şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 80li y1llarda altin cagini yasayan,genelde siyah renklisi makbul kabul edilen kiyafettir.deriden yapilmis bir cekettir tabii ki.
  • kisin üsütmeyen, yazin terletmeyen cekettir..
  • (bkz: deri)
  • rock-metal yasantisinin vazgecilmez giysisi oldugu bilincinde etraf bir suzuldugunde gene ayni yasantinin bir sembolu uzun sac ile birlesince pek leziz olan ancak hepsinin altinda kot-makosen ikilisi ya da kumas pantalon efendiyi gorerek dumura ugratan giysi.
    kardesi deri pardesu'dur. her ikisi de kendi capinda lezizdir.*
    ``
  • bir donemin fantazi muzik akiminda kendine onemli yer bulmu$ o yillarda arif susam, cengiz kurtoglu gibi $ahislar sanki gece bile deri ceketle uyur imaji cizmi$lerdir.

    bu babalarin sıkı takipcisi kucuk olcekte firma patronlari gercegini, arka mahalle gencleri gercegini bulamazsa imitasyonunu temin etmi$tir, ismen sertle$tirmek adina da deri çeket tabirini kullanmi$lardir.

    dikkatli bakan biri 80'lerin turk filmlerinde ha keza kadraja girerse minibus $oforunun deri ceketli oldugunu gorebilir. te$ekkurler.
  • şehir tiyatrolarının bu sezonki yeni oyunlarından biri. iki perde, başarılı bir kara komedi.
    söylemezsem olmaz: "biz koyun değiliz!"
  • istanbul şehir tiyatroları'nın bu sezonki güzel oyunlarından biri. birçok ülkede sahnelenen oyun, ünlü bulgar yazar stanislav stratiev tarafından yazılmış. eski bir doğu bloğu ülkesi olan bulgaristan'daki bürokrasinin saçmalıklarını ve insanların sisteme karşı tepkisizliklerini güzelce anlatan oyun, kör gözü parmağına yapmaması ve esprili bir dinamizm kullanması sayesinde sosyal içerikli mesajını sıkmadan sunmayı başarıyor. tabii benzeri bürokratik saçmalıkları ülkemizde de gördüğümüzü bilmek, oyunu türk insanı için daha içine girilebilir ve daha anlaşılabilir kılıyor; zira -bürokratik işleyişini bilmesem de- isviçre, ingiltere, almanya gibi gelişmiş ülkelerde, bürokratik saçmalıkların bu seviyede olmadığını ve oradaki insanlar için oyunun biraz havada kalacağını düşünmek de zor olmuyor. en tanınmış siması hikmet körmükçü olan ve genelinin gençlerden oluştuğu oyuncu kadrosunun iyi bir iş çıkardığı da rahatça söylenebilir. sahne ve dekor kullanımındaki dinamiklik de, beklenmedik bir lezzet olarak oyunu güzelleştiriyor. oyunla ilgili belki de tek eleştirim, birkaç sahnenin gereğinden uzun tutulmasının ve bu uzunluğun biraz didaktikliğe kaymaya başlayan etkisinin, oyundaki dinamizmi ve akıcılığı zedelediğini düşünmemdir. o sahnelerdeki durağanlığın gerekliliğini anlayamama ihtimal de var elbet; o yüzden oyunu seyredip bu entry'yi okuyanlardan bu konuda yorum isteme hakkımı saklı tutuyorum.

    oyunun sonrasıyla iligi küçük bir anekdotu, oyunla ilgili bir yorumuma bağlamak için eklemek istiyorum. üsküdar müsahipzade celal sahnesi'nde sevgilimle oyunu seyrettikten sonra kadıköy'e gidip oturduğumuz masanın tam yan masasında, oyundaki üç arkadaşı canlandıran oyuncuları görünce laf atmamak olmazdı. bu laf atışımla açılan kısa sohbetin içine "her oyuncu her oyunu aynı şevkle oynamaz. bence sizler bu oyunu severek ve isteyerek oynuyorsunuz. öyle midir?" soruma "evet, biz üç arkadaş olarak uyumlu ve istekli oynuyoruz. hatta -gördüğünüz gibi- oyun sonrasında beraber içiyoruz" cevabını alarak, oyuncuların samimi çabasına dair gözlemimi -bir anlamda- onayladığımı söyleyebilirim.

    "çok entelektüel biriyim; böyle sosyal içerikli metinleri seyretmeye ihtiyacım yok" diyor olsanız da, "düz adamın biriyim; sıkılırım böyle sosyal mesajlı oyunlardan" diyor olsanız da gitmenizi öneririm. en azından, anlatılanların ülkemiz bürokrasinine olan benzerliğine dair fark etmediğiniz ayrıntıları görür, ağlanacak halimize gülersiniz.
  • hikmet körmükçü ve ertuğrul postoğlu'nun ayakta alkışı hakettiği bir oyun olmuş.stanislav stratiev bürokrasi eleştrisi maksadıyla yola çıkıp gündelik hayata dair pek çok olguyu vurgulamak suretiyle tam bir sistem eleştiri haline getirmiş. tempo hiç düşmeden yeri geldiğinde espriler yeri geldiğinde ağır taşlar ile izleyici sürekli oyunun içinde kalıyor. sözün özü gayet güzel gayet keyifli ikibuçuk saat vaat eden gidip görülesi oyun. bir de eleştiri olsun, final bölümü pek çok oyunun aksine havada kalmış sanki biraz. bittiğinden oynun içinden pek çok replik aklınızda kalırken finale dair hiçbir nokta kalmıyor. öyküden veya oyundan onu bilemem ama biraz daha kasılsa unutulmayacaklar arasına girebilirdi sanırım
  • ilk perdenin sonunda dayanamayıp koşar adım salonu terk ettiğim stanislav stratiev oyunu... belki 15 sene önce seyretseydim bu oyunu daha fazla etkilenebilirdim... oyunun her sahnesi bana doksanlı yılların levent kırca paradolilerini hatırlattı... oyun ara verdiğinde üsküdar musahipzade celal sahnesi ni tek terk eden kişinin ben olmadığımı görünce içim biraz daha rahatladı... daha 15 gün evvel aynı sahnede seyrettiğim titanic orkestrası gibi mükemmel bir oyunun ardından deri ceket gerçekten çok yavan kaldı...