt olarak yukarıdaki değerlerle karşılaştırılamasada c30'da karot değeri 28,05 mpa'dır)

    maliyet için fikir edinmek isteyenlere; (istanbul için) 5-6 bin civarı paralar alınıyordu en son. bu dediğim 3,4 katlı binalar içindi. daha büyük yerler için daha çok talep edilir. birde bizim insanımız çok namusludur. deprem muhabbeti başladığı için bunu fırsat bulup daha fazla da talep edebilir. yani yine yanlış anlaşılmasın lütfen bu durum. bizim sağlığımız ve en önemlisi bizim canımız için çalışıyorlar.

    birde yanlış bilinen bazı doğrular hakkında bir iki şey geveleyeyim. yüksek yapılar için çoğu insanda şöyle bir yargı var. sanki depremde onlar çok daha çabuk yıkılacakmış gibi bir algı var. kesinlikle doğru değildir bu. şöyle düşünün: mahalle arasında 'namuslu' bir müteahhitin yaptığı bir binayı. sadece yapı denetim mühendisi denetler. o da tabi daha önemli bir işi çıkıp ofiste oturup çay-sigara, veya kahve- sigara keyfi sürebilir. zaten küçük şantiyelerin neredeyse hiçbirinde şantiye şefi çalışmaz. orta veya büyük bir firmanın küçük bir şantiyesi değil ise. ve küçük dediğim şantiyeler 30-40 daireye kadar çıkar. benim başladığım bir şantiyede benden önce mühendis yoktu. 120 dairelik bir projeydi deyip susuyorum.

    büyük projelerde onlarca mühendis çalışır, zaten yüksek yapıların önem katsayısı normal konutların önem katsayısından daha yüksek olduğu için daha güvenli olarak tasarlanırlar. bunlara devlet kuruluşları da dahil.

    tekrar olarak
    günün en önemli sözü şu(büyük harflerle) : hiç bir proje depremde yıkılmaz. projesine uygun yapılmayan yapılar depremde yıkılır. (bu sözüm yeni binalar için, çünkü eski yönetmelikler deprem konusunda biraz zayıf kalmış olabilir. 2007 deprem yönetmeliğinden önce olanlar özellikle)

    dipnot: yapı denetimi, 10.04.2000 tarih ve 24016 sayılı resmi gazetede yayımlanan yapı denetimi hakkındaki kanun hükmündeki kararname ile başlatıldı. bu kararnamenin yerini daha sonra 13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı resmi gazetede yayınlanan 29/6/2001 tarihli, 4708 sayılı yapı denetimi hakkındaki kanun aldı.
    yapı denetim uygulama yönetmeliği ise 2008 (resmi gazete : 05 gubat 2008/26778) yılında çıkmıştır. yani bomboş geçirilen koskoca 7 yıl. tabi bu arada 19 ilde uygulandı bu kanun. bütün illerde kanunun yürürlüğe girme tarihi 1 ocak 2011.
    neyse eskiye sövmekle işler çözülmüyor.

    bu arada yeni olduğu halde adlarını buradan yazmak istemediğim bazı beton firmalarının betonlarını kullanıp çok kötü olan binalar da var maalesef. laboratuvarlar arasında raporları düzgün çıkarmayan bazı laboratuvarlar vardı bir ara. o yüzden iddia ediyorum. istanbulda beklenen bir depremde yeni binaların %15-20 civarıda çok riskli. özellikle düzgün yapı kontrolü yapamayan ilçe belediyelerinde.
    ha bu sorun nispeten aşıldı. ne zaman? 1 ocak 2019. yani o bazı beton firmaları 1 ocak 2019 tarihinden sonra düzeldi. çünkü yönetmeliği bakanlık 11 yıl sonra anca değiştirebildi.

    yapı denetim ile ilgili kısma sonraya bırakayım. zaten uzunluğundan dolayı iyi bir küfür fırtınası üzerime gelecek diye düşünüyorum.
  • öyle bir toplum olmuşuz ki deprem mevzu bahis olunca yapı denetimcisi ayrı zemin etütçüsü ayrı belediyecisi ayrı döker eteğindeki taşları. hepsi kendi sektöründe dönen dümenleri bilir de söylemez. deprem yönetmeliği olsa ne olur geç gelse ne olur? kentsel dönüşümü ranta kurban edip öte yandan para için arsa tapulu yerlere kondurulmuş projesiz yapılara yapı kaydı verdikten sonra. projesine göre yapılmış bina tabi ki çökmez ama işte proje yok, sıkıntı orda.
  • ayrıca #95928337
  • şurada beton kolonların kırılışını görebilirsiniz.
    ucuz yapı güvenlik sensörleri
    depreme dayanıklı binalar nasıl yapılmalı?

    bina kontrolünü devlet muhakkak ele almalıdır. masrafı ne olursa olsun. saçma vakıflara para dağıtmak yerine birinci öncelik budur. kontrol sonucunda güçsüz binayı mühürlemek de ancak devletin kolluk güçlerinin yapabileceği bir şeydir.
  • tam da yana yakıla bilgi aradığım bir konuda, sözlüğün eski günlerdeki kalitesini hatırlatan bir entryle tertemiz açıklanmıs husus.

    artık iş başa düştü, bakacağız aslında bir tabut mu evlerimiz...
  • depremle ilgili vatandaş ve devletin bir numaralı önceliği olması gereken konu. artık deprem olacak mı, kaç şiddetinde olacak, hangi fay kırılacak, bırakın bunları.
    istanbul'da deprem olacak.
    güvenli binalarda yaşayıp, çalışıyor musunuz? sormanız gereken tek soru bu.
  • devletin acilen el atması gerekendir.

    ben kafayı yiyeceğim, bu vebalin altına nasıl girebiliyorlar hiç mi rahatsız etmiyor bir kişiyi bile?! bir kişi bile hiç mi rahatsız olmuyor?

    yaşamın durması lazım, risk arttı işte bunun lamı cimi yok. normale döndü herkes. ciddiyetin farkında değil kimse. ben mi abartıyorum diyorum sonra. ama gelecek işte bu.. büyük ihtimalle eski bi apartmanda oturuyorum. sarıyerde. sahile yakın. eğer eskiyse 99u atlatmış bir sorun olmadan. ve tamamıyla bitişik nizam. devrilme olasılığı düşük. çökerse zaten yapacak bişi yok. sadece bunlara güveniyorum. merdivenlerin alt kısmında 1 cmlik bir alan bile yok. yani iki basamağın birleştiği yer resmen 1 cm. o yüzden deprem anında yapılacak en son şey merdiven. bizimkinde hele daha da tehlikeli. sarsıntıyı atlatırsak pencereden atlayacağız, plan bu. çanta da hazır. yani benden bu kadar. ben üstüme düşeni yaptım, gerisi allaha emanet ne diyim ki.

    ama hepimizden üstte olan devlet neden bir halt yapmıyor delireceğim. iyi ihtimal/kötü ihtimal yok burada. en kötüsünü düşünmemiz lazım ve ona göre plan yapmak lazım. devletin yapması lazım. of allahım sabır ver, sakinlik dinginlik ver.

    bu başlığı açanlara ve bilgisini aktaranlardan da allah bin kere razı olsun.
  • vatandaş yapı denetiminin ne olduğunu, nasıl yapildigini bile bilmiyor. belediyelerden ses çıkmıyor. gerçekleşmesi muhtemel istanbul depremi için çok acil eylem planı hazırlanmalı. deprem dayanıklılık testi, yapı denetimi vb. gibi konular vatandaşın insiyatifine bırakılmadan 26 eylül istanbul depreminden sonra devlet tüm binalara ücretsiz yapı denetimi hizmeti sağlamalıdır.
  • çok faydalı bilgiler içeren başlık. maalesef konuyla ilgili çok fazla bilgi kirliliği var halk arasında.
  • proje yıkılmaz evet. çokça da tekrar edilmiş.
    ama proje ile ilgili esas sorundan bahsedilmemiş.
    proje yıkılmaz, projeye uymayan imalat yapılan bina yıkılır. evet doğru ama eksik.

    mutayitlerin eğitim seviyesi vb göz önüne alınınca, her türlü arkadan dolaşacağı bellidir.
    arkadan dolaşmaya fırsat verecek şekilde proje yapılıyorsa, bu da proje hatasıdır.