şükela:  tümü | bugün
  • annemin bir ayda örüp tamamladığı ve sonunda dün kargoyla elime ulaşan hırkadır.

    en başta dedim ki anneanneme bana depresyon hırkası ör diye. dedi deprisyen hırkası mı o neymiş öyle. ya işte böyle bol olcak, evde sürekli onu giycem, üşüdüğüm zaman beni ısıtcak. aslında hırka bahane. yaklaşık iki ay önce dedemi kaybettik ve dedemden geriye bana kalan hiçbir şey yok, anılardan başka. anneannemin de yaşı epey geçti. artık sık sık hasta olmaya başlıyor. bari tontoşumdan geriye bir şey kalsın diye düşümdüm. o aklıma geldiğinde, onu düşününüp ondan geriye kalan şeye sarılayım.

    anneannem tamam örerim oğluma nolcak bir hırka dedi. annem de çıkıp demez mi oğlum anneannenin gözleri pek iyi görmüyor yamuk yumuk örer diye. ahh anacığım benim. o da evladı giyecekse düzgün, güzel bir şey giysin istiyor işte. dedim anne ne önemi var bi kolu kısa bi kolu uzun olsun yeter ki anneannemin elinden geçsin. yok boşver ben örerim dedi. annem de çok yoğun, onun örmesini istemiyorum. bir de ona vakit ayırma boşver diyorum. dedim ya işte bir kere o kadar istediğimi gördü ya örmeden rahat etmez artık.

    örmeye başladı, bir ayda bitirmiş. dün geldi kargo paketi. içine kurabiyedir sigara böreğidir falan bir şeyler de koymuş. en altta kazağım var. giydim tam istediğim gibi olmuş bol, kalın ve güzel ısıtıyor. kolinin en altına bir baktım siyah poşet var, içinde de kabak çekirdeği. bi gülümsedim daha doğrusu duygulandım. babam çok yer kabak çekirdeğini. o yüzden de bizim evde eksik olmaz. ben de her memlekete gidişimde bitiririm hepsini. en son evden dönerken annem ısrar etti, olm şu kabak çekirdeğini de götür diye. anne ne gerek var alt tarafı kabak çekirdeği orda da var, canım çekince alır yerim dedim. ama nasıl içinde kalmışsa o kabak çekirdeği, onu da yollamış. ya ben sana ne diyem güzel anam, meleğim benim. işte böyle zamanlarda düşünüyorum da bir annenin sevgisi kadar değerli hiçbir şey yok bu dünyada. konuya kazaktan girip nerelere kadar geldim. allahtan erkeğim yoksa bu kadar duygusallığı tek bişeyle açıklayabilirdim. *
  • depresyonun ilerlemesi durumunda depresyon hırkası çıkartılıp deli gömleği giydirilir.
  • kişinin depresyonu ağırlaştıkça hırka süner, iner, tüylenir, hırka tamamen organiktir; hırkayla depresyon interaktif haldedir.
  • her kim ki depresyon hırkasının düğmelerini ilikler, o bizlerden değildir.
  • depresyon kostümünün kilit parçalarından. diğerleri çamaşır suyu lekeli eşofman altı, tabanı erimiş tüyleri keçeleşmiş tüylü terlik ve yakası kayık yaka olmuş yuvarlak yaka diz üstü t shirt. ben böyle sırf bakkala değil, bütün gideceğim yerlere gidiyorum, feleğin tekerine çomak sokuyorum.
  • keske giyildigi zaman gorunmezlik pelerinine de donusse de kimse dokunamasa, kimse rahatsiz edemese dedigim. iste o zaman tadindan yenmezdi.
  • depresyon hırkalı lise talebelerinde gözlemlenen bir diğer ortak yön ise öğle teneffüsü bitiş zili çaldığında herkes bahçeden toparlanıp merdivenlere yöneldiğinde onların kalabalığın kenarından ters istikamette kışın ortasında depresyon hırkasının içinde sadece incecik bir gömlekle göğsü bağrı açık bir şekilde bahçe kapısını açarak dışarı çıkmalarıdır..bahçede ne yapar ne ederler o soğukta ders başlamak üzereyken bilinmez..
    üşüme, terleme, acıkma gibi eylemleri karizma ve depresyon hırkası uğruna ikinci plana attıkları kesin bir bulgudur..şimdiye kadar hiç bir depresyon hırkalı genç diğer arkadaşlarıyla futbol, basketbol oynamak gibi sosyalleştirici aktivitelerde bulunurken kaydedilmemiştir..bu tiplerin tuvalette sigara içerken yakalanmamaları da şaşırtıcı bir olay olarak gösterilebilir..
    okul dönüşlerinde servis kullanıyorlarsa genelde en arkanın bi önünde cam kenarına otururlar (nedense)..servisten ilk inen de genelde onlardır..
  • büyük ceplerine kahve bardağımı koyduğum, 4 kilo ağırlığında, teyzemin beni rüyasında görmesi sonucu ördüğü beyaz hırkadır. evet, beyaz. çünkü teyzem siyah depresyon hırkamdan nefret ederdi.