şükela:  tümü | bugün
  • bob dylan'ın en hasta şarkılarından biri. 11 dakkalık destansı bir şarkıdır. şarkı sözü nasıl yazılır konusunda bob dylan'ın cümle aleme verdiği bir ders niteliğindedir. şarkı sözleri o kadar anlamsız ve sürrealdir ki şarkıyı duyunca ne diyo lan bu adam uçmuş galiba dersiniz, eğer şarkının yer aldığı highway 61 revisited albümünün dylan'ın protest folk şarkıcılığından istifa edip, artık rock yapacağını resmen ilan ettiği albüm olduğunu biliyorsanız öküzün altında buzağı ararsınız ve şarkıda geçen karakterleri gerçek karakterlerle özdeşlerip çeşit çeşit anlamlar çıkarmaya çalışırsınız. ama bütün bu çabalar beyhudedir. çünkü şarkının amacı anlamlı olmak, bir şeyler anlatmak, bir mesaj vermek değildir, zaten sene 1965tir dylan da eski dylan değildir artık. dylan'ın bu şarkıda tek amacı dinleyicinin kafasında görüp görebileceği en canlı atmosfere sahip resimlerden birini yapmaktır. her kelime o kadar güzel seçilmiştir ki, dylan vurguları o kadar güzel yapar ki aslında tek anlamlı laf etmemesine rağmen şarkıyı dinleyen insanın kafasında desolation row'un öyle bir hayali belirir ki sanki ophelia ile einstein el ele çıkıp geliceklerdir...

    ilk kez 1965 yılında yayınlanan highway 61 revisited isimli albümde yer almıştır.

    sözlerini de yazayım da tam olsun bari:

    they're selling postcards of the hanging
    they're painting the passports brown
    the beauty parlor is filled with sailors
    the circus is in town
    here comes the blind commissioner
    they've got him in a trance
    one hand is tied to the tight-rope walker
    the other is in his pants
    and the riot squad they're restless
    they need somewhere to go
    as lady and i look out tonight
    from desolation row

    cinderella, she seems so easy
    "it takes one to know one," she smiles
    and puts her hands in her back pockets
    bette davis style
    and in comes romeo, he's moaning
    "you belong to me i believe"
    and someone says," you're in the wrong place, my friend
    you better leave"
    and the only sound that's left
    after the ambulances go
    is cinderella sweeping up
    on desolation row

    now the moon is almost hidden
    the stars are beginning to hide
    the fortunetelling lady
    has even taken all her things inside
    all except for cain and abel
    and the hunchback of notre dame
    everybody is making love
    or else expecting rain
    and the good samaritan, he's dressing
    he's getting ready for the show
    he's going to the carnival tonight
    on desolation row

    now ophelia, she's 'neath the window
    for her i feel so afraid
    on her twenty-second birthday
    she already is an old maid

    to her, death is quite romantic
    she wears an iron vest
    her profession's her religion
    her sin is her lifelessness
    and though her eyes are fixed upon
    noah's great rainbow
    she spends her time peeking
    into desolation row

    einstein, disguised as robin hood
    with his memories in a trunk
    passed this way an hour ago
    with his friend, a jealous monk
    he looked so immaculately frightful
    as he bummed a cigarette
    then he went off sniffing drainpipes
    and reciting the alphabet
    now you would not think to look at him
    but he was famous long ago
    for playing the electric violin
    on desolation row

    dr. filth, he keeps his world
    inside of a leather cup
    but all his sexless patients
    they're trying to blow it up
    now his nurse, some local loser
    she's in charge of the cyanide hole
    and she also keeps the cards that read
    "have mercy on his soul"
    they all play on penny whistles
    you can hear them blow
    if you lean your head out far enough
    from desolation row

    across the street they've nailed the curtains
    they're getting ready for the feast
    the phantom of the opera
    a perfect image of a priest
    they're spoonfeeding casanova
    to get him to feel more assured
    then they'll kill him with self-confidence
    after poisoning him with words

    and the phantom's shouting to skinny girls
    "get outa here if you don't know
    casanova is just being punished for going
    to desolation row"

    now at midnight all the agents
    and the superhuman crew
    come out and round up everyone
    that knows more than they do
    then they bring them to the factory
    where the heart-attack machine
    is strapped across their shoulders
    and then the kerosene
    is brought down from the castles
    by insurance men who go
    check to see that nobody is escaping
    to desolation row

    praise be to nero's neptune
    the titanic sails at dawn
    and everybody's shouting
    "which side are you on?"
    and ezra pound and t. s. eliot
    fighting in the captain's tower
    while calypso singers laugh at them
    and fishermen hold flowers
    between the windows of the sea
    where lovely mermaids flow
    and nobody has to think too much
    about desolation row

    yes, i received your letter yesterday
    about the time the door knob broke
    when you asked how i was doing
    was that some kind of joke?
    all these people that you mention
    yes, i know them, they're quite lame
    i had to rearrange their faces
    and give them all another name
    right now i can't read too good
    don't send me no more letters no
    not unless you mail them
    from desolation row
  • greenwich village manzarasinin bob dylan'a cagristirdiklari diyerek sig bir entry girebiliriz. (bkz: ben yaptim oldu)
  • sözleri ne kadar iyi yazılmış, ne kadar zekice göndermelerle dolu olursa olsun bu kadar monoton bir melodiye ve gereksiz bir uzunluğa sahip olduktan sonra sikik sokuk bir şarkıdır nazarımda.
    (bkz: istese atom mühendisi olabilirdi)
  • uzunluğuna rağmen sıkmayan çok saf, düşsel bir şarkıdır. my chemical romance de bu şarkıya bir cover yaptı ve klip çekti. yalnız o yorum hiç olmamış, şarkının ebesini üzmekten öteye gidememiş mcr maalesef. şarkının asıl versiyonuna gelirsek, hey ho benden selam olsun herkese dermiş gibi susmamacasına anlatıyor bob dylan. sanki ıssız bir gölde kürek çekerken yüzünde çarpık bir gülümsemeyle söylüyor bu şarkıyı. bi elinde sigarasını keyifle tüttürüyor falan.
  • uzun der dururlar da, ben bitmesini hiç istemiyorum.
    özellikle 1966 live* versiyonu muhteşemdir. vokal burada bambaşkadır, ruhu titretir.
  • girişi, 15 haziran 1926 tarihinde duluth, minnesota'da, şehre sirkle gelip* bir kıza tecavüz eden 3 kişiyle ilgilidir. yakalanıp linç edilmişler ve asılmışlar. resimleri de kartlara basılıp dağıtılmış, gezdirilmiş.* dylan'ın babası da o zamanlar duluth'ta yaşıyormuş.
  • enstrumanlarin nasilda onemsiz oldugunu ogretir bu sarki. ruhunuzu oksar. abartisizdir, aykiridir, 11 dakikadir. mukemmel sozleri ve de onlari engellemeyen bir arka muzigi vardir. girisi yavastir sonra alir goturur baska diyarlara. kacininiz 11 dakika ne cabuk kacmis gitmis diye arkasindan bakabilirsiniz.
  • evrenin en sıkıcı şarkısı.
  • my chemical romance versiyonunu dinlemiş biri olarak sözler ve müziğin vahşi yapısının örtüştüğünü düşündüren ve watchmen filminin soundtracklerinden biri olmuş güzide bir şarkıdır. ayrıca mcr versiyonu için (bkz: spor yaparken dinlenen şarkılar)
  • bob dylan daha önce bir röportaj veya yazısında, en sevmediği şeyin mektup yazmak olduğundan bahsetmişti. oldukça abartılı bir şekilde.

    şarkının son dizesindeyse, şarkıdaki diğer kişilerin**** aslında
    eline ulaşan mektupta bahsedilen kişilerin tekrar düzenlenmiş ve yeniden isimler verilmiş halleri olduğu tüyosunu verir. hepsi de onun gibi harap olmuş, bir şekilde kendini toplumdan izole etmiştir ve mektubu gönderen kişi de hem onu bu duruma sokup hem de şaka gibi nasıl olduğunu sormaktadır. oysa bu kişiden daha fazla mektup göndermemesini istemektedir dylan, tabii o da katılmazsa onların yalnızlığına.

    dylan'cığım bu mektuplar sana ne etti? bence sorun daha çok mektuplaştığın kişilerde olmalı...