şükela:  tümü | bugün
  • sundance tv'de yayınlanan güzel bi alman dizisi.

    konusu 1983 yılında doğu almanya'dan batı almanya'ya casus olarak gönderilen 24 yaşındaki bi ajanın batı almanya'nın hamlelerini istihbarat yoluyla doğu almanya'ya ulaştırmasını anlatıyor. 1983 yılındaki doğu almanya ve batı almanya'nın o zamandaki koşullarını gerçekçi bir şekilde anlatması diziyi daha da keyifli kılıyor.

    umarım çizgisini bozmadan devam eder.

    bu da fragmanı: https://www.youtube.com/watch?v=m4wifro0aig
  • trailer'ından güzel olacakmış gibi bir izlenim bırakan dizi. bakalım bakalım...
  • birbirinin benzeri amerikan dizileri yaninda ilac gibi gelmis alman dizisi. dizinin arka plani soguk savas donemi ve nukleer savas tehdidi. klasik bir ajancilik hikayesi anlatiliyor ama gayet guzel anlatiliyor. olmus.
  • efsane dizi
  • almanca kastığım şu dönemde bünyeme ilaç gibi gelecek dizi.
  • dönem dizilerinin bu kadar tutulduğu bir dönemde, bu kadar az bahsedilmesine şaşırdım açıkçası. 80'lerde soğuk savaş dönemini almanya ekseni içinde anlatması dışında, o döneme ait bir sürü şey görebiliyorsunuz. yasaklanan kitaplar (orwell vs.), batı almanya içerisindeki popüler öğeler (walkman, adidas vs.) gibi... heyecanla ikinci sezonunu bekliyoruz
  • 80'leri çok güzel resmetmiş olan, izlemekten keyif aldığım alman yapımı bir dizidir.
    --- spoiler ---
    görebileceğiniz floppy diskin boyutundaki değişim ile ilk kez 1982'lerde geliştirilmiş olan robitron 5120* bilgisayarlar ile ıbm 567 yada 436..**
    batı almayandaki ilk walkmanler, stansmith, levis..ve tabiii legendary "nescafe". bunun yanında yine doğu almanyada yasaklı kitaplar arasında olan george orwell 1984, shakespeare..
    ve çok uzak değil yakın geçmişimizdeki dünyadaki nükleer silahlanma..
    --- spoiler ---
  • almanlar enteresan kafaya sahip insanlardır.
    empatiden yoksun, mekanik düşünmeye meyilli "arogant" düşünce ve tavıra sahip olmanın dezavantajı yüzünden, daha yeni yeni keşfedilmeye başlanılan doğu (ddr) - batı kavgasının bulunduğu hazineyi filmler ve hikayelerinde kullanmaya başladılar. belki de 90ların başında birleşip kaynaşmak zorunda kaldıkları ve soluk tenli (sağlıksız) diye aşağıladıkları doğu alman kökenli (bir zamanlar) kendi vatandaşlarını daha yeni yeni bağırlarına basıp anlamaya çalışmaları bu dönemin açılıp konuşulmasına ve işlenilmesine (nihayet) etken oldu.
    hikayede walkman gibi gözümüze dönemin en "afilli" eğlence aleti batıyor gibi görünse de portakal, muz (chiquita), worchestershire sauce gibi yoksunluğun özlemlerini, misal üçgen tobleroneyi yerken tekrar içeri düşmesini işleyebilen incelikleri barındıran dizidir. çok güzeldir.
    (batıda) her yerde sürekli 99 luftbalons çalması, tüketim toplumuna ince geçişlerin ipuçlarının bizlere sosyalist olan ddr gözüyle anlatılması kesinlikle çok akıllıca ve yerinde bir hikaye işleyiş tarzı.
    devamını bekliyoruz.
  • cok iyi baslayip yavas ilerleyen ve ne yazik ki son bolumunde herseyin aceleye getirilerek bitirildigi dizi. bosta kalmis bir cok konu kaldi. tatminsiz bir son oldu.

    subayin oglu alex'in oyunculugu asmis. cok muntazam bir oyunculuk sergiledi adam. her dedigine inandim, o derece yasayarak canlandirdi karakteri. "alex'in yolu" cekilse de izlesek.