şükela:  tümü | bugün
  • hermann hesse'nin en unlu romani
  • icinde birden cok insan barindirdigini ve kisilik catismasi yasadigini dusunenlerin mutlaka okumasi gereken hesse saheseri
  • yasadigi toplumla kendi arasindaki farklari farkedenlerin okumasi gereken bir kitap. (belki hislerine tercume olur.)
    yasadigi cagin ilerisinde olan kisilerin cektigi sikintilari anlatan kitapta bu insanlar toplum icerisinde yasama isteksizlikleri nedeniyle bozkirkurdu olarak adlandirilirlar. (bkz: olaylar gelisir)

    okuduktan sonra ozentilik yapip "ben de bozkirkurduyum" demek yerine "cagin yarattigi sikintilarin, yani sistemin bas sorumlularinin bozkirkurtlari oldugu"na dair tespiti hatirlayalim. cok dogru bir tespittir, cunku sistemi degistirmek yalniz bozkirkurtlarinin elindedir, ama onlar entellektuel acilari icinde sizip, aylak aylak dolasirlar.

    (bkz: bozkilkurdu)
  • temel sorunsallarından biri de düşünmek-yaşamak arasındaki ilişki olan roman. şöyle ki

    'insanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez.' ne anlamlı bir söz, değil mi? yüzmek istememeleri doğal çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler, suda değil. ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelip suda boğulur.

    hermann hesse
    bozkırkurdu
  • hermann hessein bana göre en baba üç kitabından biri.
    (bkz: sidarta)
    (bkz: demian)
    ilk yüz sayfasında afacanlar basıyo adamı ama sıkıntıdan değil, adamın karamsarlığından.
    sonlara doğru hermineeeeeee! diye bağırasınız geliyor.
  • harry haller adlı karakteri en iyi temsil eden tanımlama, ayrıca kahramanın içinde yer aldıgı kitabın adı. ilk kısmında harry haller adlı karakteri bize tüm karmaşaları, tüm çatışmaları ve onu bozkırkurdu yapan tüm yönleriyle hödöö diye tanıtarak, çaktırmadan insanı kendi dünyasından koparıp harry hallerın dünyasına götüren güçlü bir kitap bu. çok sevilmek ya da nefret edilmek gibi acayiplikleri oldugu da dogrudur.
    ayrıca hayatımda dönem dönem bu harry haller gibi bozkırkurdu olasım gelir. aynı şeyi hissedenler gayet iyi bilir ki, özentilikle bir alıp veremediği yoktur bu durumun. bu hisse kapıldıgım dönemlerde de açıp açıp yeniden okumak istediğim güzide bir kitaptır bu herman hesse eseri.
  • kişilik parçalanması üstünde duran hesse'nin tedaviye yönelik tekliflerinin de bulunduğu kitap. şöyle ki

    harry, sihirli tiyatroda bir aynaya bakınca aynadaki görüntüsü paramparça olur. sonra bu parçalar birer satranç taşı kadar küçülür. harry, kendisinin farklı yönlerini, farklı görüntülerini, farklı kişiliklerini simgeleyen bu taşları alır ve cebine koyar. hayat bundan sonra bu taşlarla oynanan bir el satranç gibidir.

    bir olayla karşılaşırsın. yapman gereken hangi taşla hamle yapman gerektiğini bilmektir. hangisini ileri süreceksin? çekingen olanı mı, korkak olanı mı, sessiz olanı mı, atılgan olanı mı, utangacı mı, yüzsüzü mü, entelektüel olanı mı, çocuk yönünü mü? işte bunları belirlersen hayatı doğru oynarsın. ve oyunu kazanabilirsin. yeter ki elin her zaman cebinde olsun, ve parmaklarının arasında bu taşları hisset.

    tüm bunları söyleyen hesse bir de der ki: bu taşların, bu küçük insanların, insanın bu farklı yönlerinin yani, kimisi 100 yaşında olabilirken kimi hala bir çocuk kadardır belki. mesela bir insan edebiyatta 40 yaşında olabilir ama dansta hala emekleyen bir çocuktur. çok iyi sevebilir, ama sevinmesini bilmiyordur. işte bu oyun biraz da bu insancıkları yetiştirebilmekle ilgilidir.

    (ayrıca, okumaya başladığımda tarzı ve isimlendirme şekilleriyle tutunamayanları hatırlatmıştı)
  • kitaptaki harry haller, hermann hesse'nin ta kendisidir
  • mozart'in operasi sihirli flut'ten de yer yer bahseden ve o operadaki papageno ve papagena karakterlerini de hatirlatan roman.
  • burjuvazinin çok etkileyici ve ayrintili bir tanimlamasinin yapildigi, insanin okudukça bütün o tasvir edilen sistemin içinde kendini tam anlamiyla bir bozkirkurdu gibi hissettigi, uzun süre karamsar sekilde giden ve okuyucuyu da direk karamsarliga sürükleyen, kisinin kendi iç dünyasini da sorgulamasini saglayan enteresan, güzel roman..