şükela:  tümü | bugün
  • yaşadığı ülkenin devletine (ve duruma göre başka bir grup devlete daha) düşman olan, ve bu devlet(ler)in sonunu getirmek için çabalayan kimse.

    aynı şey olmamasına rağmen vatan haini kavramının içine yedirilmiş bu kelime. pek kullanımda olmamasını kime borçluyuz bilmiyorum, "vatan"ı "devlet"ten ayrı görmekte zorlanan türk halkının çoğunluğuna mı, yoksa vatan haini terimini üreten ve devlet düşmanı ile aynı anlama çeken geçmişteki devlet kurumlarına mı?
  • bu tabiri açıklamak oldukça güçtür. iki madde var:

    - devletine düşman olan birey/topluluk.
    -devletin düşman olduğu birey/topluluk.

    her ikisi de devlet düşmanı olarak adlandırılabilir.

    dün bir başlık vardı. isveçli medeniyeti. resimlere baktık. insanların ne kadar medeni olduğunu konuştuk durduk. neden bu kadar basit bir şeyi burada tartıştık? çünkü her medeniyeti ve her medeniyetsizliği kendi memleketimiz ile karşılaştırıyoruz ve dünyada bilgilerine ulaşabildiğimiz devletlerin hemen hepsi bizimkinden daha gelişmiş. o resimlere, o bilgilere bakıp iç geçiriyoruz.

    iran'a gittim. iran'a gittikten sonra uzun bir süre az gelişmiş bir ülkeye gitmeyeceğime dair kendime söz verdim. orada yaşamak gerçekten çok zor. dört gün durdum ben. dört gün içinde oldukça gerildim. zaten ilk gün otobüste çektiğimiz resimleri, iki tane devrim muhafızı gelip sildirdi. o gün gerildik zaten. çok iyi türkçe konuşan adamlar vardı ve konuşmamak için direniyorlardı. ama gel gör ki, devlet başkanının yaşadığı evin resimlerini görünce yine bir hüzün kapladı içimi. bir de bizdeki saray'a baktım. kimisi bundan gurur duyuyor. ama ben bizim saray'ın resimlerinden sonra kafamı kaldırıp kendi yaşantımı görüyorum ve adaletsizliğe sövebiliyorum.

    hemen ardından azerbaycan'a gittim. sözümde duramadım yani. türkiye'nin ikiz kardeşi. rüşvet, tecavüz ve yalan. bir de tembellik. sonra hindistan'da tam on gün geçirdim. punjap'ta dört günüm geçti. yollarından bok akıyor. insanlar orada ölmemek için savaşıyor. yeni delhi'de, ingiltere'de yaşayan bir hint'li ile karşılaştık. çok zengin bir adamdı ve bize hindistan'ı anlatan en güzel sözü söyledi: "burada bazı insanlar aç yaşamazsa, onlara biraz rahatlık verirsen hindistan'ı başımıza yıkarlar. doğduklarından beridir bin türlü dertle uğraşmasalar, bizim malımıza göz koyarlar."

    devlet, orada yaşayan bu insanların kendilerine düşman olmaması için bazı tabirler ortaya sürmüş. bizde de öyle. milliyetçilik, dış güçler, vatan, din...

    bir söz var: "din, fakirlerin zenginleri öldürmesini engeller." gibi bir şey. güzel bir söz. kaosu ortadan kaldırıyor din. avrupa'da, ortaçağ'da insanların aydınlanması için en büyük engel kiliseydi. martin luther'in meşhur bir hikayesi vardır: binlerce insanın sonucunu merakla beklediği mahkemede, "siz insanları cehennem ile korkutup cenneti para ile satıyorsunuz. ben cehennemi satın almak istiyorum." der. mahkemeyi yöneten kilise yetkilisi, "cehennemi sana bedava veririz." deyince mahkeme sonunda çıkıp kendisini bekleyen halka, "cehennemi satın aldım ve içeriye kimseyi koymayı düşünmüyorum." der. insanlar bu ve bunun gibi hareketlerle din baskısından kurtulur ve aydınlanma sürecine başlar. bugün gelinen nokta belli. o halde bile yüzlerce yıl sürmüş ve bu medeniyeti oluşturmuşlardır. dinin oluşturduğu tahribata bakar mısınız? yüzlerce yıl. dinler belki kusursuzdur, ama her dinin mensupları kesinlikle o dini bozmak için büyük çaba sarfetmekte.

    neden devlet düşmanı oldum?

    üniversitede, yanlış hatırlamıyorsam 2007 yılında, kampüse girerken, güvenlik görevlileri ile bir kız öğrencinin tartıştığını görmüştüm. olayın detayını öğrendim. kız öğrenci, başörtüsünü bahçede değil de binada açmak istemişti. güvenlik buna izin vermiyordu. muhtemelen güvenlik de isterdi ki, o kız hiç açmasın başını. ama onu engelleyen bir devlet vardı. yani, onun nasıl davranması gerektiğini anlatan bir devlet görevlisi. kendi fikirlerini yaşayamayan bir görevli. biz müdahale etmek istedik, olay büyüdü. ben ve birkaç arkadaşım öğrencinin içeri girmesini istediğimizi, yoksa biz de bu kapıda böyle oturup eylem yapacağımızı söyledik. sonra yanımızdaki insanlar çoğaldı. biz kalabalık olunca da çok sevgili dekan hoca gelip bize soruşturma açacağını söyledi. "aç!" dedik. " diğerlerine bir tane daha eklersin." bana zaten ayrı bir hırsla bakıyordu. bir kaç ay önce kendisi ile olan tartışmamızdan dolayı bana kızgındı. intihalci şerefsiz. beni ve diğer solcu arkadaşlarımı görmek dahi istemediğini söylemişti. "başka bir üniversite'ye geçebilirsiniz." demiştim. neyse! bizim eylemimize ne o başörtülü kız, ne de diğer başörtülüler gelmişti. ülkücüler, cemaatçiler... hiçbiri yoktu. onların hakkını savunurken cezayı biz yedik. o dönem devlet bizden yana olmamıştı, hak ararken kendimizi bokta bulduk.

    sonra devlet beni okuttuğunu sandı. öğrenim kredisi diye 17 yaşında binlerce kişiye senet imzalattı. 8 sene oldu üniversite biteli, halen daha o parayı ödüyoruz. sonra parasız eğitim dedik. dayak yedik. kimden? polisten. devletin silahı.

    okulu bitirince devlet bize iş istihdam edemedi. çünkü devletin daha mühim işleri var. mesela devletin işi saray yapmak, devletin işi suriye, devletin işi yolsuzluk kapatmak, devletin işi din. devletin işi aslında devletin başındakini doyurmak. e onlardan halka sıra gelmez.

    gezi'de birleşen insanları devlet öldürdü. yolsuzlukları çıkaran topluluğu devlet hain ilan etti. silah taşıyan tırları haber yapan gazetecileri devlet casus ilan etti. muhalif konuşanları işinden devlet etti. bir partiden olmayanı devlet hain ilan etti. halk diyeni içeri attı, vatan diyeni dışladı, emek diyeni dinden aforoz etti.

    şimdi zannedilmesin bu devran sürer. ümmet diyeni de zamanında devlet irticacı diye yaftalamıştı. yani bir gün yine hainler değişecek bu ülkede. yani devlet her zaman kendine bir düşman yaratıp onu halkın önüne yem diye atacaktır.

    sadece bu ülkede değil, diğer tüm ülkelerde de devlet halka karşı olan faşist bir yapıya bürünmüştür. mesela amerika'da adam öldür ve devleti dolandır. ikisi arasındaki ceza ve yaptırımları bir teraziye koy.

    devlet önce kendini, sonra da devletin başındakini halka karşı koruma mekanizmasıdır.

    devletler olmasa, sınırlar olmasa ne farkeder? insanlar birbirleri ile daha iyi anlaşmaz mı? mesela bir yunan ile ben oldukça iyi anlaşırım. ama devletlerimiz düşman. ben o yunan'ın kişiliğini bilmeden, devletinden ötürü onu yargılıyorum. sonra, terörist kürt diyorum, işkenceci rum diyorum, hain çerkez diyorum, dinsiz moskof diyorum, pis arap diyorum, ırkçı alman diyorum, faşist türk diyorum, alevi diyorum, yahudi diyorum, ermeni diyorum... diyorum da diyorum. bir tek insan diyemiyorum.

    devlet için insan sadece vergi alınan bir varlık. sanki yaşadığımız yeri bize kiralamış gibi, her şeyden, havadan, sudan, ekmekten vergi alan bir şey devlet. insana herhangi bir katkısı olmayan, onu istediği gib yoğuran, istediği ideolojileri yükleyen ve bir maikna gibi programlayan ve kendini tanrı sanan bir şey devlet. insan hakları diyerek göz boyayıp, hiçbir hak tanımaz insana. dün obama'ya söylenen söz gayet güzeldi. "yurttaşlarına bedava sağlık ve bedava eğitim veremeyen ülkeler bize insan haklarından bahsetmesin."

    platon ister istemez ilk faşit olarak adını tarihe yazdırdı. halbuki amacı bu değildi sanırım.
  • vatan haini ile karıştırılan terim.
  • erdem yörük adlı yazarın 2. kitabı.