şükela:  tümü | bugün
  • cesur bir oyuncuydu derya; şirindi, alımlıydı, idealistti, akıllıymış numarası yapardı... türkiye'de bir dizi film çevirmiş sonra burda ekmek yok diyerek amerika'ya gitmişti, zaten amerikan vatandaşı, kızılderili soyundan bir kişiydi kendisi...

    arada türkiye'ye gelirdi, dinlerdik "ulan ne öğütler verecek" diye, "oralarda bu işler zor, tanıdığın olacak, yönetmenle yatacaksın, zayıflayacaksın, ipince olacaksın" demişti, gastelerde haber yaptılar "çok zayıflamış, erimiş kızcağız" diye.
  • show tv'nin de yayınladığı bir dedektiflik dizisinde oynadığını festival havasıyla duyurdular... "way be, türk haa" dedik, büyülendik, oysa ki iki dakika görünmüş, onda da erotik pozundan ötesine geçilmemişti, şöyle bir iki salınıp intihar etmişti ilk 3-4 dakika içinde, ama başkaydı, ama gayet amerikanwariydi, "helal olsun, ne eksiği war ulan" diye sıçradım gece vakti yerimden, amerikan kanı taşıdığı aklıma geldi, "bişey yok baba maç izliyordum" dedim babama.
  • dizinin ardından türkiye'ye gelmiş "oldu ki oldu" diye hiç tasvip etmediğim ama ziyadesiyle incelemekten de kendimi alamadığım cesur pozlar vermişti, güzel bacakları wardı derya'nın, hep ti$örtün kenarından sarkıtırdı göğüslerini, kayboldu gitti, oyuncuydu, amerika'da eğitim almıştı.
  • türkiye scarlett o hara seçmelerine (bir scarlett aranıyor) katılmış, aralarında kendinden çok daha iyileri bulunan fidan gibi gençkızların arasından "amerikalıdır, etse etse en iyi bu temsil eder bizi amerikalarda" gibi bir kaygıyla olacak, sıyrılmıştı, "rüzgar gibi geçti 2000" çekimleri için türkiye temsilcisi olarak gitmişti amerika'ya, gerçi sonradan scarlett rolünü oynatmamışlardı, gene 2 dakika gözüktüğü başka bir figüran rolü vermişlerdi ama olsundu. zaten o seçmelerde de garibim aynı rolü 15 defa oynamak zorunda kalan soyadını unuttuğum hüseyin adlı aktör oynamıştı en iyi, beş kuruş kazanabildi mi bilemem.
  • derya arbaş, rüzgar gibi geçti'de figüran olarak değil de, amerika'da silk stockings adıyla sunulduğunu bildiğim, bir kaç kez show tv'de de rastladığım ama türkçe ismini hatırlayamadığım dizide kurban kızı oynamıştı. seks cinayetlerini, beyaz kadın ticaretini vesaireyi araştıran biri kadın, biri erkek iki dedektif vardı o dizide. pazar günleri oynardı.
  • film cekimi icin gittigi karsta bir ogretmenle evlenmis iki yil o civarda yasamisti. sonra bosanmis eski esinin ailesi hakkinda "cok muhafazakardilar" vesaire demisti.

    karsli ogretmenin hangi arada nasil nikah yuzugunu parmagina gecirdigini anlayamamis, bunu deryanin saftirikligine vermistim. ki bu saftiriklikten beyaz bisiklet isimli psikolojik entel yapimda bolca kullanmislardi.
  • gece melek ve bizim çocuklar isimli ara dönem filminde, uzay heparı'yla beraber kameranın karşısına geçmişti. dedesi ünlü ressamımız avni arbaş'dır ayrıca.
  • playmen'in ilk kabaginda resmi olan kadin. o sayidaki uzun saclarini salip üzerine kirmizi bir carsaf cektigi melaike kiz pozuyla (off offff), don giymi$ti-giymemi$ti infiali yaratmi$ti. babasi, kizilderili kökenli abd'li oyuncu dehl berti'dir. topragi bol olsun, onun da saclari belindeydi.
  • zamanında bi sürü tartışmalara konu olan,yıllardır televizyonda görünmeyip şimdi şahane pazarda izlediğim ve orda ne aradığını merak ettiğim,bi anlam veremediğim,aptal izlenimi yaratan kişi.
  • annesi zerrin arbaş'ın gençliğinin* aynısıdır..