şükela:  tümü | bugün
  • kişinin ruhsal çöküntü hali, değersizlik ve isteksizlik.
    düşünce olarak durumuyla ilgili ümitsiz, çaresiz ve karamsarlık içinde oluyor. kendini bu durum içinde yetersiz ve değersiz algılıyor. hatta intiharı çözüm olarak görüyor, davranış olarak kendini toplumdan soyutluyor. depresyon geçiren kişiler içine kapanıyor, giderek durgunlaşıyor, hiçbir şeyden zevk alamıyor. bedensel olarak uykusu ve iştahı bozuluyor.
  • "bir çok şamanik toplumda, umutsuzluk, ruhsuzluk, moralsizlik veya depresyon şikayetiyle şaman'a geldiğinizde, size şu dört soruyu sorar;

    -dans etmeyi ne zaman bıraktın?
    -şarkı söylemeyi ne zaman bıraktın?
    -masal, hikaye dinlemeyi ve onlardan etkilenmeyi ne zaman bıraktın?
    -sessizliğin tatlı topraklarında huzur aramayı ne zaman bıraktın?

    biz dans etmeyi, şarkı söylemeyi, hikayelerden büyülenmeyi veya sessizlikte huzur aramayı bıraktığımızda, ruhumuzun bir parçasını kaybettiğimiz bir deneyim yaşamışız demektir.

    dans etme, şarkı söyleme, hikaye anlatma ve sessizlik, dört evrensel şifa merhemi."

    -angeles arrien ( the four-fold way: walking the paths of the warrior, healer, teacher and visionary yazarı)
  • (bkz: geçmiş değişmez)

    bunu hayata gerçekten geçirebildiğimde belki büyük ölçüde içinden çıkabileceğim döngü.
  • iyileşiyor. kesin bilgi. intihara da kalkıştım, self-harmın dibine de vurdum ama iyileştim. üniversite yıllarımı bir sis perdesi ardından hatırlıyorum ama olsun, iyileştim.

    tek yaptığım devlet hastanesinde gittiğim hekimin verdiği ilaçları 2 sene boyunca düzenli bir şekilde kullanmaktı.
  • son zamanlar benim de içinde bulunduğum durum. geçecek gibi de durmuyor. ilerisi kapkaranlık.
  • hayatın yükü altında ezilmek. hem yalnız kalma arzusu içinde olmak hem de yalnızlıktan bunalmak. nedensizce her şeyi bırakıp gitme isteğiyle dolup taşmak. ara sıra yoklayan balkondan atlama isteğiyle cebelleşmek. ya patlayana kadar yemek ya da da iştahtan kesilmek. her şeye tahammülsüzlük. hiçbir şeyden zevk alamama. bazen sessiz çığlıklar, bazen haykırırcasına ağlama. hayatın acı bir parçası. sonu yokmuş gibi görünen kuytu bir kuyu.
  • günümüz insanının her şeye sahip olsa da sıyrılamadığı durum. hayatın anlamını yanlış yerlerde arıyoruz.
  • sizi kurtulmak için yaptığınız her hamlede biraz daha içine çeken bir karanlıktır. eğer en dipte değilsen, hala biraz enerjin varsa şayet sabah mutsuzluğunu, donukluğunu yutkunur, gün ışığındayken o karanlıktan kaçmak için meşgul edersin kendini... işe gider, para kazanir, borsada takılır, sosyal medyaya düşer, sosyalleşir, bir şey yaparsın kendini ite ite. sonra yine gün çöker. eve gelirsin. yine o karanlıkla başbaşa kalırsın. bir sonraki gün agarip sen maskeni takana kadar yine kemirir durur seni orada.

    bazen gece de kaçarsın ondan. bir yerde sarhoş olursun mesela. anlamsız bir seksin ortasinda buluverirsin kendini. bazen her gece buluverirsin hatta, yanındakinin kim olduğunu dahi bilmeden sevişirsin bazı geceler. enerjin varsa şayet, son enerjinle cirpinirsin kaçmak için işte böyle.

    ama gün gelir o da biter. oradan sonrası yaşayan ceset zaten. yataktan kalkıp karnını doyurmanin bile zül olduğu bir cehennem.

    zordur. çok zordur.
  • gerçekten depresyonda olduğumu nasıl anlarım bilmiyorum. ama içinde bulunduğum süreç depresyonu getirdiyse bana bir an önce bitmesini dilerim. yoksa ben, ben değilim.
  • türkçedeki tam karşılığı "çöküntü" olan ruhun dermansızlık halidir.
    ayrıca ilhan irem tarafından "ben çöktükçe çöküyorum, çöktükçe çöküyorum, çöküyorum..." sözleriyle bu ruh halinin kümülatif yapısı oldukça iyi özetlenmiştir.