şükela:  tümü | bugün
  • etraftaki hatunlara biraz dikkat edilir ise rahatlıkla gözlemlenebilir eylem. renk genelde kızıldır.
  • sevgilisinden ayrılan, kilo alan, hayattan sıkılan kadınların saçlarını kestirdikten sonra başvurdukları işlemdir. kadınlar depresyondayken ilk önce saçlarının modelini sonra rengini değiştirir. boyattıkları renkten hiç bir zaman memnun kalmadıkları için tekrar depresyona girerler, ailedeki ve arkadaş çevresindeki tüm kadınların saçların çok güzel olmuş demesiyle depresyondan çıkılır.
  • sertab erener'in iyileşiyorum sarkisinda "saçlarımı kestirdim hemen sarıya boyattım" seklinde bahsi gecendir.
  • kızıl
  • kadına has kadına dair bir şey gerçekten bu. hem de sosyal yaşamdan, ait olunan sınıftan ve hatta politik duruştan bağımsız tüm kadınların bir nevi nefes alma biçimi kötü giden ve kötü biten şeylerin ardından...

    ben pek kuaför insanı değilim. bazı kadınlar çok zevk alır saatlerce o en ergonomiği bile rahatsız edici koltuklardan, boyun fıtığının birebir sebebi şu saç yıkama zımbırtılarında saç diplerinin mıncıklanılmasından... bana bildiğin zül... o yüzden artık saçımın rengi ve boyu gerçekten kullanılamaz hale gelene kadar direnirim. ama boşanırken farklıydı...

    kozyatağında oturuyordum ben. sokak arasında bir mahalle kuaförüydü kuaförüm. yılışık elemanlarının yılışıklıklarını çekmemek için mücadele ederken ömrüm tükeniyordu ve bir gün kahvaltıdan dönüyorduk, elele yürüyorduk atatürk caddesinde. nefis bir kuaför salonu açılıyordu, sene 2004. ışıl ışıl, kocaman, tertemizdi dışardan bakınca. o çok severdi gösterişi, şatafatı, lüksü... çok da düşkündü süsüne püsüne. benim eşofman üstü beyaz tshirtlerimden nefret ederdi mesela. isterdi ki hep ışıl ışıl olayım, hep elbise giyeyim ve hep topuklu ayakkabı. tabii bu ayakkabı sorunsalının altında onun boyunun 1,90 benimkinin 1,56 olması hadisesi de etkili olmuş olabilir. " hadi şuraya gir ve saçlarını yaptır benim için " dedi, girdim... giriş o giriş... uzun soluklu birlikteliklerin insanıyım ben, oniki yıldır birlikteyiz bu kuaför salonu çalışanlarıyla... oniki yıl içinde annemi kaybettim, iki kez gelin saçı yaptırdım, hamile kaldım, bebeği kaybettim, yine hamile kaldım, doğurdum, hakeza saçımı, tırnağımı yapanlar evlendi, boşandı, yine evlendi, onların da çocukları oldu, eşleri vefat etti, anneleri, babaları... bir sürü kez güldük birlikte çok da ağladık... tabii bunca yıl orta ölçekte bir araba parası vermişliğim de vardır kendilerine...

    ama onun sarı dalgalı fönlü saçlarımı hayranlıkla sevip okşadığı o güne inat, boşanma kararını aldığım gün bir girişim vardı ki kuaföre... belime kadar sarı röfleliydi saçlarım, " kes hemen " dedim bunları, " kısacık kes ve siyaha boya " . anladılar sıkıntı büyük... ikna etmeye çalıştılar direttim. ama kesmediler saçımı, siyaha da boyamadılar. bakıra kaçan bir kızılla çıktım o gün ordan, saçlarım kırmızı gözlerim de ağlamaktan kırmızı... üç hafta görmedik birbirimizi, yeni saçımı görmedi, yeni " ben " i... çalıştığımız kurumun büyük bir toplantısında ben sahte kahkahalarla yeni " ben " e edilen iltifatları kabul ederken sola çevirdim başımı, biliyorum orada bana bakıyordu. en nefret ettiği şeydi kadında kızıl saç ve en nefret ettiğim orda anladı aslında bittiğini... acıdan ölme pahasına bitirdiğimi...

    gecenin bu saatinde, şu sosyal medyaya ahhh o güzel günler tadında bir #tbt koyacakken, neden hep güzel günleri koyuyoruz ki dedim. mesela beni ben yapan çektiğim acılar aslında, döktüğüm yaşlar, ettiğim ah lar... bunlar büyüttü beni ve o kızıl saçlı günlere dair bir resim koydum #tbt niyetine. ve aklıma düştü gece gece yaşam oyunumun o saçma kurgulu perdesi... hiç alkış alamadığım aksine oyunu sadece ve sadece terk etmek istediğim perdesi... oyunu değil ama başrol kılığındaki figüranı terk ettim ya da o beni terk etmişti. bilemedim bak şimdi...

    şimdi yine zor dönemlerden geçiyorken düşünüyorum da, kimse için bırak saçımı tırnağımı kesmem artık... buna da olgunlaşmak, büyümek ve kendini kendine ispatlamak diyorlar sanırım. dünyanın geri kalanından bana ne?
  • kendinizi tutun, yapmayın sakın dediğim şey. ben bunu bugün yaptım ve var olan ruh halim eskisinden de kötü oldu. ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. allah bu kuaförleri bildiği gibi yapsın, adama ‘sakın beni sarışın yapma’ dedim ,sonuç boydan boya pilatinden hallice saçlar. olduğumdan 10 yaş büyük gösteriyorum şu an, hem bi ton para verdim hem düzelttirmek için bi daha boyatıp canım saçlarımı iyice yıpratıcam. ağlamak üzereyim demiş miydim?
  • sanırım kestirip lila rengine boyatarak coşacağım bu duruma bakalım
  • erkeklerin de sakal uzatmasina denk gelir.
  • sürekli yaptığım eylem daha doğrusu depresyonda olduğumu insanlar saç rengimden anlayabiliyor insana değişik bir huzur veriyor sorgulamayın biz böyle mutluyuz .
  • tam tersini yapıp sarı olan saçlarını asker traşı yaptıranı var. çok da doğal olmuş kır saçlarıyla.

    geçen akbatı'da buluştuk, bir kahve eşliğinde. sohbet muhabbet derken, kalkarken sordu. "nasılım böyle, beğendin mi?"

    ona cevabım, "seksi mi diyorsan değil ama doğal bir kadın olmuşsun" oldu.*