şükela:  tümü | bugün
  • depresyonu "kendini kötü hissetmek işte yeaaa, böyle yağmurlu günde elinde kave fincanıyla bütün gün oturmak hmmpphss" zanneden tiplerin verdiği kitap tavsiyeleri. yukarda bir yazar arkadaş çok güzel demiş, "günlük ihtiyaçlarımı karşılamakta zorlanıyorum, siz nasıl kitap okuyabiliyorsunuz?" diye. depresyon tam olarak da budur. depresyon bir sağlık uzmanının (psikyatrist veya psikolog) teşhis etmesi gereken bir durumdur, sizin burda "kitap oku geçer yeaaa" diyeceğiniz bişi değildir.
  • depresyondakiler odaklanabiliyor ise helal olsun dediğim başlıktır.
  • iyi hissetmek/dr.david burns

    "birisi size her onay vermediğinde kendinizi otomatik olarak aşağılamak gibi kötü bir huy geliştirmiş olabilirsiniz. bu eğilimi çocukken kazanmış olmak sizin hatanız değildir ve bu kör noktayla büyüdüğünüz için kendinizi suçlamayın. ancak bir erişkin olarak, bu konuları gerçekçi biçimde ele almak ve bu özgül duyarlılıktan vazgeçmek için gerekli adımları atmak sizin sorumluluğunuzdur."
  • kendini kötü hisseden, o an kafası bir şeylere çok takılmış, hayatından kopmak isteyen, daha kötüsünü görüp şükretmek ya da daha iyisinin hayaliyle iyi hissetmek isteyen vs. insanlara verilebilir bu tavsiyeler bence de. ama sanatın her şekli beni acıtır. bu yüzden çok iyi olduğum bir zamanda bile sanattan kaçtığım oldu.

    çok iyi günlerim var. böyle günlerimde yataktan kalkabiliyorum güneş hala tepedeyken. yapmam gerekenleri yapabiliyorum. içimdekileri bastırabiliyorum. arkadaşlarımla buluşabiliyorum. insanlarla konuşabiliyorum. gülebiliyorum. kitap okuyabiliyorum. film izleyebiliyorum. yemek yapabiliyorum.

    iyi günlerim de var. yataktan kalkabiliyorum. terapiye kendimi zorlayarak gidebiliyorum. arkadaşlarımla plan yaptıysam ekmeyi düşünüyorum ama zorlayarak halledebiliyorum. buluştuğumda kaçma hissini çok zor bastırıyorum. yemek yapmıyorum. söylediğim yemeği tırtıklıyorum. komedi dizileri izleyip kendimi susturmaya çalışıyorum. başarabiliyorum bunu. okumam gereken kitaplar oluyor, zorunluluk olanları okuyabiliyorum, kendi istediklerimi okumuyorum. müzik dinleyebiliyorum ama bir süre sonra kapatmam gerekiyor. hala ayakta kalma çabam var çünkü.

    bir de kötü günlerim var. yataktan çıkamıyorum gün içinde. terapimi erteliyorum. belki terapistimle telefonda konuşuyorum durumu. tanıdık bir ses duyunca ağlamaya başladığım için annemle bile konuşmak istemiyorum. sonra ağlama krizleri ve yalnızlık çaresiz bırakınca annemi arayıp telefonda bazen saatlerce ağlıyorum. yemek söyleyemiyorum. yemek yiyemiyorum çünkü. bayılacak gibi olunca zorla bir meyve alıyorum elime. birkaç tırtıktan sonra bırakıyorum. duşa girmek için bile kendimi zorlamam gerekiyor. üstümü değiştirmek için zorlamam lazım kendimi. mesajları okuyor ama cevap vermiyorum. belki, halimi bilen ve anlayabilen birine dönüyorum sadece. kısa bi özet geçip özür dileyerek. müzik dinleyemiyorum. kitap okuyamıyorum. başlayıp bırakıyorum sürekli. en sevdiğim kitapları okurken bile üç dört cümleden sonra delirecek gibi oluyorum. bir şeyler duymak istemiyorum. en günlük muhabbetleri bile dinleyemiyorum çünkü içimde bir şeyler patlıyor. o an o konuya odaklanmayı geç dinlemeden duymak bile katlanılmaz geliyor.

    en dip günlerimde ya sadece uyuyorum ya uyumayı da beceremezsem yatakta bir süre ağlayıp bir süre boş boş bakıyorum. bir yanıyor içim bir donuklaşıyorum. donuklaşmak korkutucu olsa da tercihim. içimdeki tüm ses susuyor çünkü. terapistimle bile konuşamıyorum. iptal etmek için telefon açamıyorum. yemek tırtıklamayı da bırakıyorum. üstümü değiştirmiyorum. duşa bile girmiyorum.

    ne zaman hangi günümde olacağımı bilmiyorum ve bazen 24 saate üstteki günlerden ikisini üçünü sığdırdığım oluyor. bir keresinde, iyiyim dediğim bir günde, içimdekileri şaşırtıcı bir şekilde bastırıp görmezden gelebildiğim bir günde ders çalışmaya başladım. mutlu olacaktım neredeyse hatta o donukluktan sıyrılıp. sonra bir şiir okumam gerekti. kütüphanede ağlamaya başladım. kendimi tuvalete kapatıp sessizce yumruklarımı sıkarak ağladım sonra. eve yürürken biraz donuklaştım. müzik dinlemeye başladım. daha da göçtüm. sonra birinden kötü bir mesaj aldım. konusu önemli değil, belki çok kötü de değildi ama bir şeylerin son damlasıydı. iki hafta falan olmuştur. anca toparladım biraz. bulunduğum şehirden kaçmam gerekti yalnız olmamak için. ailemin yanına geldim. eve dönemiyorum. işlerimi halledemiyorum. hayatım alt üst olmak üzere. yine.

    şu an ne bir resme bakmayı, ne bir film izlemeyi, ne müzik dinlemeyi ne de bir şiir ya da kitap okumayı göze alabilirim. yapamam da zaten. sabrı olmamak gibi de anlatılabilir. dayanamamak sadece. birinin hikayesini de dinleyemem. derin ve anlamlı sonuçlara da varamam hayatla ilgili. kararlar alamam. silkinip kendime gelemem.

    tavsiye edilen kitaplara baktım biraz. insanın anlam arayışı. dokuzuncu hariciye koğuşu. deliliğe övgü. güneşe bakmak ölümle yüzleşmek.

    dalga mı geçiyorsunuz? ilk düşündüğüm buydu. oldu olacak, goethe de okuyup intihar edeyim, dedim bir an. çantamda duruyor şu an ve korkuyorum o kitaptan. romantiklerden de korkuyorum şu an mesela. adlarını duymaya bile tahammülüm yok. hehe.

    hayatın acımasızlığını görüp saçmaladığınızı anladığınız zamanlar vardır. dertlerinizin anlamsızlığı, acılarınızın suniliği ya da belki şımarıklığınız... böyle zamanlar var. dertlerinize, kendinize mantıkla yaklaşabildiğiniz zamanlar. ya da benim gibi, güzel bir kitap okuyup, güzel bir resme bakıp kaldığınızda ağlamanızın normal olduğu, sanatın verdiği acının güzel olduğu, ağlayarak müzik dinlemenin huzur verdiği zamanlar vardır. belki tatlı ve zararsız, romantik bir melankolidir bu ya da belki böyle oluyordur sadece. kaldırabileceğiniz zamanlar vardır tüm bunları. hayat, biraz düşünerek yaşadığınızda depresyon gibidir zaten herkes için.

    ama depresyon başka bir şey sanırım. güzel bir şey değil. iyi bir şey değil. herkesin zaman zaman yaşayabileceği bir şey belki ama çok kafa karışıklığı var sanırım bu konuda. hepimiz zaman zaman göçüyoruz. bazılarımız daha hassas yapıdalar ve daha sık göçüyorlar. yine de eğer depresyonu şımarıklık olarak görüyorsanız ya da depresyondaki insanın "hayatın gerçekleri"ni hatırlayınca, ölümü ve hayatın kıymetini görünce, doğası üzerine düşününce, kendinden kötü durumdaki insanların yaşadıklarını ya da azimlerini dinleyince depresyonundan kurtulacağını düşünüyor ve ona göre veriyorsanız tavsiyelerinizi, aynı sayfada değiliz şu an. aynı pencereden bakmıyoruz. bambaşka şeylerden bahsediyoruz belli ki.

    depresyon şımarıklık değil. keşke öyle olsa. depresyon dünyanın en büyük acısını çekmek de değil. depresyon hava atmak için kullanılabilecek bir şey de değil, bir kesimin inancına rağmen. depresyon sömürüyor. bitiriyor. yardım almanız gerek ama bazen o yardımı bile alamıyorsunuz. olsun. daha iyi günleriniz de olacak. o zaman alacaksınız. daha iyi günleri arttırmak için. fazlası değil gibi.

    kitaplarla iyi de hissedersiniz kötü de. kitap okumayı kaldırabileceğiniz bir an olsun o an yeter ki. kötü hisseder insan hayatta, sık sık hatta. depresyondayken değil ama.

    bu kadar uzun yazdım. neden bu kadar uzun yazdım? bilmiyorum ne yalan söyleyeyim. nispeten iyi bir günümdeyim ve anlatmak istedim sanırım. kimseyi suçlamak ya da depresyonumu övmek değil niyetim. sadece bazen, her şey anlamını yitiriyor ve dünyanın bir köşesinde savaşta ölen çocuklar bile depresyonunuzdan utanmanıza yetmiyor.
  • ikinci hayatın tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar-raphaëlle giordano
  • hay sizin orwell'iniz batsın, yeter arkadaş bıkmadınız mı daha ya? dünyada milyon tane kitap var, ekşi'de ner zaman bir kitap başlığı açsam 10 tane orwell entry'si okuyorum. gerçekten bazı insanların kitap okuması vakit kaybından başka bir şey değil. bir de tavsiye falan veriyorlar.
  • (bkz: depresyondayken kitap okumak)

    bkz. bos degil mi? acaba neden? depresyondayken nasil kitap okunur, onu da bir anlatin nolur. sabah yataktan kalkamiyorum, ise gidemiyorum, gitsem calisamiyorum, aynaya bakmiyorum, sacimi taramiyorum, tirnaklarimi kesmiyorum, kuafore gitmiyorum, gunluk ihtiyaclarimi karsilamakta zorlaniyorum, siz nasil kitap okuyabiliyorsunuz?
  • (bkz: david burns)
    (bkz: iyi hissetmek)
  • yazılmış ama olsun;

    (bkz: insanın anlam arayışı)
    (bkz: viktor e. frankl)

    öyle teorik, kağıtüstü aforizmalara değil hayatın dibinde, çekirdeğindeki öze götürür insanı. varoluş kavramının buz gibi gerçekliğini suratınıza vurur. kendinizi tanımlamaya davet eder. psikoloji, felsefeye gebe bırakır insan zihnini.

    edit: imlâ