şükela:  tümü | bugün
  • öğrenci için çok tehlikeli bir tekniktir zira çoğu zaman hocalar detaylı konuları özetleştirilip press'lenmiş slaytlar halinde hızlıca geçerler ki bu da öğrencilerin mevzubahis konuları basit zannetmelerine ve üstünde durmamalarına neden olabilir ancak hocalara küfretmeden önce iki kez düşünelim.

    bir çok dersin işlenebilmesi için yaklaşık 1000'er sayfalık kaynak kitapların takip edilmesi gereklidir.özellikle mühendislik ve tıp alanlarında bunun için ne dönem yeterli olacaktır ne de ders saatleri.

    slaytlar olmadan gayet yapabilen hocalar vardır ancak ortalama bir hocadan böyle bir dikkat ve beceri beklemek haksızlık olabilir diye düşünüyorum.

    gelin sırf egoları yüzünden slayt hazırlayanlar ile yeteneklerinden dolayı hiç hazırlamayabilenleri boş verelim arada kalanların dersine girelim, dinleyelim, gerekirse bir daha anlattırırız...

    (ukteyi astronot8 diye biri 20.02.2009 01:09 civarinda vermiş. bir de not düşmüş, demiş ki, 'çoğu zaman dersi derste öğretmek için daha fazla çaba harcamak yerine, ders konularını kısa sürede geçmek için slaytlardan dersi anlatan hoca modelidir. hele bir buçuk saatte önünüzden 40 slayt geçirip de sonra bunların hepsinden sorumlu olduğunuzu söylerse fıttırmamanız elde değildir.' bilmem ne.)
  • sözel ağırlıklı ve görsel öğelerle desteklenmesi gereken bir ders ise mantıklı bir seçim yapmış olan hocadır. saatlerce mıy mıy konuşup uyku getiren meslektaşlarına tercih edilir. ayrıca "kalite teknikleri" dersinde "her önlemi almalı bütün verilerinizi yedeklemelisiniz" diye atıp tuttuktan sonra bilgisayarının çökmesi sonucu tüm slaytlarını kaybedip öğrencileri arasında alay konusu olanlar da mevcuttur.
  • o slaytlar tepegözün berbat çözünürlüğü,ortamın karanlığı ve bir de hocanın sıkıcılığı ile birleşirse tadından yenmez.
    (bkz: yaşamak)
  • benim gördüğüm bu tip hocalar çoğunlukla tek bir kitaptan birebir slayta aktarma yaparlar ve derste hiçbir ekleme yapmadan slaytları hızlıca okuyup geçerler. bunlardan daha kötüleri ise hiç ders işlemeyip sınava bir hafta kala bilmem kaç sayfalık notlar dağıtıp çalışın diyen hocalardır.
  • o slaytları sınav haftası isteyen öğrencilere veren hoca ise tadından yenmez. hele sınavda o slaytlardan soru sorarsa yalarım.
  • konuyla ilgili makalelerden özet çıkarıp maddeler halinde yazıp bunları arka arkaya dizip slayt gösterisi haline getirip derste slaytları duvara yansıtıp okuyanı var. hababam sınıfı tatilde'den bir sahne değil -hani okulları satılıyor da ormanda ders yapıyorlar falan. zaten ormanda slayt olmaz jeneratör lazım hmm neyse- çatısı falan olan bir okulda yapıyor bunu. rte üslubu çok revaçta ya mesela ben bu hocaya; "saçları kısacık kestirip tasarım, dizayn, haniii, biz tasarımcılar -ben değilim valla billa!- ehm, aaaa (ee yerine) falan demekle olmuyor hoca! önce kendin dersine çalış ondan sonra hoca olmaya kalkış. yoksa slaytları okumayı biz de biliyoruz. internetin nimetlerinden yararlanmayı da iyi bilirsin. uf oldum, uf oldun, uf olduk diye zırt pırt mail atmayı da bilirsin. madem öyle slaytları maille biz evde okuyalım. bir de derste devamsızlık devamsızlık diye kafa zitme bi zahmet" demek isterim. ondan sonra bu hocaların öğrencileri çıkıyor "ben zaman makinesi tasarladım bu ödev için ama nasıl zaman yolculuğu yapılır bilemicem aaağ mesela uzaydan bi madde gelmiiiiş" diye ciddi ciddi sunumlar yapıyor. hayır bişey değil bu insanlar iki seneye tasarımcı diye aramızda dolaşacak ve biz havalarından üç metre yakınlarından geçemeyeceğiz. şu okullar olmasa maarif ne güzel idare edilirdi, gel de hak verme şimdi.
  • slayt gösteriminin gerektirdiği karanlık nedeniyle, eğer konu da sıkıcı ise, dersinde uyunan hoca.
  • allah bu belescileri kahretsin dedirten hoca modelidir. artik her sinif amfi vs. de projektor olmasindan mutevelli bu pasalar 1 sene boyunca yansitma yapip gidiyorlar. yansit yansit oku, 15 dakika ara ver sonra tekrar yansit oku. ulke yuksek egitiminin irzina gectiniz lan. ogretmenlere fln diyorlar 3 ay tatil yapiyorlar diye ama asil belesci olan tayfa bu. artik ne derse hazirlanmak gibi bir dertleri var ne de ders anlatmak gibi bir meramlari. varsa yoksa yansitmak ve okumak sonra da "teknolojiyi kullaniyorum bak ben derslerimde" tavirlarinin getirdigi havalanmayla siritarak dersi bitirme ve kapanis. ogrencinin hicbir bok anlamadigi ders ve hatta cok daha kotusu, slaytlardaki her turlu ot bok slayt konseptinin bir geregi veya sirf slayti hazirlayan dallamanin yogurt yiyisi geregi tanim ve maddelerle dolu olmasindan; ezberci yaklasimin dibine itelenme durumunu ogrencinin iliklerine kadar yasamasi. lisansinda da doktorasinda da. birisi niye hic bizim universitedeki cocuklardan bilim adami fln cikmiyor da hep yurtdisinda egitim almakta olanlarin adini duyuyoruz mu demisti?
  • slaytları öğrencilerle dağıtıyor ise tadından yenmeyecek hocadır.
  • o slaytları bilmem ne fakültesinin bilmem ne bölümünü bitirmiş prof.dr.doc ünvanıyla gecmiş karşımıza yeni okumayı sökmüş okuma yarısı yaptırılan mini mini çocuklara verilen metinler vardı.. okuma yarısı için ben onun sadece okumayı yeni sökmüş gibi okumasını ilerlettiğini düşünürüm. ama karsımda keşke sevimli çocuklar olsa derim derste, malesef gözümü açar bakarım o yazıları okur halde kocaman bir moruk var ve düz okuma yoluyla bunları okuyor çünkü siz salaksınız evet dersi işlediğine inanacaksınız. zatı böyle düşünmektedir. e bir de o okuduklarını bizim ezberlememizi isteyen hatta onları anlatığını dersi işlediğini kabul eden tam donanımlı batının şeklini alıp içeriğini düşünmeden eğitim ekolü içinde kendini değerlendiren.muasır medeniyetler seviyesine cıkmakta oldugunu varsayıcak olan niteliksiz insan freud'un zeka çeşitlerinden görsel korteksin çalışması için yapılandırmacı eğitimi kullandığını sanan saygı değmez, değersiz boş hocalarımız.bundan daha kötüsü de ne biliyor musunuz ?öğrencilerine konu paylaştırarak tüm dönemi öğrencilerin sunumlarıyla bitirmek.. hocanın sandalyede oturup popo büyütme seansı yada kuluçka dönemi için yumurtalarını ısıtması.. kastım bedava paraları popo altına atıyor olması.