şükela:  tümü | bugün
  • 12 mayıs 2018 tarihinde attığı tweetlerde " kader çizgimiz bellidir. bunun değiştirmek harcımız değildir. ancak kader mahkumlarının talihini değiştirebilir, onların elinden tutabilir, zincirlerinden ve zindanlardan onları çekip çıkarabiliriz. tartışma ve konuşmaya değmez mi? hadi buyurun…" demiş ve muhtemelen bir af yasasına göz kırpmıştır.

    önceki tweetlerinde bazı ülkücü mafyaları falan söylmiştir. onları çıkartmak gibi bir niyeti olabilir.
  • bahçeli sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamasında "çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri, pkk’lılar, fetö’cüler hariç olmak üzere, demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, zindanda gün sayan, dama düşüp sevdiklerinin ve sevenlerinin hasretini çeken kader kurbanlarını afla taltif etmek niye akıllara gelmez? pkk’lı alçaklar, fetö’cü caniler, vatan ve millet düşmanları demokrasi ve özgürlük adına sahiplenilirken, kaderlerinin kurbanı olmuş mağdurlarla ilgili lehlerinde hukuki ve ahlaki bir düzenleme yapılması, onların aydınlığa kavuşturulmaları tez elden sağlanmalıdır" demiş.

    * * *
    şu açıklamalara bakın hapistekiler kurban, dışarıdakiler cani olmuş..

    arsaları gasp edenlerin tapu verilerek aklandığı,
    vergi kaçıranların ve ödemeyenlerin aklandığı bu ülkede
    suç işleyip, can alıp, dolandırıcılık yapanların ve canilerin hapiste olması olağan dışı bir durumdur, doğrudur.

    hapiste hak etmeden bulunanlar için istenecek şey af değil hukuktur n o k t a
  • "siyasî otoritenin hukuk dışı bir irâde olarak ‘affetme’ gibi bir amaçla hukûka ve yargıya müdahale edemez.

    bu durum gerek kuvvetler ayrılığına gerekse adalet ve meşrûluk ilkelerine bizzat aykırıdır ve cebrî bir müdahale niteliğindedir. affetme eylemi, adaletin temînatı olan devlet ve kurumlarının işleyiş dengesini yerle bir eder.

    bu durum, siyâsî gücün yargıyı devre dışı bırakması ile bir tecavüz hükmündedir ve bunun neticesi adaletin somutlaşamamasıdır.

    adaleti tesis etmekle görevli siyâsî gücün devletin bağımsız bir kurumu olması gereken yargıya müdahalesi, adaleti bozacağından, adaletin bozulduğu her yerde az ya da çok bir zulüm doğacaktır.

    devletin kurumları arasındaki bu müdahaleyle adalet dengesinin bozulması, keyfîlik doğuracaktır, bunun sonucunda egemen gücün keyfî tasarruflarda bulunması meşrûlaşacaktır.

    böyle bir meşrûlaştırma, egemen siyâsî güce, hukuk ve adalet dışı bir affetme yoluyla, hukuk ve adalete aykırı biçimde baskı kurma ve zulmetme yetkisini de tanımış olacaktır.

    modern devletin en önemli vasfı, keyfî tasarruflara karşı tedbir ve yaptırım gücüne hâiz bir organizma ve enstrüman olduğunu hatırda tutarsak, bu meşrûluk problemi af yetkisi ile birlikte devleti ceberut bir aygıta dönüştürecek potansiyeldedir."