şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • 2008 yılında endüstri meslek lisesinden mezun olan beni şaşırtmayan görüntülerdir. yeni nesil böyle gelmiyor arkadaşlar, o okullar hep böyleydi. sadece bizim zamanımızda sosyal medya böyle değildi. sigara içiyormuş.. allah aşkına bu gözler koridorda ölü tavukla maç yapıp sonra onu tuvalette çöp kovasında yakıp, öğretmene, "tuvalette tavuk yakıyorlar" diye haber verenleri gördü.
  • eğitim aileden başlar. prezarvatifle.
  • o öğretmen nasıl kahroluyor dersten çıkınca, bunu düşünen var mı? o çocuğun kolundan-kulağından tutsa başına neler gelir düşünen var mı?

    sınıflara kamera konulmalı, net kurallar konulmalı, öğrenci iki defa uyarılmalı, üçüncüde bir yıl okuldan uzaklaştırma gelmeli. akıllanırsa ne ala.
    herkes okumak zorunda değil. bir kaç uzaklaştırmadan sonra atılmalı okuldan. acımasız değilim, o sınıfta 10-15 tane de gariban çocuğu var, bunları atıp onları kurtarmaya çalışılmalı. sınıftaki temiz çocuklar da bir kaç yıl içinde böyle olacak, bozulacak. bunun önüne geçilmeli.
    sosyal hayatta ve iş hayatında terbiyesizliğe ve hadsizliğe 5 dakika bile tahammül yokken okullardaki bu görüntüler kahretmektedir.
    ve herkes okumak zorunda değildir.
  • hala ordaki gariban ogrrtmeni eleştiren yavsaklar var, ilginc. hadi dostum, seni koyalım o ahıra da bu çeki düzen ver, görün yiyor mu?
  • özür dilerim ama bu tiplerin ana babaları da böyleydi, bunların çocuklarıda böyle olacak.
    vatandaş puanlama sistemi gelmeli ve 17 yaşına kadar ki puana göre bu tip gibiler yol yakınken hadım edilmeli
  • insandan bozma çocuklarını topluma salma cüretini kendinde bulan ne aileler var.
  • önceki gün milli eğitim’deki sorunlara hafif bir giriş yaptım.

    üniversitelerdeki çığ gibi sorunlardan biri olan “doldurulamayan kontenjanlara” değindim.

    bazı arkadaşlar tepki gösterdi.

    yoğurdum ekşi diyen görmediğim için normal karşılıyorum.

    eleştiriye açıklık bir “aydınlanma” geleneğidir.

    bizim topraklarda pek bilinmez.

    oysa eleştiri karşısında yapılması gereken “fikir alışverişi” ve eleştiriden yola çıkarak yeni fikir imalidir.

    bekler miyiz?

    asla!

    bu arada çeyrek asırlık bir eğitimci, bir okul müdürü, kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak ilginç bilgiler aktardı.

    paylaşmak isterim:

    “1- lise öğrencilerinin yüzde 80'i sigara içiyor.
    2- okula devam etme durumu yerlerde sürünüyor. '30 gün gelmeyen kalır' deniyor. ama her yıl af çıkarılıyor. son 10 yılda her yıl af çıktı. son sınıflar hiç okula gelmese bile af ile geçiyor.
    3- 8 dersi zayıf olan öğrenci bile ortalama ile sınıf geçiyor.
    4- bir milyon öğretmeni sınava soksak 900 bini geçemez.
    5- öğretmenler zerre kadar okumuyor.
    6- büyük kent görmemiş öğretmenler var.
    7- din öğretmenlerinin büyük bölümü diyanet işleri’nin pek de memnun kalmayacağı bir eğitim veriyor.
    8- okullarda artık hiç deney yapılmıyor. her şey kağıt üzerinde.
    9- devletin verdiği kitaplar vallahi hemen çöpe atılıyor. öğrencilerden yeni kitaplar isteniyor.
    10- okullarda proje yapılmıyor. her şey kopya.
    11- okullarda aktarılan bilgilerin büyük bölümü eski. geleceğe yararı yok.
    12- stem sistemi okullara giremedi.
    13- kodlamanın sadece lafı var. yüzde 99 öğretmen 1 satır kod yazamaz.
    14- bakan değişti ama 81 ilin, 2000 ilçenin meb yöneticileri yüzde 99 aynı.
    15- binlerce ücretli öğretmen ayda 600-1200 tl ile çalışıyor. devlet asgari ücretin altında insan çalıştırıyor.
    16- liseye gelip 4 işlemi bilmeyen, okuyamayan çocuklar var. sebebi şu: ilk 8 yılda sınıfta kalma diye bir şeyin olmaması.
    17- okullarda açılan destekleme ve yetiştirme kursları tamamen fiyasko. bunlar kandırmaca. iptal edilmesi gerekiyor.
    18- mesleki eğitim için ağlarsınız. perişanlık. bu kurumun başına bir çocuk doktorunu atadılar. doktorluğunu bilmem ama bu konuyla ilgili hiçbir bilgisi ve fikri yok.
    19- siz programlarınızda yüksek lisanslı, doktorları milli eğitimcilerden, yöneticilerden söz ediyorsunuz ama milli eğitim teşkilatının üst yöneticilerinin çoğu hâlâ 2 yıllık yüksek okul mezunu. lisans diplomaları bile yok.
    20- akıllı tahtalar tahrip edildi. çoğu bozuk. bu proje devletin 10 milyar dolarını yuttu. iyi niyet suistimal edildi.
    21- 2 sene öncesine kadar okullara 70 tl internet (adsl) parası geliyordu. fiber optik sisteme geçilecek dediler. 2 yıldır ayda 2400 tl fatura geliyor. 53.700 okul var. hesabı siz yapın. bu masrafın karşılığını verecek kadar kullanılıyor mu?
    22- pozitif bilimlere hiç kimse eğilmiyor. eksikliğini hisseden de kalmadı.
    23- okul idarecilerinin büyük bölümünde liyakat ve temsil sorunu var.
    24- öğretmenler geçinemiyor. maaşlar çok az.
    25- yeni bakan bilim adamı. ancak çevresinde onun kalibresine uygun kimse yok.
    26- fetö önemli ölçüde temizlenmiş olsa da, onun yerini almaya çalışanlar türedi."

    bu anlatılanların gerçeğin ne kadarını yansıttığını tam olarak bilemem.

    ama çok tecrübeli bir eğitimcinin dikkat çektiği noktalar arasından çıkardıklarım bunlar.

    belki birilerinin ilgisini çeker.

    https://www.haberturk.com/…egitim-neferinin-feryadi
  • https://www.instagram.com/…eet&igshid=1rh6jbwtthiku
    https://streamable.com/hizql instagram’dan kaldırılmış buradan ulaşabilirsiniz.
    mükemmel bir yeni nesil geliyor(!)
    ya bu nasıl bir rezalettir? bunlar mı düzeştecek ülkeyi bi gidin allah aşkına. çok terbiyesiz tembel ve kalitesiz bir nesil geliyor ya çok acil öğretmenlere yetkiler verilmeli ve kaliteli öğretmen yetiştirilmek için ne gerekiyorsa yapılmalı ya da acilen bu ülkeden defolup gidilmeli bu nasıl iğrenç bi kurum.
    edit: her ihtimale karşı biriniz görüntüleri yedekleyip yükleyebilir mi mobildeyim zor oluyor.
  • hala yeni nesil diye davaları ortaya çıkarmıştır. bu ülkenin bok çukuru meslek liseleridir. bugün de öyle dün de öyleydi.
  • bayan hocanın o terbiyesize hakareti geçtim bağırması bile yasak, sınıftan çıkarması yasak, sınıfta bırakamıyor, kılına dokunamıyor, ceza aldırması çok zor. görmezden gelme dışında yapabileceği hiçbir şey yok. görmüyormuş gibi yapıyor ve o psikolojiyle ders anlatmaya çalışıyor. kafa hep orada tabi acaba başka bir terbiyesizlik yapar mı diye. bu zulmü hocaya çektirmeye kimin ne hakkı var arkadaş. zaten bu iş en sonunda oturduğu yerden hocaya hareket çekmeye hatta hocayı omuzlara alıp fırlatmaya kadar gidiyor zamanla. zorunlu eğitim, disiplin yönetmeliği, değerler eğitimi, ahlak, terbiye... hak getire.