şükela:  tümü | bugün
  • derya baykal'ın show tv'de kendini abuk subuk eşyaları yapmaya verdiği program.

    al eline makası, kesiyor şifonu, sonra bağla istediğin yere diyiverdi dün.
  • 15 kasım 2007 perşembe günü kumandaya uzanamayacak hale getirecek kadar yoğun bir baş ağrısına maruz kalmam sebebiyle derya baykal hanım efendinin programına “tanık” olmak zorunda kaldım. şahit yazarlar korkusuyla ev halkının neredeyse tamamının sağa sola kaçıştığı ve beni kaderimle baş başa bıraktığı saatlerde derya hanımın psikolojik savaş konusundaki geniş bilgi birikimini şaşkınlığın ve takdirin birbiri içinde eridiği bir ruh haliyle izledim. derya baykal’ın, “ekmeğimi taştan çıkarırım” deyişini deyiş olmanın ötesinde bir boyuta taşıyıp gerçeğe dönüştürdüğü bu program, birçok bağlamda ele alınıp incelenmeli, hatta “teletubbies” ile aynı kategoride değerlendirilmeli. çünkü derya baykal kendi keşfi olan bu programın format’ının gerektirdiği performansı sergilerken (oyunculuk, aşçılık, ustalık, ev hanımlığı vb.) özgerçek meşhur dörtlü; “tinky winky”, “dipsy”, “la la” ve “po”nun yaptıklarını tek başına yapabiliyor. aslında yalnızca bu performans bile “derya’lı günler”i büyük bir televizyonculuk başarısı yapmaya yeter. ama derya baykal’ın günümüzde müthiş bir kazanç kapısı olan “kadın program”larına getirdiği boyut o kadar farklı, o kadar özgün ki, bu programı açıklamak, anlamlandırmak için günümüz türkçesinin kelime dağarcığı ve dil yapısı yetersiz kalıyor.

    program aslında tam bir parodi yumağı. kendi türünün farkında olmadan parodisini yapıyor derya baykal (tıpkı gülse birsel’in avrupa yakası’nın bir bölümünde, eline geçen oyunculuk fırsatını değerlendirirken sergilediği abartılı oyunculuk örneğinin aslında kendisinin avrupa yakası’ndaki oyunculuğun ta kendisi olması gibi). bu yüzden derya baykal’ın programıyla dalga geçmeye çalışan, programın etinden sütünden faydalanıp, ondan yağ çıkarmaya çalışan mizahçıları kaçınılmaz bir son bekliyor: başarısızlık!

    ait olduğu türün parodisini yaparken kendisi de başlı başına parodi olan bu program, kendisinin önce tersini alıyor, sonra yine tersini alıyor. ulaştığı nokta yine kendisi. satan ve alan memnun velhasıl.

    fakat bu programdan boş kola tenekeleriyle gelinlik yapmanın ötesinde de şeyler öğrenilebileceğini fark ettim! yüzümde acı çeken bir ifadeyle bakışlarımı benden uzakta vakur biçimde duran kumandaya dikmiş halde derya'lı günlerin dağdağasında kaybolup gitmişken, bir yandan da “kadın programları”nın ontolojisi üzerine, yine en az düşüncemin nesnesi kadar gereksiz çıkarımlarda bulundum...

    kadın programları genellikle episodik yapıdalar. birkaç konuğun (konuklar son zamanlarda üçüncü sayfa haberlerinin özneleri arasından seçiliyor) programın omurgasını oluşturduğu bu yapı, yan meşgalelerle beslenir. diğer episodları oluşturan bu “şeylere” mecburen meşgale dedim, çünkü yaptıkları şeyleri kesinlikle tamamlamayan uzmanlar tarafından gerçekleştirilen bu yan bölümler; (1) yemek yapmak, (2) gündelik hayata dair püf noktaların açıklanması (işte ne bileyim, limon kararmış tencereyi nasıl eski haline getirir vb.), (3) reyting rekortmeni dizilerden alınan sahnelerin programın stüdyodaki profesyonel izleyicilerince derin felsefi önermeler eşliğinde tartışılması (misal “binbir gece”nin meşhur ilk bölümündeki 150.000 $’lık teklifinin az mı, çok mu, ya da doğru mu olduğu üzerine yapılan mitolojik tartışmalar...) gibi şeylerden oluşuyor.

    programın merkezinde yer alan konuk, daha önce bahsettiğim gibi ya üçüncü sayfa haberlerinin öznesi oluyor ya da steril insanların dünyasından seçiliyor. üçüncü sayfa haberlerinin öznesi olan, içinde bulunduğu zor koşullar ve bu koşullar sebebiyle çektiği acılar sömürülen konuk tipi iki ana kategoriye, iki ana kategori de (7+7=)14 alt gruba ayrılıyor. ikinci tip konuk ise üç ana kategoriye, üç ana kategori de (3+4+2=)9 alt gruba ayrılıyor.

    ---üçüncü sayfa haberlerinden alıntılanan konuk kategorileri---
    [a] konuk bayan ise,
    -> [a1] evden kaçan ve ailesiyle barışmak isteyen kız.
    -> [a2] evden kaçan kızını arayan ana.
    -> [a3] koca dayağından kaçan kadın.
    -> [a4] aile baskısından şikayetçi kız.
    -> [a5] evden kaçan kızını \ oğlunu arayan ana.
    -> [a6] kocaya kaçan kızını arayan ana.
    [a6-a] arayışı kocası tarafından desteklenen ana.
    [a6-b] arayışı kocası tarafından desteklenmeyen ana.
    -> [a7] kocasının ölümünün ardından “yalnızlığın sadece allah’a mahsus” olduğunu kavrayan ve kendisine yeni bir eş arayan kadın.
    [a7-a] yeni eş arayışı desteklenen anne.
    [a7-b] kendisinin yeni eş arayışına karşı çıkan çocuklara sahip anne.

    [b] konuk bay ise,
    -> [b1] evden kaçan ve ailesiyle barışmak isteyen erkek.
    -> [b2] evden kaçan kızını arayan baba.
    -> [b3] karı dayağından kaçan adam. {bu türe az da olsa rastlanmaktadır. nadir bir tür olması kuşkusuz raytingi arttırıcı bir faktör.}
    -> [b4] aile baskısından şikayetçi oğlan. {pek rastlanmayan ama “ekran”da boy göstermesini hevesle beklediğimiz tür.}
    -> [b5] evden kaçan kızını \ oğlunu arayan baba.
    -> [b6] kocaya kaçan kızını arayan baba.
    [b6-a] öfkeyle kızını arayan baba.
    [b6-b] bir an evvel kızına kavuşmak isteyen ve bu yüzden de öfkesini ikinci bir emre kadar erteleyen baba.
    -> [b7] karısının ölümünün ardından “yalnızlığın sadece allah’a mahsus” olduğunu kavrayan ve kendisine yeni bir eş arayan kadın.
    [b7-a] yeni eş arayışı çocukları tarafından desteklenen baba.
    [b7-b] yeni eş arayışına karşı çıkan çocuklara sahip baba.

    --steril konuk kategorileri---
    [a] konuk şarkıcı ise,
    -> [a1] yeni albümü çıkan ve bunu tanıtmak isteyen bir şarkıcı.
    (örnek: kayahan ve ailesi)
    -> [a2] unutulmuş, bundan da mustarip şarkıcı. bu şarkıcının amacı kendisini kitlelerine hatırlatmak, tüketicisini dürtüklemektir.
    (örnek: burak kut)
    -> [a3] albümü pek satmayan canlı magazin bombacısı olarak gündemi manupile edip bundan nemalanmaya çalışan şarkıcı. (bu türe dahil olanlar gün içinde birden fazla kanalı dolaşarak harika devamlılık ve dayanıklılık gösterisi sergilerler.)
    (örnek: tuğba ekinci)

    [b] konuk oyuncu ise,
    -> [b1] yeni başlayan dizi \ oyun \ film “poroce”sini tanıtmayı amaçlayan oyuncu.
    (örnek: sumru yavrucuk)
    -> [b2] ortalığı “yıkan” bir dizi \ oyun \ film “poroce”si devam ederken ya da “poroce”nin bitmesinin ardından medyatik ganimetleri toplamak amacıyla kanal kanal dolaşan oyuncu.
    (örnek: bergüzar korel)
    -> [b3] işsiz bir oyuncu. bu oyuncu türü de üçe ayrılır:
    [b3-a] sansasyonel hadiselerin öznesi olarak tutması muhtemel bir “poroce”ye dahil olmaya çalışan oyuncu.
    (örnek: özlem savaş)
    [b3-b] sansasyonel hadiselerin öznesi olarak halihazırda tutmuş bir “poroce”ye dahil olmaya çalışan oyuncu.
    [b3-c] yok olmuş oyuncu. bu oyuncunun çektikleri izleyenlere ibret hikayesi olarak sunulur. (örnek: baykal kent)
    -> [b4] eskiden ortalığı kasıp kavuran, ancak günümüzde elini eteğini piyasadan çekmiş “eskiden buralar dutluktu” demek amacıyla programlara katılan, saygın “yeşilçam emekçisi” oyuncu.
    (örnek: hülya koçyiğit)

    [c] konuk yönetmen ise,
    -> [c1] sinema - dizi.
    [c1-a] yeni başlayan dizi \ oyun \ film “poroce”sini tanıtmayı amaçlayan yönetmen.
    [c1-a \ 1] ilk filmini çeken yönetmen.
    (örnek: mahsun kırmızıgül)
    [c1-a \ 2] bir ton film çeken ama filmlerinin pek bir estetik “ağırlığı” olmayan yönetmen.
    (örnek: mustafa altıoklar)
    [c1-a \ 3] yönettiği ortalığı “yıkan” dizi \ oyun \ film “poroce”si devam eden ya da yönettiği “poroce”sinin bitmesinin ardından medyatik ganimetleri toplamak amacıyla kanal kanal dolaşan yönetmen.
    (örnek: kudret sabancı)
    -> [c2] klip.
    [c2-a] sansasyon yaratan bir klip çeken yönetmen.
    [c2-b] unutulmaz aşk kliplerinin saygı duyulan yönetmeni.
    (örnek: akel kardeşler)

    tüm bu konuk curcunası içinde derya baykal programına seçtiği konukları, ferhan şensoy ile evliliğinden kendisine miras kalan entelektüel görünümü devam ettirmek amacıyla hep steril insanlar arasından tercih ediyor.

    programının kaotik ve bir o kadar da şiirsel yanını oluşturan sır, işte ta da burada karşımıza çıkıyor. daha doğrusu, baykal’ın sırrı, steril konuklarına tıpkı kendisine göre “banal” duran diğer programlardaki konuklara davranıldığı gibi davranabilmesinde ve üçüncü sayfa haberlerinin sömürülen öznelerinin “gündelik hayatlarında” yaptıkları şeyleri yaptırabilmesinde yatıyor. emine beder ekolünün eşsiz bir temsilcisi olan, kilolu, yemek yapan bir hanımın varlığı programın güven içerisinde devam etme olanağını sağlamakla kalmıyor, derya baykal’ın hem sunucu olarak hem de yaşama dair bildiği “kendince mühim” püf noktaları seyircilerle paylaşan kişi olnasına imkan veriyor. baykal diğer taraftan da konuğunu da yemek yapımına katan “sek yemek” programlarında olduğu gibi, konuklarını üretime dahil ediyor. setteki tüm çalışanları doyurabilecek kadar mamulün üretimini yaparken asıl derya baykal dokunuşu gerçekleşiyor. esas sihir, büyü, gizem burada: (benim izleyebildiğim bölümdeki konuk) metin arolat’ı ve onunla sürekli birlikte gezip şarkı söyleyen, adını hatırlayamadığım hanım kızımızı nohut köftesi yoğurup şarkı söylerken (şarkı “hep böyle kal” idi) görebiliyorsunuz...

    derya baykal bir yandan mango soymanın kestirme yollarını anlatıp halktan koparken, “yemek yaparken şarkı söyleme tekniği”ni icra ederek koptuğu halka tekrar yaklaşıyor.
    yalnızca evinde beyaz çimento, canavar, orak gibi araç gereçleri bulunduranlar ya da boş süt kutularından mobilya yapmaya meraklı izleyiciler için seyir zevki yüksek bir program olmakla da kalmıyor deryalı günler. esra ceyhan etiği’nden, seda sayan’ın vodvillerinden sıkılanlara eşsiz bir (yalnızca yaptığı dönüştürülmüş nesnelerle değil, kendi giyim tarzı ve programının estetiğiyle de) kitsch örneği ve alternatif sunuyor.

    ben bunları düşünürken bayılmışım, program da o arada bitmiş. entry’yi baygın halde götürüldüğüm hastanede yazdım. bu sırada bulunduğum katın koridorları, bir doktorun odasındaki televizyondan gelen serap ezgü’nün programının sesleriyle inliyordu. aynı koğuşta bulunduğumuz hastalardan birinin el televizyonundan ise topluca “a’dan z’ye“ seyredilmekteydi... bense tavanın dehşet verici beyazında bir tatlı huzur arıyordum.

    http://www.showtvnet.com/…mlar/deryali_gunler.shtml [buradaki şiire dikkat!]
  • "erikdanlık", "biberondanlık", "telefondanlık" gibi kavramların fışkırdığı, anneme şiddetle yasaklamak istediğim kadın programı.
  • azıcık bile izledikten sonra, kendimi dayak yemiş gibi, saatlerce dalgalarla boğuşmuş gibi hissettiğim program. ama ağlamaklı duygu sömürgecisi programların yanında bir başyapıt sayılır. derya baykal kafasına ne taksa yakışıyor orası ayrı konu.
  • derya baykal'ın kocasından boşanınca hafiften balataları sıyırmış, kendini ipe yumağa vermiş havası sayesinde; 15 yıl öncesinin trt proglamlarından birine benzeyebilecekken, "çıldırmış kadının elişi saati"ne dönmüş program.
  • hani "deli saraylı" diye bir tabiri vardır ya eskilerin, işte o misal bir kadın oldu sanki derya baykal. ne oldu bu kadına anlamak mümkün değil. sanki evrenin kayıp bilgisi incik boncukta gizlenmiş de, bulmak için onlardan yeni bi şeyler var etmek gerekiyor gibi insanüstü bir çabayla uğraşıyor, uğraşına da cümle alemi şahit yazmak için bir tv programı yapıyor.
  • bir bölümünde boynuna kolye niyetine kek kalıplarını taktıktan sonra bugün kafasında toka niyetine üzüm takmasıyla şaşırtmayan derya baykal'ın show tv'de hazırladığı, sunduğu, yarattığı bir öğleden sonra kuşağı kadın programı.
  • bizzat şu kulaklarımlan duydum ki, yarın gürgen öz'ü ağırlayacakmış bu program.