şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kağıt üzerinde olmasa da, pratikte gerçekleştirdiğim olaydır.

    lise sonda bir dersaneye yazılmıştım, ama özel nedenlerden dolayı sene boyunca toplam 20 gün filan gitmiştim. onlarda da gırgır şamata yapmıştım. zaten dersleri kaçırdığımdan bir bok anlamıyordum gittiğimde.

    arada bir deneme sınavlarına filan giriyordum işte.

    sonuç: kendi alanımda türkiye 20.000'incisi olarak istediğim yere girdim - o sene 1.400.000 kişi girmişti sınava.
  • daha rahat kazanılmasını sağlayan eylem. hayatımda kaybettiğim tek sınav dershaneye gittiğim yıl olandı. dikkat ve konsantrasyon sağlandığı takdirde kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan kazanılabilir üniversite.

    günümüzde neredeyse herkes artık üniversiteli oluyor, öneminin iyice azaldığını düşünüyorum. bizim zamanımızda böyle miydi hey heyyy..

    (bkz: bizim zamanımızda)
  • belli bir altyapıya sahipseniz, kafanız da biraz basıyorsa ve o sınavı kazanmayı gerçekten istiyorsanız, dersaneye giderek kazanmak kadar kolay olabilen durum.
    kendimden biliyorum da ondan diyorum. sadece üniversite değil ayrıca, anadolu lisesi sınavını da böyle kazandım. ukalalık yapmıyorum lan benim gibi binlercesi var biliyorum.
  • geçen sene gerçekleştirdiğim eylem. istanbul'un kalburüstü devlet üniversitelerinden birinin hatırısayılır bir iibf bölümünü, hem de sayısal mezunu olarak kazanmıştım. dershanelerin türkiye'deki en gereksiz kurumlardan biri olduğuna inanan biri olarak gururum az okşanmamıştı hani. *

    (bkz: sözlükçülerin en eften püften başarıları)
  • yaklaşık olarak 3 yıl önce yaptığımdır. öncelikle akranlarım genelde lise 3' ün 2. yarısından itibaren dersaneye gitmeye başlamışlardı. ben o zamanlar yazın bir plastik fabrikasında çalışıyordum, fabrikada hammadde taşırken duvardan görünen dersaneye giden öğrencileri görünce içim acırdı. hiçbir zaman onlar gibi dersaneye gidemeyeceğimi bildiğim gibi üniversitenin yüzünü göremeyeceğimi zannederdim. aldığım maaş da 350 tl idi amına koyayım, 350 tl. haftada 60 saat çalışıyordum. eğer bir gün intikam alınacak kişilerin listesini yapsaydım, patronum listenin en başında olurdu. bir zaman sonra bu durumu bana en iyi açıklayacak olan kişi karl marx' dı.

    neyse gel zaman git zaman, vakit geçti lise 4' e geldik, bir tane kuzenim bana geçmiş senelerden kalan çözülmüş test kitaplarını verdi. bu arada sınıfta ben haricinde herkes dersaneye gidiyordu, öğretmenler bana sürekli "sen neden dersaneye gitmiyorsun kii" diye soruyordu ve beni kendilerince sınıfın önünde küçümsemeye çalışıyorlardı. ulan piç param olsa sana mı kaldım tabi ki de dersaneye giderdim. son olarak düzenlenecek öss' ye kuzenimin verdiği kitaplar sayesinde hazırlandım.

    bazı zamanlar cemaat adı altındaki oluşumlar beni kendilerine çekmek istiyordu. ben ise bu tuzağa düşmedim allah'a şükür. biliyordum ki beni kendilerine dahil ettiği zaman ya beni kullanacaklar ya da kafamı ütüleyeceklerdi.

    bazen diyordum ki, neyse şöyle söyleyeyim; lisede öğretmenler genelde dersane sisteminde ders anlatırlardı. yani konuyu fazla işlemezler, genelde test yöntemiyle işlerini yaparlardı. benim kafam daha konuyu anlamadığı için lisede hep başarısız oldum. anlamadığım konularda ise sizin gibi yardımsever arkadaşlarım sağolsun bana hep yardım ettiler. şunu söyleyebilirim ki üniversiteyi kazanmamda arkadaşlarım, öğretmenlerimden daha etkili oldular. beni tek etkileyen dersaneye gitmek olmamıştı, okulum evimden yaklaşık olarak 2 saat uzaktaydı, ve eğer şanslıysam günde 4 saat otobüs yolculuğu ile eve ulaşabiliyordum, haftasonları yol,yemek,okul masraflarımı karşılamak için çalışmak zorundaydım. bir de ailemle ilgili sorunlarım da vardı, geleceğim belliydi. fabrikada işçilik.

    moralsiz ve umutsuz olarak öss'ye girdim ve çok şükür üniversiteyi kazandım. üniversiteyi kazandığım gün benim hayatımda en mutlu olduğun gündü.

    bu benim başarı hikayem değil, bu herkesin başarabileceği bir hikaye. kimsenin dersaneye ihtiyacı yoktur, dersanenin insana tek kazandırdığı çalışma azmidir.
  • çok yakından tanıdığım bir insan başarmış bunu zamanında. kendisi amcam olur. trakya üniversitesi tıp fakültesi'ni kazanmış ve şuan çok başarılı bir cerrah. paraya para demiyor. insanın içinde olacak derler ya hakikaten de öyle. ıvır zıvır bir bölüm de değil tıp fakültesi bu.
  • asıl komik olan dershaneye giderek ve hatta üstüne yetmezmiş gibi özel ders alarak üniversiteyi kazanmaktır.

    hulen soruyorum okullar ne güne duruyor? madem öss devlet tarafından dayatılan bişe bre devlet sorarım sana neden liselerde buna yönelik eğitim verdirtmezsin. ama öyle dememek lazım dershaneler gibi özel kuruluşlar kendisinin iş veremediği öğretmenlere iş kapısı olmakta. alan razı veren razı. tezgah da kurulmuş kazanan da razı...
  • tam olarak yaptığım şey. (oh be hava atacak bi başlık buldum)

    aslında birden fazla dersaneden burslu kayıt imkanı kazanmıştım. birine kaydoldum, kaynak kitapları aldım, sonra da uğramadım. hedeflediğim bölüme yerleştim ve şimdi bütünlemlere kalan başarısız bir öğrenciyim. eğitim sistemimizin garipliğine örnek olarak verilen hikayelerin başrolüyüm aynı zamanda.
  • özel yetenek sınavlarına girilecekse makul karşılanacak olan durumdur.. zira gerizekalı değilseniz özel yetenek sınavlarının istediği baraj puanını ösym'nin dağıttığı şekerleri yiyerek bile çekebiliyorsunuz..