şükela:  tümü | bugün
  • murat menteş'in april yayıncılıktan çıkan son kitabı.

    kitap murat menteş'in 11 yazarla yaptığı hayali söyleşileri içermektedir. işte o yazarlardan bazıları;

    (bkz: farabi)
    (bkz: shakespeare)
    (bkz: dostoyevski)
    (bkz: agatha christie)
    (bkz: orhan veli)
    (bkz: bukowski)
  • ‘okumak fikirlerimizi riske atmaktır’ diyor takdim bölümünde. defalarca altını çizmelik. bazen yazarların eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmayı kendilerine görev edindiklerine inanıyorum.
  • çizgi roman tadında, beklentimin biraz altında kalmış murat menteş eseri.

    kitabın takdim kısmında, ilk etapta murat menteş tarafından bir roman olarak tasarlandığı, hatta hafife alma isimli nev-i şahsına münhasır, yaşlı ve fazlaca konuşkan bir kadının ansiklopediden rast gele isimler seçip, o isimlerin yanına giderek damadından ya da ondan bundan çene çalıp içini dökeceği ve bu şekilde musallat olduğu ünlü kişilerle bizleri de bir araya getireceği bir roman olacağı yazıyor. ancak menteş bundan vazgeçmiş.

    vazgeçmese daha mı iyi olurdu bilmiyorum ama bunu düşünmeden de edemiyorum çünkü şu haliyle kitap içerisinde 11 sohbetten en çok beğendiklerim orhan veli ve charles bukowski oldu. aslında birçoğu yavan ve yüzeysel geldi. beğendiğim bir diğer şey ise, kapak tasarımı oldu. baktıkça zamanda bir yolculuğa çıkmışım hissi veriyor.

    genel olarak fikir çok güzel, hatta hakan karataş‘ın illüstrasyonları gerçekten şahane ve yine üzerinde uzun uzun düşünmeye değer harikulade tespitler ve absürt fikirler var fakat üzülerek söylüyorum ki, ortaya çıkan sonucu çok beğenmedim.

    son olarak hüseyin rahmi gürpınar sohbetindeki şu tespiti defalarca okumaya ve okutmaya değer bulduğumdan şuracığa bırakmak isterim:

    murat menteş “şu halde kadınların kimilerince küçümsenmesinin sebebi ne sizce?” diye sorar.
    hüseyin rahmi “gayet basit. kadınlar din, iffet, namus gibi gerekçelerle baskı altında tutuluyor. sonra da toplum, bu minvalde şekillendirdiği kadını beğenmiyor. haksızlığın dikalası!” şeklinde cevaplıyor.
    ne çelişki ama!!
  • vasat bir kitap.
  • özellikle kurt vonnegut kısmını beğendiğim kitap.
  • murat menteş ile barıştığım kitap olmuştur. şeyhim beni ışınla dedi ışınlandı. *
  • az önce sipariş ettiğim murat menteş kitabıdır. ot dergisinin sanırım eylül sayısında orhan kemalile bir söyleşi yapmıştı. okurken gerçekten keyif almış ve murat menteş'e bir kez daha hayran olmuştum. bütün kitaplarını beğenerek okudum öyle tahmin ediyorum bunu da beğeneceğim. fikir olarak kimin aklına gelir ki yaşamış önemli yazarlarla söyleşi yapmak, onlara soru sorup cevapları eserlerinden almak? zeki seviciyim evet.

    kitaba ulaştıktan sonra gelen edit: hani bir şeyi çok seversin için içine sığmaz, karnında böyle heyecan ve mutluluk arası karıncalanma hissedersin. bu kitap bana öyle hissettiriyor. fikir zaten şahane. bu şahane fikir murat menteş ve hakan karataş kalemiyle birleşince ortaya harikulade bir eser çıkmış. murat menteş ya arkadaşım olsun ya da sürekli kitap yazsın başka türlüsü işime gelmiyor.
  • murat menteş'in yazıp hakan karataş'ın çizdiği, zamanda yolculuğa çıkmayı vadeden, az önce randevumu bitirip geldiğim kitap.
    bay menteş bu kitapta 11 üstatla söyleşmiş. kitabın sonundan anladığım kadarıyla bu bir hasbihal serisi olacak. 1. cildin sonu diye not düşülmüş kitaba.

    942 yılının bağdat'ında farabi ile, 1945'in dresden şehrinde kurt vonnegut ile randevu ayarlayan menteş bey'e çok selam ediyorum buradan. bu kitabı "yazarların hayatına giriş bileti" olarak nitelendirmek de yanlış olmaz. aynı şekilde ziyadesiyle malumet ihtiva ettiğini ilk elden öğrenmiş bulundum. antika titanik romanı ile bazı okurlarını üzen menteş bey bu sohbetlerle onların gönlünü almış olmalı diye düşünüyorum. gelecek cildi sabırsızlıka bekliyorum.
  • "işin aslı, okumak fikirlerimizi riske atmaktır."

    murat menteş sanki bu kitap çeşidini devam ettirecekmiş gibi geliyor. ve umarım bundan sonraki hayali konuşmaları biraz daha uzun ve biraz daha doyurucu olur. kitaptan sevdiğim bölümler:

    dostoyevski:
    - merak ediyorum... şu hayatta sizi ne şaşırtır?
    - elini kana bulamış kimselerin dua etmesi... bu beni hep şaşırtmıştır...

    hacı bektaş-ı veli:
    "kimsenin ekmeğini yeme, kendi ekmeğini kimseden esirgeme."
    "sorun şu ki, insan suretindeki herkes insan değildir. nezaketle, esasında kendinizdeki iyiliği muhafaza edersiniz..."
    "mertlik, insanların günahlarını, ayıplarını görmemektir."
    "allah'tan dileğim, o'ndan başkasından bir şeycik dilememe gücüdür."

    nietzsche:
    "şart olan, düşüncelerini değiştirebilmektir. düşüncelerini değiştirmekten korkma. fikir değiştirmek, senin karakterini değiştirmez."
    "dostlarını eleştirip, düşmanlarına hak vermeden bilgelik kazanamazsın."
    "hünerli kimseliğin küstahlığı, beceriksizlerin küstahlığından daha çok rahatsız eder. "çünkü insanları asıl rahatsız eden şey, küstahlık değil, hünerdir.
    "dikkat et: insan, aşağı gördüğü kimseden değil, eşit ya da yüksek gördüğü kişiden nefret eder."

    agatha christie:
    "aslında konuşmayı sevmiyorum, mesele bu. çoğu kimse düşünmekten kaçındığı için sürekli konuşuyor."

    neşet ertaş:
    - ömür billah yokluk çektiniz ama kimseye eyvallah etmediniz?
    - bin şükür... gölgeye girenin gölgesi olmaz.

    vonnegut:
    "savaş, milyonerlerin milyarder olabilmesi için beş parasızların birbirini öldürmesidir."

    charles bukowski:
    "yeterince dürüstsen, fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan, hazırsın demektir. artık mutsuz olabilirsin."

    - sevgiliden vazgeçmek kolay mı dersiniz?
    - kim bilir? kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki de.
  • an itibariyle okumakta olduğum kitaplardan biri.

    murat menteş’i okumaktan keyif alırım, ama bu sefer bir olmamışlık hissi bıraktı bende.
    beklediğimden biraz daha basit kalmış.
    hatta geçiştirilmiş gibi.

    hakan karataş müthiş iş çıkarmış.
    fikir de güzel düşünülmüş.

    ama işte -belki de beklenti yüksek tutulduğu için- yaratılan sohbetlerde bir yavanlık sezilmekte.

    yine de “almayın okumayın” denilecek bir durum yok elbette.
    alın, okuyun, ama çıtayı fazla yükseğe koymayın bu seferlik de.