şükela:  tümü | bugün
  • 20 yaşından küçük hastalarda en sık görülen iyi huylu over tümörüdür. bu kistin içinde saç, deri, diş, kıkırdak parçaları, kemik, tiroid ve sinir hücreleri gibi her türlü doku görülebilir. ultrason ile tanısı koyulur ve cerrahi olarak tedavi edilir.

    (bkz: matür ovarian teratom)
  • bir yumurtalık kisti türü. geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle doktora başvurulduğunda tesadüfen öğrenilebilir. 6 cm'den büyükse çok fazla hareket edilmesi önerilmez çünkü çatlayabilir ve iç kanama riski taşır. acil olarak müdahalesinde çoğunlukla yumurtalıkla beraber alınmak zorunda kalındığından bebek yapamayacak olmanızın ihtimali üzücüdür. 6 cm'den küçükse kendi kendine ya da ilaçla yok olmayan bir tür olduğundan bir an önce alınması gereken, kanser riski taşımayan bir tümör türüdür.
  • bir önceki entryde anlatılan hikaye benim hayatımda da gelişti. yumurtalıklarımda bulunan 7cmlik olduğunu öğrendiğim ve aldırdığım kisttir. benimki oldukça büyük olduğundan açık ameliyatla alındı. nihayetinde bir batın operasyonu olduğu için de en az bir haftalık nekahat dönemim oldu. sadede ve tanıma gelirsek: büyümeye başlayınca bu şekilde devam eden ve yumurtalığı kangren etme riski olan, bu sebeple şayet büyüyorsa aldırılması gerektiği doktorum tarafından yakın zamanda belirtilmiş olan kist.
  • • ikinci sık görülen ve habis olmayan tek germ hücreli tümördür.
    • her 3 germ yaprağından köken alır ama ektodermal yapılar ve diyafram üstü dokular ağırlıktadır.
    • mitotik aktivite yoktur.
    • her yaşta görülebilinir ama en sıklıkla 20 - 40 yaş arasında görülür.
    • 10 yaş altındaki kız çocuklarında görülen över tümörlerinin % 70'ini oluşturur.
    • tek taraflıdır ve sıklıkla sağdadır.
    • saplıdır. bu nedenle en sık torsiyone olan, en sık rüptüre olan ve en sık enfekte olan over tümörüdür.
    • gebelikle en sık birlikte bulunan over tümörüdür.
    • % 1-2 ihitimalle habisleşir. bu durumda içerisinde % 80 epidermoid karsinom ve bazen de over sarkomu
    gelişebilir.
    • otoimmun hemolitik anemi ile birlikte bulunabilir.
    • dermoid kist duvarında bulunan dokulara bağlı olarak serbest t3 ve t4 salgılayabilir. bu takdirde struma ovari adını alır. serotonin salgılayabilir. bu takdirde karsinoid sendrom içerir. nadiren de prolaktin salgılayarak hiperprolaktinemiye neden olabilir.
  • bende varmış bundan. 5 x 6 cm büyüklüğündeymiş. yani insan ister istemez kendinden bi tiksiniyor, nasıl ya içimde dişli, kıllı bir şey mi var yani diye.

    ilaçla tedavisi olmuyormuş. mecbur ameliyat olucaz artık. dermoid kistin içeriği katı olduğu için laparoskopik ameliyat da olmuyormuş, açık ameliyat olucak. işte dönmesi patlaması riski ve yumurtalığımı sıkıştırması hasebiylen hemen yapalım dedi ameliyatı kem küm edince de gözümü korkuttu doktor hanım biraz daha büyürse çocuk sahibi olmanı engelleyecek hasar verebilir diye. dedim al bunu al al al al al al.

    sağlık açısından çürük elma olduğumdan başa gelen çekilir diyorum ne diyeyim.

    ameliyat sonrası edit: kistim açık ameliyatla alındı. ameliyattan sonra spinal anestezi yüzünden kendi bacaklarimi üzerime konulmuş bir yastık sandım. 3 saat felç kaldım. anestezinin etkisi geçince hemen yürütüyorlar.

    sağlam bi ağrısı var. ama ilk iki-üç günden sonra katlanilabilir hale geliyor. günde 3.5 litre su içmek ve 3 bardak kahve içmek de işin çile doldurma kısmı olsa gerek.

    şimdiden bu operasyonu geçirecek hemcinslerime geçmiş olsun diyorum.
  • sacral bölgede de görülebilir. orta hat defektleri içinde de incelenebilmektedir.halk arasında en çok kıl dönmesi adıyla bilinmesi dışında literatürde kist dermoid sacral, pilonidal sinüs adlarıda kullanılmaktadır. (bkz: sacral) (bkz: orta hat defekti) (bkz: kıl dönmesi) (bkz: kist dermoid sacral) (bkz: pilonidal sinus)
  • ilaçla tedavisi mümkün olmayan, yazılanın aksine laparoskopi ile alınabilen, düşük yüzdelik kısma giren talihlilerden(!) biri olarak bir yıl arayla iki tanesini aldırdığım kist. doktor seçiminin ziyadesiyle önemli olduğu kanaatindeyim. ameliyatı yapacak doktoru seçene kadar üç doktor gezdim. içlerinde bir adet "nişanlın veya erkek arkadaşın var mı? bu ameliyattan sonra yumurtalıkların aktive olmasını öneriyoruz." diyen canlı vardı. kendisi açık ameliyat yapacağını söyledi. ilk gittiğim doktor da başka türlüsünün mümkün olamayacağını iddia etmişti. karar kıldığım doktora gelene kadarki araştırmalarımda, hatırlayamadığım bir sebeple bu kisti laparoskopiyle alabilen çok fazla doktor olmadığı sonucuna ulaşmıştım.
    laparoskopi sonrasında da, ameliyat esnasında karın içine basılan havanın çıkması için yürüyüşler zorunlu. doğum katında, kapı süsleri arasında, bebek adımlarıyla ve bayılmadan yürümeye çalışmak zordu. sol overde bulunan ilk kisti, düzenli kontrollerle gözlem altında tutmaya karar veren doktorum, büyümeye devam ettiğini görünce almaya karar verdi. ikincisi, düzenli kontrollere devam ettiğim halde kendi doktorum değil, bir başka sebepten gittiğim başka bir hastanede, başka biri tarafından ultrasonla tespit edildi. bu defa sağ overdeydi. soluğu kendi doktorumun yanında aldım. ikincisi için de beklemeyi uygun gördü; fakat ben "bu içimdeyken, 'patladı mı, patlayacak mı' korkusuyla yaşayamam. bir an önce alın, gitsin." dedim. ikinci ameliyat sonrasında, ilkinin ameliyat sırasında patladığını öğrendiğimde epey korkmuştum. bir de patoloji sonuçlarını beklemek, tüm teskin çabalarına rağmen, çok sancılıydı. sonuçların temiz geldiğini haber almak da bir o kadar rahatlatıcı... her ikisinden sonra da on gün raporluydum. ayağa kalkma süresi daha kısa olsa da, toparlanma ve ağrıya alışma süreci için idealdi sanırım. ameliyattan uzun süre sonra hala, dikiş hizasında iç kısımda ağrılarım vardı. ağır bir şey kaldırmaya çalışmamanız ve karın bölgesini gerecek hareketlerden kaçınmanız iyi olabilir.