şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çeşitli durumları aslında bilinçaltınızın ders çalışmayı reddetmesi sebebiyle ders dışı konulara yönelerek kafaya takmış olmak yahut da her nedense ders çalışmaya oturulduğunda akla gelen ve o anda muhakakk kayda geçmeniz gerektiğini düşündüğünüz satırlar pekala ders çalışamanıza engel olabiliyorlar. bu sürecin hissettirdiği yegane duygu ise ne yazık ki kısa sürede savuşturulamayacak olan vicdan azabıdır.
  • 1-4 hafta arası: kolaymış bunlar ya biraz çalışsam yaparım
    5-7 hafta arası: konular baya ilerlemiş ama daha derse gitsem de anlamam vize öncesi bi güzel bakarım hepsine.
    8 vize haftası: ahanda sıçtık. bir sürü vize var ama bir hafta sürem var sadece.
    vizeden bi gün öncesi: yarın bütün gün çalışırım hatta sabahlarım hallederim.
    vizeden önceki son gece: yok aga bakıyorum da hiçbişey anlaşılmıyo olmayacak böyle. neyse ikinci vizede toparlarım.
    .....

    şeklinde bok gibi bi döngü yaşar dururum.
  • çok sinsi bir süreçtir ve hızlı ilerler.
    zaten 6 günde en fazla 20 saat uyumuş bir birey olarak temel ihtiyaçlarımı karşılamak dışında bir de sözlüğe girilen entry'leri takip edebiliyorum, odaklanabildiklerim bunlar. yarın sınavım var, otonom öğrenme ile ilgili slayt hazırlamam gerek bir de yaklaşımları çalışıcam. yaklaşık 6 saattir kah bilgisayarın başında bi şeyler okurken, kah televizyonda bi şeyler izlerken, kah evi toplarken, kah uyanmak için kahve içerken buluyorum kendimi. hayır ders çalışmak kolayda bunu bünyeye kabul ettirebilmek zor arkadaş.. ve gördüğünüz üzere hala da burada konu ile ilgili derin bilgilerimi paylaşmakta ama uygulamaktan kaçınmaktayım zaten sabahada şurda ne kaldı ki.. vicdanenen rahat mıyım? değilim neyse bi de yemek söyleyeyim sonra ilham gelir belki.
  • benim hemen hemen hayatımın tüm evresine yayılmış süreç. ders çalışmak dışında ne sorsanız yapıyorum; okul kulüpleri, araştırmalar ( kendime ödev biçtiğim konular hakkında), kitaplarım, arkadaşlarla vakit geçirmek, gezmek...

    vize-final dönemi bile kısmen bu olay böyle. hayır neyin kafasını yaşıyorum tam olarak bilmiyorum ama çalışmıyorum. işin kötü yanı derslerim çok ağır, günü gününe çalışılması gerek, bir güne sıkıştırılmaması gerek ama " ulan keşke çalışsaydım yeaaa" gibi bi kafa da yaşa(ya)mıyorum. her zaman sınav var dur iki bakayım diyorum oturuyorum başka yerle ilgilene ilgilene iki saat geçiriyorum hadi bakalım şimdi dinlenme vakti deyip bırakıyorum. birileri yanıma geliyor, hadi kalk gidelim diyor ne gidebiliyorum ne de oturup ders çalışabiliyorum (gezme işinin vicdan davası oluyor). bazen o kadar abartıyorum ki sınava dur şu saat bu saat çalışırım derken bir bakmışım sabah oluyor bu sefer de " amaaan zaten çalışmadım büt var" deyip sınava gitme tenezzülünde bile bulunmuyorum **. sonra niye kötü, işte bu yüzden!
  • genellikle final öncesi yaşadığım dönemdir. konulara bakar bakar bişi anlamam bütün notlar önümde dizilidir ve o çalışmaya başlamam için gerekli olan itici güç bir türlü beyni etkilemez ve ben çalışamam. tek umudum bütlerin varlığıdır.
  • çalışamadıkça allah benim belamı vermiş zaten, boşuna bela okumayayım kendime dedirten hissiyat. acıklı güldürü misali...
  • s.kseler başka şey yapmıcam diye çalışmamakla inatlaşsanız, hırsla masaya otursanız bile o kekremsi vicdan azabı tadı damak zevkinizin en orta yerine gelip bi güzel s.çabilir çalışamadığınızda. ha, kaçıp her şeyden saldım çayıra demek bazen de bu duruma orta parmak çıkarmak gibidir. ama sonradan pişmanlık ve daha da ekşimsi tatlarla bezeli duygularla başbaşa kalma riskini barındırır bu da. en olumlusu başlarda ufaktan ufaktan çalışın çok üzmeden kendinizi ve çalışırken başka şeyler düşünmeyin.
  • karın ağrısı ve uykusuzluk başı çeker. ders çalışmazsın ama aklında sabaha kadar sınav durur., uykuya bir türlü dalamazsın. ondan sonra metrobüste inmeye yakın bir iki sayfa daha fazla okuyayım diye zamanla yarışırsın.