şükela:  tümü | bugün
  • nevşehir’in derinkuyu ilçesinde yer alan, antik çağlardan kalma, çok katlı bir yapıdır. yaklaşık 60 metre derinliğe ulaşmakla birlikte, hayvanları ve erzak stoklarıyla birlikte 20 bin insanı barındıracak kapasitededir.

    hristiyanlık mezhebinin yayılma döneminde hristiyanların roma imparatorluğunun zulümden ve işkencelerinden kurtulma, savunma ve saklanma amacıyla yer altındaki yumuşak kayalar oyularak yapılmıştır.
  • kaymaklı yeraltı şehrini geçtikten sonra bir saat süren bir yolculuk sizi buraya getirir.

    etrafta tüm heybetiyle duran koca bir kilise vardır.

    bu yeraltı şehrine girdiğinizde sizi bir galeri karşılar.
    o galeriden aşağı inmek için bir merdiven kullanmanız gerekir.
    bu merdiven aynı anda iki kişinin geçemeyeceği bir genişliktedir.

    epey uzun bir merdiven olduğundan ve de ışık olmayışından aşağıdan inenlerle yukarı çıkanlar karşılaşabilir. bu durumda merdivenin etrafınds bulunan oda şeklinde ki oyuklara girilerek yer verilir.

    merdivenleri bitirdiğinizde aşağı katlara inmiş olursunuz. uzun ve geniş bir koridor dönemeçlerle başka koridorlara bağlanmaktadır.
    en üst katta hayvanların barınakları bulunur.
    hayvanları aşağı indirmek zor olduğundan girişi bu iş için kullanmışlar.
    merdivenlerden sonra şarap mahzenleri, mutfak gibi kullanım alanları bulunur. en alt kata indiğinizde ise mezarlık karşılar sizi.
    uyarmakta fayda var bu mezarlık epey ürkütücü durumdadır.
    dar ve kasvetli bir galeride ve kemikler dışarıdadır.

    benim bu yeraltı şehrinde en etkilendiğim şey hava idi.
    neredeyse yüz metre inmeme rağmen hava aşağılarda daha temizdi sanki.
    bunun sebebini mezarlıkta çözdüm.
    en alt katta bulunan mezarlıkta el yordamı ile farkettiğim bir pencere vardı. fotoğraf makinesinin flaşı ile baktığımda geniş ve yuvarlak bir havalandırma boşluğunun dibinde olduğumu anladım.

    yukarı çıktım. merdivenleri bitirince bu havalandırmayı buldum. aşağı flaşla bakınca genişliği ve içerisinde ki hava sirkülasyonunu iyice anladım. en alt kattan en üst kata kadar mükemmel bir şekilde doğal klima görevi gören bu boşluk mükemmel bir hava iletme aracıydı.

    çıktıktan sonra kiliseye gittim. kapıları kilitli idi.
    hemen yanımda 10 yaşlarında bir kaç kız çocuğu belirdi.
    para isteyip başladılar kiliseden bahsetmeye.
    ben neden kapalı olduğunu sorduğumda açıkken orada yaşayanlar tarafından bir kez yıkılmaya çalışıldığı, bir kez yakıldığı ve son seferinde ise kilisenin çanının hırsızlar tarafından çalındığını, bu nedenle kapatıldığını ve sadece senede bir kez yunanistandan gelen kafile için açıldığını söylediler.
    kilisenin çalınan çanını daha sonra kayseride bir hurdacıda bulmuşlar.

    kapının bir yerinde bir delikten seyrettim içeriyi.
    klasik eski tarz kilise mimarisi vardı içerde.
    uzun zamandır ayakta durmasına rağmen yorgunluğunun yanında muhteşem heybetini de koruyan ihtişamlı bir kiliseydi burası.
    hayran kalmamak elde değil.

    yanında muhteşem bir kilise barındıran yeraltı şehridir.
  • yaklaşık 20 sene önce gezmeme rağmen , dün gibi hatırlıyorum burayı. üstteki yazıyı okurken canlandı gözümde. ergen aklımla nasıl etkilendiysem , yeraltı şehrini de , ürkütücülüğünü de , karşısındaki kiliseyi de unutmadım. burayı gezdiğimiz gün beşiktaş'ın , kocaelispor ile maçı vardı. kilisenin önünde rahmetli babamla maçı konuşmuştuk. '' kocaeli yenecek inşallah '' dedim diye babamdan azar yemiştim. o moral bozukluğu içerisinde beş karış suratla çektirdiğim fotoğraf halen evde , kitap dolabında duruyor. akşam kocaelispor , 2-0 geriden gelip beşiktaş'ı 3-2 yenmişti. babamdan bir zılgıt da akşam hoşlandığım kızın yanında yemiştim. ulan bir başlık gördüm nerelere gitti kafalar ? o değil de kaan dobra ne oturtmuştu öyle gelişine..
  • yanında heybetli bir kilise barındıran yer altı şehridir. kilisenin adı aziz theodoros trion kilisesi'dir. türkçe adı ise üzümlü kilisedir. bu kilisenin en büyük özelliklerinden bir tanesi, ön kapının her 2 yanında bulunan hareketli sütunlarıdır. bu sütunlar inşa edildiği tarihten günümüze kadar inşa edilme mantığını korumuş durumda. çevirdiğiniz zaman dönebilen bu sütunların yapılış amacı, binada herhangi bir hasar ya da çökme tehlikesi var ise sıkışması ve dönmemesi sayesinde içeriye girmek isteyenleri bu tehlikeden haberdar etmesidir. günümüzde halen el ile rahatlıkla döndürülebilen bir yapıya sahiptir.

    ayrıca kilisenin biraz ilerisinde yer alan üçgen cami ise değişik mimarisi ile yolu buraya düşen ziyaretçilerin görebileceği bir başka nokta olabilir.
  • tekrar gezdirip akşamına beşiktaş’ın mağlubiyetini izlemek için cankuşumu nevşehir merkezde bekliyorum. gel ulan allahsız. gelirken sarı fişeği de getir.
  • kapadokya gezisinin en şaşırtıcı mekanı.

    yüzyılın başlarında roma imparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk hristiyanlar gizli yer altı şehirleri yaparak derinkuyu yeraltı şehrinde yaşamışlar. rivayet odur ki bu şehirler birbirlerine kilometrelerce tünelle bağlılar. kapadokya bölgesindeki 36 yer altı şehrinden en büyüğü derin kuyu ve mutlaka gezmenizi öneririm.
    içeri girerken rehberler biraz korkutuyor ancak aşağıdan geçen ırmak mağara şeklindeki yeraltı şehrini hem havadar yapıyor hem de soğutuyor. hayal bile edilemeyecek ahır, kilise, mutfak gibi alanları bile yaptıklarını görünce insanlığa bir kez daha hayran kalınıyor.

    şuradan kapadokya hakkında güzel gezi önerileri okunabilir; kapadokya görülecek yerler
  • koridorlardan geçerken oldukça küçülmeniz gereken yer altı şehir. geçitler oldukça dar ve alçaktır. öyle ki çok uzun birinin belki de emekleyerek geçmesine neden olabilir. aşırı şişmanlar ise sıkışıp kalabilir. normal ölçülerde bir insan ise çok az zorlanır bu koridorlardan geçerken.

    açıkçası eğer 2 gün 1 gecelik bir kapadokya tatilinde iseniz, tavsiye ederim ki diğer yeraltı şehirleri ile vakit kaybetmeden derinkuyu'yu gezin. çünkü derinkuyu, diğer yeraltı şehirlerinden daha büyüktür, ve oralarda görebileceğiniz şeylerin toplamını burada görebilirsiniz.

    ıhlara vadisi ile başlayacağınız gezi gününüze burası ile devam edin. hatta şöyle yapabilirsiniz, mesela :

    saat 02:30 gibi ürgüp'te konakladığımız otelden yola çıkıyoruz. yaklaşık 250 km, yani iki buçuk saat yoldan sonra tuz gölü'nün ankara'nın şereflikoçhisar ilçesine bağlı kıyısında güneşin doğuşunu izliyoruz, ayaklarımızı göle sokuyoruz. burada bir saat geçirdikten sonra saat 07:00 gibi ıhlara vadisine varıyoruz. buradan saat 12:00 gibi ayrılıyoruz. saat 13:00'dan itibaren narlıgöl'de 1 saat vakit geçiriyoruz. saat 15:00'da derinkuyudayız, ve saat 17:30 gibi tekrar ürgüp'teyiz. sanırım kapadokya tatilinizin bir gününü en efektif olarak bu şekilde değerlendirebilirsiniz.
  • yakaşık 50.000 kişilik kapasitesi ile dünyanın en büyük yeraltı şehriymiş.

    gerçekten muhteşem
  • oldukça etkileyici ve dönemine göre ileri görüşlü bir yeraltı şehri.

    yalnız günümüz teknolojisi ile bile yapılamayacağını söyleyenlere itibar etmeyeniz zirâ pek öyle ahım şahım bir şehir sayılmaz. şu an sahip olduğumuz imkânlar ile yerin altına bir çin bile inşâ edebiliriz yeter ki para bulunsun.