şükela:  tümü | bugün
  • patricia highsmith'in ripley's game romanindan uyarlama. dennis hopper, ripley i canlandirmaktadir. diger highsmith uyarlamalarindan farki ** ripley karakterinin amerikali olmasina yapilan vurgudur.** halbuki ripley, avrupaya daha yakin bir karakterdir. zannimca bunun sebebi, wenders'in sinemasinda baskin olan amerika ve avrupa kimlikleri karsilastirmasini bu hikayeye yansitmasidir. ancak kitaptaki hikayeden bu yonde uzaklasilmasi, dennis hopper'in ayricalikli yorumu dolayisiyla karaktere zarar vermemistir. hayatin dibine vurdugu donemde bu projeye dahil olan hopper, karakteri gozle gorunur bir hassasiyetle ete kemige burundurmustur.
  • tom ripley'i canlandıran dennis hopper fillmin erken bir sahnesinde hamburg'daki odasının camından elbe nehrine bakarak "bu nehir ne kadar tanıdık geliyor" der. ardından da balkona çıkarak, yönetmeni ve başrol oyuncusu olduğu easy rider'ın başında çalan the byrdsün the ballad of easy riderını mırıldanmaya başlar "her nereye gidiyorsa bu nehir, orada olmak istiyorum" diye. wim wenders'ın amerikalı arkadaşına saygısının bir nevi göstergesi olsa gerektir bu sahne.

    ayrıca filmde bruno ganz'ın canlandırdığı jonathan zimmermann karakteri john cassavetes'in the killing of a chinese bookie filminde ben gazzara'nın canlandırdığı cosmo vitelli karakteriyle ilginç benzerlikler gösterir. her iki karakter de istemedikleri halde ekonomik zorluklar nedeniyle para karşılığında cinayet işlemeye itilirler. bu bağlamda cassavetes'in wenders'ten bir sene önce davrandığını da not etmek yararlı olabilir.
  • filme kaynak olan romanın (bkz: ripley's game) bir başka uyarlaması da ripley's game adındadır, john malkovich başrolde oynar.
  • martin scorsese'nin en sevdiği filmler listesinde görüp, gaza gelerek izlediğim teneke film. ne felsefi altyapısı, ne oyunculuk var. 10 üzerinden 3.
  • the american friend (1977)

    6 / 10

    the american friend, paris texas'tan sonra izlediğim 2. win winders filmi ve pek beğenmedim. bir kere kurgusal olarak tutarsız, kötü kurgulanmış bir film. jonathan'ın olmayan hastalığı üzerinden manipüle edildiği sahneler çok mantıksız. seni katil olarak kullanmak isteyen adamların, hastalığın olduğu yalanını uydurması ve doktor tutması çok olası. üstelik kendi doktorun raporlarının temiz olduğunu söylerken, uçağa atlayıp onların ayarladığı doktora inanmak ciddi şekilde mantıksız, kafamdaki kurguyu ve filmin ciddiyeti burada bitti. onun dışında bruno ganz ve dennis hoper gerçekten iyi oynamışlar. özellikle dennis hoper'ı fazlasıyla beğendim. genel hatlarıyla olmamış bu film.