şükela:  tümü | bugün
  • mevzu bahiste adı geçen aşk şairimiz devlet bahçeli'nin tevriye sanatına başvurduğu itiraf şiiri ile başlamak istiyorum izninizle.

    sarıkamış’ta donduğumuz kadar çöllerde kavrulduk.
    kudüs’teki zeytindağı’ndan çekilsek de toroslar’da durduk, erciyes’te tutunduk.
    mekke’de vurdular, sakarya’da dirildik.
    yemen’de durdurdular, dumlupınar’da yola koyulduk.
    kanadımızı-kolumuzu tahrip ettiler, taarruzla cevap verdik.
    bağdat’ı bursa’dan, hicaz’ı hakkari’den, trablusgarp’ı trabzon’dan ayrı görmedik.
    hayallerimiz bir oldu, özlemlerimiz bir.
    kıblemiz bir oldu, inancımız bir.

    kendisinin 18.10.2016 (yani bulunduğumuz zamana istinaden dün yaptığı) grup toplantısında yapmış olduğu konuşmada geçmiştir aşk şiiri. bu metinden alıntı yapmama izin verirseniz konuyu bağlamayı düşünüyorum.

    merak edenler okuyabilir.

    "türklük titreyip kendine döndüğünden beri...sığınacak ağaç kovuğu aramaktan başka çareleri olmamıştır."

    biz savaş istiyoruz zaten neden bugüne kadar muhalefet niye yaptık bende anlamadım gibi şaşkınlık ve aşka hazır olma belirtilerini gösterdiği. (hepimizi adına konuşsada kendi fantazileri olduğu açık) aşk sayıklamaları içerir hem annesi osmanlıya hem de kardeşi badem bıyıklıdır öznesi.

    "önüne geleni kapan, ardına geleni tepen...olanlar milletimizi anlayamayacak, anlasalar bile itiraf edemeyeceklerdir."

    neden bugüne kadar aşkını itiraf edemediğini bize anlattığı bu bölümde, bu inkar çok amatörce yapıldığından yazıda aslında onlar dediğinin yasak aşk yaşayan "onlar" olduğunu anlamak hiç güç değil. ah be raif.

    "bunlar zulmü egemen kılabilmek maksadıyla türk milletinin önünü kesip yayılım ateşine tutmaktan hiç vazgeçmemişlerdir.
    terörizm bu çerçevede devamlı surette kullanılagelmiştir."

    bu yasak aşk meyvesini hep inkar edecek ve hep besleyeceklerdi. kan bağını bahane ederek zorda kaldıklarında çocuklarını onlar diyerek kullanmaktan ortaya atmaktan çekinmezlerdi. bu onlar, ah onlar...

    "bu nedenle insani değerlerini tamamen aldırmış kan içici piyonlarıyla durmadan saldırıyorlar, hiç olmayan şanslarını ısrarla deniyorlar."

    çocuğun aşk meyvesi olduğu çok açık.

    "özgürlük ve demokrasi çığırtkanlarının önce bu değerleri dürüst bir şekilde özümsemesi, kabullenmesi ertelenemez bir ihtiyaçtır.
    islam toplumlarının artık haçlı projelerinin zamanla büyüyüp genişleyen ablukasından sıyrılıp belini doğrultması çok ama çok elzem hale gelmiştir."

    aşkını gizlemede zorlanan ve hepimizi aşka davet eden divan şairimiz sanattına dinden sponsor almıştır. kolay değil tabi mürekkep, tütün kaç para bunlar ?

    "üzerinde yaşadığımız vatan coğrafyasının bedeli çok ağır ödenmiştir.
    ve bu bedelin namusunu müdafaa edecek vatan sevdalılarının yılgınlığı ve yorgunluğu da hiçbir zaman görülemeyecektir."

    aşkla yoğrulmuştur bu topraklar diyerek, bizi yine aşka teşvik ediyor şair.

    "türkiye’nin komşu ülkelerdeki kontrolsüz ve nerede duracağı belli olmayan savrulmalara uluslararası hukuk temelinde ve milli güvenliğini temin amacıyla müdahil olması kaçınılmazdır.
    tam tersi bir durum ülkemizi daha da pasif hale sokacak, müellifleri belli olan şiddet ve cinayet oyunlarına karşı savunmasız bırakacaktır."

    bir iç dökme bugüne kadar neden pasif olduğunundan yakınıyor şairimiz.

    "bir asrı aşan süredir ortadoğu’da hesap yapan, çetele tutan, düne kadar hâkimiyetimizde huzur içinde bulunan coğrafyalara kanlı ambargo koyan malum ülkelerin sahtelikleri, ayak oyunları ve yalanları bardağı çoktan taşırmıştır."

    dedikodulardan çok rahatsız olduğu belli. biraz da bu yüzden galiba itiraf. hakkı var mahalle cadı kazanı.

    "tarihin ve coğrafyanın milletimize yüklediği sorumluluklar vardır.
    ve bu sorumluluklar abd istedi, almanya buyurdu, birleşik krallık dayattı, fransa zorladı diye kesinlikle ihmal edilmeyecek, yok sayılmayacaktır."

    burda betimlemeleri davetkardır. grup aşkı ne kadar sevdiğinden bahseder ve bize tavsiye eder.

    "fetö’cüler, mandacılar, bölücüler, türkiye’nin varlığını çekemeyen mihraklar bir de kendilerine aydınlıkçı diyenler üzüm üzüme baka baka nasıl kararıyorsa, birbirilerini göre göre, duya duya her tarafları zifte bulanmıştır."

    itirafından hemen önce "onlar" diye kendilerinden bahsettiği bu bölümde de açık eder şair. ardından artık hislerinin ve aşkın doruk noktası tasvir eder.

    "bu nedenle diyorum ki,(bkz: pilavdan dönenin kaşığı kırılsın)