şükela:  tümü | bugün
  • orta okulda girdiğim bir versiyonu şöyle olan diyaloglar;

    hoca: oğlum siz arkadaki ikiniz çıkın bakiim dışarı, terbiyesizler

    ben: (ön sıralarda oturan ve atılmayan bir arkadaşa dönerek) berkin topu atsana...

    (arkadaş basket topunu atar)

    hoca: aa tenefüse mi çıkıyosunuz arsızlar! sen de çık bakiiim müdürün kapısında beni bekleyin... oğlum duymadın mı bırak o topu...

    sonuç: okul çıkışı sınıf temizliği cezası, ve bir süre "sizi potaların orda görmeyeceğim bir daha" tehtidleri =(
  • üniversite 2'de yaşanandır. "uyuyanı dersten atarım" diyen bir atatürk ilkeleri hocasıyla sınıf arkadaşı arasında yaşanmıştır. dersin sonuna doğru uyuyan öğrenci hoca tarafından uyandırılır:

    -sen! arkada uyuyan! çık dışarı yok yazıyorum seni.
    +eheehee. ben bu dersi almıyorum ki.
    -bak sen şuna. çık diyorum çık.
    +eheehehehe.

    sırf hocaya ayar vermek için eve gitmek varken derse girmiş, bilerek uyumuş, kendini dersten attırmış, yememiş, içmemiştir.
  • - hey sen.
    + ben?
    - hayir sen degil sen
    +e ben?
    - hayir sen degil sennn
    +ama ben?
    -sen degil lan ayi, sen, cik disari.
  • ingilizce dersi,sıkılmanın doruk noktası.hoca imzayı atan dersten çıkabilir,dikkatimi de dağıtmamış olursunuz diyor.ben de yanımdaki arkadaşı ''hadi çıkalım'' ile taciz ediyorum.hoca farketti ve dersten atma cümlesi şu oldu: ''sen tek başına çık dersten de canın sıkılsın''
  • devlet bahçeli'nin 40 yapar videolarına kafayı taktığımız dönem. derste kitaptan soruları çözmeden direkt kırk olanları filan işaretliyoruz,sürekli izliyoruz. hoca bir sorunun çözümünü anlatırken şöyle bir ses duydum :
    h : o zaman siz söyleyin arkadaşlar, kaç yapar?
    birden ayağa fırlayarak istemdışı 40 yapaaar! diye bağırmamla herkesin bana dönmesi bir oldu tabi. hoca hala donmuş bir şekilde bana bakıyor. birkaç saniye geçtikten sonra kendine gelip :
    - sanırım şu sıralar mhp kongresi için hazırlıklar yapılıyor, ama khitse gününü unutmuş olmalı. hadi, git ve meydanlara karış. hadi.
    diyor. millet yerlerde, kendini devlet bahçeli'nin azarladığı eleman gibi hisseden khitse o andan itibaren sınıf dışı.
    (bkz: şu andan itibaren ocak dışısın)
  • lise 3 te kimya hocasıyla aramda geçen diyalogtur kendisi.
    not: eşit ağırlığım aslında kimya almamamız lazım ama askerdeyken kafayı yemiş bir müdür yardımcısı var zorla seçmeli aldırıyor faydası olur diye, e doğal olarak istemediği dersi sallamıyor kimse.

    -ne konuşuyorsun sen orda?
    -hocam be..(devamını getiremezsin)
    -çık dışarı
    -...(sessizce sıradan kalkılır)
    -cibiliyetsiz!
    -e ama oha hocam 'cibiliyetsiz' ne?
    -çık dışarı dedim sana terbiyesiz!
    -?!?!?
  • mümkünse bu derse sizsiz devam edebilir miyiz şeklinde kibar bir üslupla atılma.

    edit: yaşanmıştır.
  • lise 2 tarih dersinde ergenlik tribiyle yoğururak yaşanmış diyalog

    -kitabın nerede senin?
    -hocam daha ders işlemiyoruz ki?
    -ne ders işlemiyo muyuz??? vay terbiyesiz. sen bana ders anlatmıyorsun hocam diyosun yani he? çık dışarı.
    -yok hocam, özü....
    -çık dışarııııı!
    -(tam çıkacakken) o masadaki çayı da al!
    (işte şimdi sinirlendim hocam! bunu bana yapmayacaktınız.) çay alınır, nerden geldiği bilinmeyen bir özgüvenle tepeden aşağı dökülür. hoca çıldırır. kapı çıkarken çarpılır arkadan kapı açılıp hakaret edilir vs. sonra bu hocamızı mezuniyete çağırmıştık. hala da görüşüyoruz, garip mi ne...
  • ilginç ama gerçek.

    tenis dersi

    hoca: şu kız varya şu leyla

    ben: evet var

    hoca: kürt biliyor musun?

    ben: evet biliyorum ne var ki?

    hoca: o yüzden toplarını sizle paylaşmıyor

    ben: ne alaka hocam biz karışmasın diye istemiyoruz

    hoca: dur şurada iki dakika dedikodu yapıyoruz. kadınlar dedikoduyu sever.

    ben: ben sevmem

    hoca: sende bir sıkıntı var o zaman

    ben: sevdiğinize göre sizde de bir sıkıntı var o zaman

    hoca: hııı? çık çık çık

    not: hocanın cinsiyeti erkek.
  • üniversitedeki ilk senemdi. işte arkadaşlarla yeni yeni kaynaşma ayları, böyle bir evde toplaşıp içmeler sıçmalar falan. bir gün geceden kalma derse girdik arkadaşlarla, mal mal muhabbetler dönüyor tabii, hiçbir anlamı yok ama biz gülüyoruz öyle öküz gibi. sonra hoca nokta atışı yapıp direk beni kaldırdı, zaten bayadır bir alıp veremediği vardı benimle. the wall'da ki sahne gibi defterime karaladığım bir şiiri, "aa bakın arkadaşınız şiir yazıyor, sınavda da bunu yazarsın artık" demişliği bile var lan, şaka değil. dışarı çık dedi. benim de canıma minnet, gider bir sade kahve vurur düşüncesindeyim. tam kapıyı açarken;

    hoca: bundan sonra hiçbir dersime seni alamam.
    def: niye, büyük mü geldi?

    evet çok rezil bir cümleydi, çünkü çok mal bir durumdaydım, zaten o yüzden atmıştı dersten. ön sıra falan koptu, bense ne bok yedim lan diye ecel terleri döküyordum. zira ağzımdan öylesine, hiç beklemeden, düşünmeden çıkmıştı. neyse ki duymamış olacak, bir şey demedi. sonraki derslere girdim ama dersten kaldım tabii. hayvanlık etmişim, düşündüm de şimdi.