şükela:  tümü | bugün
  • deus ex human revolution oynadıktan sonra çıktığı yıllarda oynamadığıma pişman olduğum oyunlardan. şimdi grafikleri dandik gelir diye de elim gitmiyor.
  • oyunculara fazla gelmiş bir oyun.

    çıktığı sene (2000) ne öncesinden büyük umutlarla bekleniyordu ne de çıkınca çok iyi eleştiriler almıştı. ilk leveli (bkz: liberty island) o zamanlar herkeze tuhaf gelmişti, oyunculardan hiç görmedikleri kadar koca bir haritada görevi yerine getirmek için başvurulacak yöntemlere ve seçilecek yollara ilk defa kendileri karar vermeleri isteniyordu. bilindik ve doğrusal (bkz: lineer) oynanışa alışkın oyuncular bu kadar serbest kalınca boğulmuşlardı. o ilk level'da birçok kişi oyuna burun kıvırmıştır.
    döneminin kurallarına aykırı bir rpg-fps denemesiydi deus ex. çıktığı zaman için devrim denilen half-life bile son derece lineer bir oynanışa sahipti, düşünün artık. hatta deus ex'in traileri sırf o tekdüzeliğe alışkın oyuncu sterotipine bu yenilikleri izah etmek için harcanmıştı.

    yıllar içinde ve yavaş yavaş, keşfedildikçe, didiklendikçe değeri anlaşıldı, efsaneleşti.

    http://kentie.net/article/dxguide/index.htm
  • fpslerin altin cagindan bir saheser.

    oyun piyasasinin kendini bulmaya basladigi 1997-2000 yillari arasinda piyasada cok gelistirici ve oyun bulunmuyorken, ortaya konan oyunlardan ozen gosterilmis ve farklilik sunabilenler efsane statusune ulastilar.

    senaryosuna onem verilmis, kendine ozgu oynanis gelistirmeleri eklenmis ve akicilik saglayabilmis en saglam orneklerden olan ve efsane sifatinin altini en rahat doldurabilecek fpslerden biri de 2000 cikisli deus ex.

    oyun insanlara teknolojik eklentiler takilabildigi ve bu sekilde insanlarin daha hizli, daha dayanikli, elektronik sistemlerle daha butunlesik hale gelme olasiliginin bulundugu bir gelecekte guc savaslarini bu teknolojinin uzerinden illuminati gibi orgutlerin de dahil oldugu cesur ve surukleyici bir senaryoyla isliyor. oynanan karakterin gecmisini de iceren ve ilerledikce derinlesen ve acilan senaryo oyun boyunca meraki koruklemeyi basariyor, dunyanin cesitli yerlerinde zamanina gore open world denebilecek bir level tasariminda, birbirinden ilginc ve ilgi cekici mekanlarda 3 farkli oyun sonuna ilerliyor. basliktaki bazi entrylerde aciklanan felsefi yaklasimlar ise cok az oyunda rastlanacak kadar ciddi ve etkileyici.

    basarili versiyonlarinin muthis sonuclar ortaya koyduguna cokca sahit oldugumuz rpg etkilesimli fps turunun nadide orneklerinden bu oyun. gercekci olmak gerekirse, deus ex'in oynanis eklentileri bakimindan donemin bir baska efsanesi system shock 2ye oykundugu yadsinamaz. oyunun en buyuk ozelligi olan teknolojik eklentiler (augmentationlar) oyun boyunca toplanan itemlarla, oynanis tarzina etki eden skiller ise tecrube puanlari ile upgrade edilebiliyor. augmentationlardan kazanilan ozelliklere skillerden gelen upgradeler eklenince oynanisi stealth yada action seklinde ilerletebilmek olasi. teknolojik upgradelere yuklenip butun kapilari, bilgisayarlari, guvenlik sistemlerini hackleyerek, dusmandan sakinarak ilerlemek hatta guvenlik sistemlerini lehimize cevirerek dusmanlardan kurtulmak yada action upgradelerine yuklenip ramboya donusmek olasi. ayni zamanda oyun sizi direk olarak bir oynanis turu secmeye zorlamiyor, ortaya karisik bir karakter olusturmak ta olasi.

    oyunun grafikleri bugun icin bir sey ifade etmese de oyunun cikis zamaninda 2.5 senelik olmasina ragmen oyunun ciktigi zaman halen cutting edge ozelligini koruyan unreal engine ile kotarilmis oldugundan zamani icin doyurucuydu.

    sonuc olarak degerini bugun bile koruyan, fps dunyasinin en degerli 7 title'indan biri oldugunu dusundugum serinin baslangici bu mukemmel oyun fps turuyle ilgili herkesin oynamasi gereken buyuk bir klasik.
  • makyajı, modu bi kenara bırakın; eğer cyberpunk, rpg, ister-kapıyı anahtarla açarım-ister kırarım-ister maymuncukla kanırtırım mottosu, süper müzikler, acayip atmosfer, güneş gözlüklü morpheus tadında sibernetik abiler anahtar kelimelerinden bir veya birkaçı hoşunuza gidiyorsa bu oyunu oynayın!

    etrafı didik didik arama merakı olan ben (biraz hacker, biraz lockpickçi ve yeri gelince adamların alnına 2km'den susturuculu tüfeğiyle ölüm öpücüğünü konduran bir garip jc denton olarak), 16 küsür saatlik oynama süresiyle dün ilk kez bitirdim oyunu. ve arkadaş tadı damağımda kaldı! ne desem boş, ne desem kifayetsiz. evet hegzagonal kafalar insanı oyuna davet etmiyor belki ama öyle güzel bir ortam-atmosfer-müzik-göndermeler var ki bu şekilli kafalar sizi oyunda soğutamıyor. hatta bi noktadan sonra o yumak yumak ellerin sempatik hale gelebildiğini fark ediyorsunuz, diyerek ortamı terk ediyorum. jock, uçur abicim patpatı, randevuya geç kalıyoruz.

    (bkz: hayatımın oyunları)
    (bkz: atm'lerin değişmez hackerı jc denton)
    (bkz: yaşasın dark age)
    (bkz: khalil gibran)
  • yapılmış en iyi sci-fi, cyberpunk rpg oyunu, maalesef devamı olan deus ex 2 incisible war tam bir hayal kırıklığı
  • hayatta oynama ve bitirme şansına sahip olduğum için kendimi şanslı hissettiğim oyunlardan biri. oyunun bence en büyük başarısı - harika hikayesi, diyalogları, genel atmosferi dışında - oyuncuyu sürekli bulunduğu ortamla etkileşime iten oynanış yapısı ve hepsinden de önemlisi tüm oynanışın aslında neredeyse "super mario bros" düzeyinde basitleştirilmiş olmasıdır.

    oyunu oynayanlar bilirler, bölümlerde karşılaşılan engellerin genelde tek bir çözümü olmadığı için çözüm şekli oyuncuya bırakılmıştır, fakat çözüm yolları pek çok bölümde aslında kabak gibi ortada olduğu için aslında çözüm yolları çoğu zaman oyuncuya adeta bir tepsi içerisinde sunulmuştur. oyuncudan yapması beklenen de tepsiden dilediği çözümü seçmesidir. gizli saklı yerler ve aletler için de durum aynıdır.

    örneğin, bir odaya girmeniz gerekiyor ve kapı kilitli. kilidi açacak anahtarınız yok ve arkasında ne olduğunu bilmediğiniz bu yeri deli gibi merak ediyorsunuz. işte bu gibi durumlarda genelde oyunun size üstü örtülü işaret ettiği bir "gizli geçit" ya da "gizli bir ipucu" muhakkak vardır ve bölümler öyle güzel tasarlanmıştır ki bu küçük ayrıntılar sayesinde oyun, oyuncudaki keşif duygusunu harekete geçirerek oyuncuda garip bir tatmin duygusu yaratmaktadır. kapıyı açan şifre bazen odada bir kenara bırakılmıştır, ya da kapı incelendiğinde kapının bir dayanıklıklılık sınırı olduğu oyuncuya açıkça belirtilmiştir, vs, vs... işte oynanışın basitleştirilmesi burada yatıyor aslında.

    çözüm ortada. kapının dayanıksız olduğunu mu fark ettin? kapıyı patlatmaya ne dersin?

    ayrıca oyunun keşfetmeyi ödüllendiren bu yapısı, bulunması diğerlerine nazaran kolay olmayan bazı "çok gizli" davranış ve çözüm yollarıyla da oyuncuyu iyice kendisine bağlıyor. mesela, oyundaki bazı ana düşman karakterleri "atlatma" yolları, oyunu 8-9 sene önce bitirmiş beni bile şaşırtacak düzeydedir. yapımcıların bu tip ayrıntıları düşünmüş olmaları gerçekten takdire şayandır.

    işte bu etkileşimli yapısıyla oyun o kadar başarılı bir şekilde insanı kendisine bağlamaktadır ki, oyunun çok bariz ve hatta gülünç olan kimi hataları ve kusurları bile oyunun genel kalitesinden alıp götürmediği gibi oyunu daha çok sevmeye neden olmaktadır. jc denton'ın efsaneleşmiş(!) "what a shame" ve "a bomb!" sözleri buna verilebilecek güzel örneklerdir.

    şimdilerde o eskimiş grafikleri ve kötü karakter animasyonlarıyla deus ex, zamane çocuklarına pek bir anlam ifade etmeyebilir, fakat oyunu oynamış ve hastası olmuş bizler için deus ex, aslında tek bir cd'ye sığdırılmış kocaman bir dünyadır.
  • ekran kartının hediyesi olarak tanıştığım muhteşem oyun. o ekran kartını değilde başkasını alsaydım eğer, böyle etkisini 10 yıl sonra bile sürdüren bir oyun oynamamış olacaktım.
  • hakkında yazılmış esprili, ve fakat bir o kadar da doğru, şahane* bir inceleme için:
    http://www.somethingawful.com/…-reviews/deus-ex.php
  • son zamanlarda oynadığım en müthiş oyun.
    action,advanture,rpg öğelerini müthiş bi şekilde harmanlamış, oyunların en iyi yanlarını süper sentezlemiş.
  • seneler sonra günde 1-1.5 saat oynayarak 2 haftada bitirdiğim efsane oyun. grafiklerin azıcık kare kare gelmesi dışında bugün 16 sene sonra bile her açıdan güncelliğini koruyor bence. sanırım 3 ya da 4. bitirişim oldu bu. vaktiyle level dergisi cd'sinden demosu çıkmıştı da abimin çalıştığı internet kafede millet quake oynarken defalarca ilk bölümü bitirmiştim 0 ingilizcemle. hey gidi. demo olduğu için liberty island'dan bota biniyorduk ve bitiyordu oyun.

    bu defa helikopter pilotu jock ile birlikte abimizin paul denton'ı da kurtardım ilk defa. bir korkak gibi 'ton hotel'in penceresinden kaçmadım. bazı taktikler;

    * tabancaya sadece lazer takınca vuruş yüzdesi %100 oluyor. onun dışında hiçbir eklenti yapmamak gerek ama. oyunun sonlarına doğru aldığım roketatar (gep gun) dışında sadece bu silahı taşıdım.
    * dragon's tooth'u sakın bırakmayın. her zaman envanterde olsun. levye, bıçak, cop gibi şeyler gereksiz. bu kılıç hayvan gibi güçlü tek vuruşta hemen herkesi indiriyor. 2 vuruşta öldüremeyeceği insan(ımsı) yok.
    * regenariton aug. alıp en yükseğe upgrade edince, bir de bioenerji dalgalarından depolayınca kılıç ve tabanca ile resmen durdurulamaz oluyorsunuz.