şükela:  tümü | bugün
  • tansu cillerin susurluk olayi henuz sicakken soyledigi, tam da kendisine yakisan vecize. bu topraklarda derin devletin 50 yildir var olmasinin sebebi olan zihniyetin simgesi.
  • işin içinde "devlet" kelimesi geçince bütün suçların üstünün örtüldüğünü sanan çiller (ve benzeri) zihniyetin en güzel itirafnamesidir.

    "devlet için kurşun atmak" dendiği zaman öncelikli olarak devletin kendi kurşun atma yetkisi olanlar akla gelecektir doğal olarak. devletin fiili işgal altında olması, halkın kendi kendini savunmak için silahlanması gibi olağanüstü şartlar dışında devlet tarafından resmen görevlendirilmeden kimsenin silah sıkamayacağı, değil sıkmak teşhir bile edemeyeceği açıktır, zira bunlar "suçtur". "şerefsiz onbaşı" diye bir laf yumurtlayabilen bir şahsın, birilerinin yediği naneleri saklamak ihtiyacı duyması kıratlı gelenek anlaşılan. bu hanımkızımızın akıl hocası da sağolsun kendini pek güzel ele vermiştir yıllar yıllar önce.

    bu sözün söylendiği zaman yaşananları eminim ki bir çok insan çoktan unutmuştur ya da o katilleri kurtlar vadisi gibi dizicikler ile onları "iyi adam" sanmaktadır. biraz daha zaman geçsin, bir başka çiller daha çıkar, bir başka katili saklarken benzeri bir laf eder, siz hiç merak etmeyin. sonra bizler bu katilleri "şerefli" birer insan olarak, "türkiye seninle gurur duyuyor"ları hak etmiş kahramanlar olarka göreceğiz televizyonlarda. ne de olsa sevgili devletimiz onları pazarlamasını çok iyi biliyor.

    bu arada eklemeden edemeyeceğim, elbetteki bir ülke/devlet uğruna yapılması gerekenler vardır, bunlara gerektiğinde canını vermek de, gerektiğinde can almak da dahildir. ancak bu durum ülkemizdeki ucuz kan politikacılarının seçim malzemesi olmaktan kurtulamamıştır.

    siz şunlara da bir bakıverin
    (ara: adam öldürüyor dedirtemezsiniz)
  • kurtlar vadisinde gecebilecek potansiyel bir diyalogdan alinti..
    (bkz: kurtlar vadisinden aforizmalar)
  • hiçbir zaman sevmediğim ve sevmeyeceğim tansu çiller'in hayatında ettiği en doğru söz...kansız medyaya bir cevap niteliği taşır. çok doğru zamanda çok güzel bir şekilde söylenmiştir.
  • tansu çiller bombalarından biri daha... aslında "atem tutem men seni" demek istemiştir..
  • ne için sorusuna doğru cevabı verenler ve vermeyenler vardır, doğru cevabı bulamayanlar hapiste bulanlarsa şan şerefle ulu ulu ulumaların arasında kendi kuyruklarının peşinde şanlı şerefli sokak köpekliği yapmaya devam ederler. ve gökten üç elma düşer bilmediklerimizin başına.
  • devlet denen mefhumu hayatın gayesi haline getiren iktidar hastalarının (türkiye'de boldur) cinayetleri, katliamları meşruymuş gibi, katilleri de kahramanmış gibi göstermeye çalışmalarının söze dökülmüş hali. devlet'i "baba" gibi gören, onu tapınç nesnesi-öznesi vesairesi haline getiren yığınların kolaylıkla kanabilecekleri, kandıkları anlayıştır da aynı zamanda.

    devleti düşman olarak gören, onu insanlığın en büyük tehlikelerinden sayan, derhal kurtulunması gereken bir yaratık olarak kabul eden anarşistler içinse devlet icin kursun atan da yiyen de sereflidir yerine geçerli olan tek doğru vardır, o da; devlet icin kursun atan ve yiyen şerefli değildir. başka bir şeydir onlar.
  • şiddeti içselleştirmiş; birey olmanın getirdiği sorumluluklarını bir kenara atıp kollektif aklın hâkimiyeti altında yaşamaya alışmış bir toplumda (veya toplumlarda) duyabileceğimiz naçizane bir "inci". bu lâf tansu çiller gibi bir şahsiyete ait olmakla birlikte, aslında bizim toplumsal tasavvur dünyamızı anlamak için de güzel bir ipucudur. yegane düşünsel düsturu milliyetçilik ve içi boş bir hamaset edebiyatı olan; muktedirlerin, eğitimin ilk yıllarından itibaren kafalarımıza yerleştirdiği yabancı düşmanlığıyla yoğrulmuş faşizan eğilimlerin sık sık zuhur ettiği güzide ülkemizde, bu söz, aslında tüm bu değerlerin olumlanmasından başka bir şey değildir. keza, kitlesel bir histeri içinde yaşanan olayların ardından, yapılanları meşrulaştırmak amacıyla kullanılan "devleti bölmek isteyenlere karşı" argümanı da, bu düşüncenin bir başka açıdan dile getirilmesidir. kısacası, aslında sıklıkla duyduğumuz ve herhangi bir polis devleti'nde duyulması vaka-i adiyeden sayılan lâfların farklı bir versiyonudur.