şükela:  tümü | bugün
  • hıyam: devenin kervandan ayrılıp çöle kaçması.

    akıl: akıl, devenin ayaklarına bağlanıyor ve küçük adımlar atmasına sebep oluyor. böylece kamptan uzağa fazla açılamıyor. (şu anda kullandığımız "akıl" kelimesinin aslı budur)

    harese: devenin sevdiği bir diken türü.. ağzı kanıyor ve çok yerse kendi kanında boğuluyor. (hırs kelimesi aynı kökenden)

    müdrike: kaçan deveyi yakalayan kişi. (müdrike, idrak kuvveti demek)

    deve, akıl bağını koparıp çöle doğru kaçar(hayyam/hıyam); hırs (harese) ile diken yemeye koyulur ve bir müdrike tarafından yakalanmaz ise hâli yamandır..
    -alıntıdır-

    tedai ettirdiği ata sözleri:

    kızı boş bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya.

    kızını dövmeyen dizini döver.

    kız=dişi > nefs=dişi

    nefsini akılla bağla, oruçla döv; yoksa hırsına yenik düşüp çöle(dünyaya) kaçar ve görünüşte bal ama gerçekte zehir olan hazlara müptela olur. sonunda kendini de seni de helak eder.

    ve de, müdrikelerin(kaçan deveyi yakalayan kişilerin) değerini bilmek gerekir.

    bir de salih peygamberin devesi var. o da dişi bir deve idi ve tüm halka yetecek kadar süt verirdi. salih'in devesi, bir devenin ulaşabileceği nihai ufuktur. maalesef, nasipsizler onu öldürdüler.
  • “…o da size bir mucize olarak allah’ın şu devesidir.” burada, salih
    nebi'ye mucize olarak verilen deve kastediliyor.

    musa’ya (a.s) verilen asa, isa’ya (a.s) verilen eşek ve hz. muhammed’e verilen
    burak gibi. çünkü, her peygamberin ve diğer insanların bir bineği vardır,
    o da kendisinin hakikâtini, yani insani nefsi taşıyan hayvani nefsidir ve
    hayvani nefis, baskın sıfatıyla hayvanlardan bu sıfatla belirginleşen
    birine nispet edilir ve o hayvanın adı kendisine verilir.

    kimin nefsi uysal, gayet yumuşak olarak boyun eğen, büyük yükleri
    taşıyacak güce sahip ve yumuşak huylu olursa onun bineği devedir.

    ayette devenin allah’a nispet edilmesinin sebebi, devenin allah’ın
    emriyle görevlendirilmiş, allah’a itaatin ve yakınlığın gereği olarak ona
    özgü kılınmış olmasıdır.

    öte yandan bu kaynağı deve ile kavim
    arasında bölüştürülmüştü; bir gün devenin su içmesine, bir günde
    kavmin su ihtiyacını karşılamasına tahsis edilmişti şeklindeki açıklama,
    kavmin su kaynağının ameli akıl gücü(pratik akıl), devenin su kaynağının da nazari
    akıl(teorik akıl) gücü olduğuna işarettir.

    rivayete göre, devenin su içme gününde,
    memeleri dolar ve kavmin bütün kaplarını dolduracak kadar süt verirdi.
    bu da salih aleyhisselam’ın nefsinin fikir aracılığıyla fıtri külli ilimleri,
    eksik kimseler için yararlı olan ahlak, şeriat ve edeb gibi ilimleri ortaya
    çıkardığına işarettir.

    devenin dağdan çıkması ise, nefsin salih
    aleyhisselam’ın bedeninden zuhur etmesine işaret etmektedir.

    bu ayetlerin tevili böyledir; bununla beraber ayetlerin içeriğinin
    zahirini kabul etmek de zorunludur. çünkü mucizelerin zuhuru,
    olağanüstülüklerin gösterilmesi haktır ve bunlardan hiçbiri inkâr
    edilemez.

    yukarıdaki tevili destekleyen bir unsur, resulullah
    efendimizin, salih’in devesini boğazlayan kişi ile ali’nin
    katilini bir tutmasıdır.

    resulullah : ey ali! öncekilerin en
    bedbahtının kim olduğunu biliyor musun? allah ve resulü daha iyi bilir,
    dedi.

    salih’in devesini boğazlayan kimsedir, buyurdu. ardından,
    sonrakilerin en bedbahtının kim olduğunu biliyor musun? diye sordu.
    allah ve resulü daha iyi bilir, dedi.

    buyurdu ki: seni öldürendir.

    (tefsir-i kebir / te’vilât, muhyiddin-i arabi)
  • osmanlı fetihlerinin görünmez kahramanlarıdır. kutsal roma germen imparatoru elçisi busbecq osmanlı imparatorluğu'nun deve ve pirinç sayesinde hayat bulduğunu söylerken haklıdır. şöyle ki deve tek başına 250 kiloya kadar yükü taşıyor. günlerce su içmeden yürüyebiliyor üstelik yürürken çamura batmıyordu. bu yüzden osmanlılar anadolu'ya sert satıhlı yollar yapma gereği duymamıştı. develerin bu özellikleri sayesinde osmanlı ordusu viyana önlerinden sina çöllerine kadar geniş bir coğrafyaya intikal edebiliyordu. üstelik osmanlılar bu develeri yörüklere beslettirirler böylece göçebe yörükleri de ekonomi içine çekerlerdi. bir yörük için deve hemen herşey demekti. yörükler develerini kesmezler hatta ona ana sermaye derlerdi. deve sürülerine sahip olanların kısa zamanda servet yapması kaçınılmazdı. her zaman daha fazlasını isteyen osmanlı deve nin de daha dayanıklısını istemiş bu daha dayanıklı deve cinsini de bulmuşlardı; türkmenlerin tek hörgüçlü arap develeriyle çift hörgüçlü ortaasya develerini birleştirerek daha güçlü cinsi bulmak gibi.
    milli mücadele esnasında dahi cephelere silah taşıyan deve sürüleri vardır. demiryolu şebekesinin anadolu'da yaygınlaşması deveyi sadece araplara özgü fantastik bir hayvan olarak görmemizi sağladı.
    yani sadece sigarası değil devenin kendisi de mühim bir hayvandır.
  • gözleri hüzünlü bakan ağzı gülümseyen hayvan
  • kesmeşeker'in kum isimli albümünün 5 numaralı parçası.

    (bkz: sözlerini de yazayım tam olsun)

    "mevsim yazmış ben de okudum.
    güneşte, güneyde, sahilde, şehirde okudum.

    bezgin bir deve gördüm sahilde
    ben de içmişim biraz, kafam tatilde.
    götür beni de gittiğin yerlere.
    iki yalnızız biz aynı gezegende.

    bir deve asla bir deve değilmiş!
    bunu bil, konu bu!

    mevsim yazmıştı da, ben de okudum hani,
    ben de gittim bir bara, barlar dolmuş tiki.
    hepsi aynı şarkıyı dinliyor gibi.
    hepsi aynı kızları kesiyor gibi.
    o gözlükler, arabalar, falan filanlar.
    kariyer dersen bende bol bol var.
    kariyer dersen bende bol bol var.
    sığmıyor cebime, yani o kadar!
    neden zenginim sandın, çünkü öğrendim.

    bir deve asla bir deve değilmiş!
    bunu bil, konu bu!
    güneşte, güneyde, sahilde, şehirde
    bunu bil... (üzme beni)"

    ama böyle anlatınca olmuyor sanırım; dinlemek gerekiyor.*
  • radara yakalanmiyan tek yasiyan canli unvanina sahip hosgoru ozelligi gelismis olan (birden fazla yere uyum saglama) bir tur canli
  • gökhan dabak isimli manyak kişinin reçel isimli albümündeki kendisi gibi manyak şarkısının adı.günün herhangi bir saatinde inanılmaz eğlendirebiliyo insanı.tam sözleride şöyledir:

    yıllardan bir pazardı
    kızlar şebek satardı
    himmet ağanın horozu
    gece vakti öterdi

    tepe üstü yürürken
    sordular acep neden
    pantalonum bol cahiller
    sonra düşer belimden

    buldum bir kazma sapı
    acep bunu ne yapmalı
    lale çizip üstüne
    yare ettim hediye

    yar bana çok kızdı
    sapı kafamda kırdı
    lale sevmez imiş bilmedim
    yoksa gül mü çizeydim

    köyümün delisiyim
    güzellikte birinciyim
    bahçeye deve girmiş
    pişirip yedik

    pişirip yedik

    tam öküzü sağarken
    düştüm damdan aşağı
    devrilmedi vallahi
    elimden süt kovası

    yazıldım bir mektebe
    adam olayım diye
    kırk soru sordum öğretmene
    yatırdılar tımarhaneye

    köyümün delisiyim
    güzellikte birinciyim
    bahçeye deve girmiş
    pişirip yedik
  • ingilizce’deki camel kelimesi, sami dilinde gamel ya da hamel den gelir. bunun anlamı “yük taşıyan”dır yani hamal.
  • deveye sormuşlar ;

    - boynun neden eğri?
    - senin ebeni sikerim!!
  • çölün sandalı