şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kısa sürede,önce zorlanacak, sonrada yırtılacak olan kılıftır.

    buradaki tek gaye elbette türbana özgürlük. .halihazırda pek çok taşra teşkilatlarında isteyen kadınlar türbanla işe gelip çalışabiliyorlar aslında ama burada amirlerin ve diğer personelin durumu idare etmesi söz konusu. mevzuat hala aynı. bu nedenle kadınlardan mevzuat düzenlenmesi talebi var.

    yine sakal bırakarak, amirlerine takla atmak isteyen binlerce erkek de bu işe dahil olacak.

    ancak saçını uzatmak isteyen, kot pantolonla işe gelmek isteyen, kıyafet konusunda marjinal olabilmek isteyenlerin de talepleri olacak. işte bu nokta da kılıf yırtılacak..

    buna yani kendilerinden olmayanlara hükümet asla taviz yada cevaz vermez. sakala izin çıkabilir ama sınırları olacaktır (keçi/top vs olmaz ama sünnete uygun hali olur). kıyafete izin çıkacaktır ama sınırı olacaktır (yırtık kot olmaz ama gabardin olabilir, kolsuz tişört olmaz ama polo yaka tişört olabilir vs).

    çok brşey beklememek lazım..
  • hala akp nin derdinin demokrasi ve özgürlükler oldugunu düsünen insanlarin söylemi. zira buradaki amac kiyafetin serbest olmasi degil bambaska isler gücler. serbestlikten tek anladiklari basörtüsü türban olunca tabi buna da serbestlik deniliyor.
    ha olsun, punkcilar da memur olabilsin, küpeli erkekler de, onlar da bunlar da iste, kime ne zarari var.
  • yazılı olmasa da işleyişte zaten serbest olduğundan çok da önemi yok. en azından benim çalıştığım kurumda durum böyle.
    aslında yarın türban takıp caps mi versem. sakalları kesmedim, alta da şortu giyersem heralde bütün kurulları çiğnemiş olurum. hmm bunu düşünücem.
  • memur olup işe boxer ile gitmeme sebep olur... sonuçta o da kıyafet...
  • hayata geçerse işe boxer ile gitmeye niyetlenenlerin babayı alacakları uygulama. sen hala bu adamları tanıyamamışsın dostum. demokrasi bunlar için amaçlarına ulaştıklarında inecekleri trendi ve o trenden çoktaaan indiler. akp döneminde kendilerine değil de tüm halk hizmet eden herhangi bir demokrasi anlayışı gördün mü allah aşkına? yargı kurumlarını bile ele geçiren ve kendi çıkarlarına çalıştıran insanlardan söz ediyoruz burada.

    ha olacak şeyi söyleyeyim. kılık kıyafet serbestisinin sonuna "halkın genel ahlak anlayışına uygun" gibi ufak bir ibare eklerler ve senin o kamu kurumuna kotla bile gitmeni engellerler. ondan sonra halk arasında da başlar işte "kot giymek ahlaksızlık mıdır değil midir" tartışması, sonra da unutur gidersin olanları ve tüm kamu cemaatin boyunduruğunda, cemaatin kuralları ile çalışmaya devam eder.
  • geç bile kalınmış bir uygulamadır. bunu hangi parti yapar umrumda değil ama kamuda iş yapan ceket kıravat takım elbise falan değildir, iş yapan beyindir ve şekilciliğin lüzumu bence hiç yoktur.

    düzenmiş, intizammış geçmek lazım bu saçmalıkları, kim kendini nasıl rahat hissediyorsa öyle giyinebilmelidir. isteyen tanga ile gelsin, isteyen satanist gibi gelsin kardeşim, yıl olmuş 2012, eloğlu uzayı parselliyor biz hala kılık kıyafet yasakları ile uğraşıyoruz.

    şu tek tip insan yetiştirme arzusundan bir an önce vazgeçmeliyiz.
  • tartışılacak hiçbir yönü olmayan,
    normal bir ülke olmaya doğru atılmış bir adım,
    hayırlı olsun...
  • okulların serbest kıyafete geçmesinden sonra kamuda da gündeme gelen istektir.

    eğitim kurumları çapında bunu başlatan sendika eğitim bir sen. nasıl bir sendika olduğunu hiç bilmeyenler için kısa bir açıklama yapıyorum iktidara yakın bir sendika.

    bu kampanyanın afişi okulumuzda hali hazırda asılı bulunmakta. şimdi o kadar eminim ki "antidemokratik dayatmalar" deyip başladıkları eylem sonuçlanırsa çok dar pantalon, kısa olan etek, tayt, kolsuz gibi kıyafetlere izin gelmeyecek. onlar yine yasaklı olmaya devam edecek. gelmez çünkü önünü alamazlar. hal böyle olunca özellikle kadın öğretmenler için değişen bir şey olmayacak. aksine kadın öğretmenlerden açık olanlar bu kez kısıtlanmış olacak. erkek öğretmenler için ise kravat, saç, sakal, hiç bir sınırlama yok. onların da kafalarına göre derse gireceğini düşünüyorum. sakallı öğretmenler falan olacak mesela.

    kıyafet düzenlemesi açık kapalı, o bu milleti eşitliyordu. türbanlı hoca derse kapalı girmek istiyor da sanki açık hocadan hiç mi yok mini etekle falan gitmek isteyen. ikisi de yasaktı eşitleniyordu. şimdi biri serbestçe istediğini yapacak ama diğeri yapamayacak. herkes istediğini yaparsa da olmaz zaten. demokrasi herkesin kafasına göre davranması değildir.

    okulumuzda zaten sene başından beri din kültürü öğretmeni kapalı olarak derslere giriyor. diğer bayan öğretmenler de girmeye başladı. gerçekten içimde zerre kadar türban düşmanlığı yok. yanlış anlaşılmasın. kesinlikle. saygı duyarım. ama eylem adı altında yasa dışı bir şey yapıyorlar. benim inatla anlayamadığım daha önce başka sendikaların çeşitli eylemlerine katılan öğretmenlere bin dereden su getirtmişlerdi. neden şimdi hiç kimse bir şey demiyor. dahası benim okulumda derse türbanlı giren öğretmenden ankara'daki yetkilinin nasıl haberi olacak. "eylem" boyutu nerede.

    eyvallah demokrasi ama. memura ve öğretmene gelen bu resmi kıyafet zorunluluğunun halkın gözünde devletin bir elemanı olan, özellikle çocuk yetiştiren insanların düzgün, muntazam giyinmesi ve örnek olması için. memur insan, öğretmen insan dendiği zaman takım elbiseli, traşlı, saçı sakalı düzgün insanlar geliyor akıllara. kotla ve bin bir türlü kıyafetle hayal edemiyorum cidden. göreve ilk başladığında kumaş pantalon, gömlek falan giymeye en üşenen sevmeyen insan benim belki de onu da söyleyeyim.

    sinir olduğum olayın sadece türban için olduğu halde neden kot falan nedir bu ayaklar yani. yapacaksanız gerçekten her şeyle serbest yapın, görün madem neler giyilecek.

    imam hatip orta kısımlar için koca eğitim sistemi değişti haldur huldur. 5. sınıflara bir sürü seçmeli adı altında dini ders geldi. kız öğrenciler türban takabilsin diye kıyafet serbest oldu. biraz zaman geçince de öğretmenlere olacak.

    hem bu yasa hemen olmasa bile türbanla derse girmeyi meşru hale getirdiler şuan. bugün derse kapalı giren hoca yarın yasa çıkmamış deyip açılmaz.

    çok şey değiştirdik diyorlar son 10 senede. evet değişti. evet yenilikler iyidir ama hala farkında değil kimse anladığım kadarıyla rahatsız da değil. bir şekilde inkılapların izi siliniyor. demokrasi adı altında hem de.
  • ak parti hükümetinin sırada bekleyen bir sonraki tasarrufu için (bkz: silahlı kuvvetlerde kıyafetin serbest olması)

    .
  • bundan 7-8 sene önce olsaydı hiç düşünmeden bunun insani bir hak olduğunu ve kamu çalışanlarının istedikleri kıyafetler ile çalışabileceklerini savunurdum. evet. tahmin edildiği gibi şaşkın bakışlarınız arasında yanı başınızda bağıran saçı sakalı birbirine karışmış, kılıksız, üniversitelerde başörtüsü serbestliğini savunan gomünist ve üstüne üstelik ateist dallamalardan biriside bendim. hatta içlerinizden bazıları gelip bana samimiyetim ve sadece benim gibilerin değil herkesin eşitlik ve özgürlüğünü savunduğum için teşekkür bile etmişlerdi.

    her neyse yıllar sonra ben bir devlet kurumunda iş sahibi oldum. herkes gibi olmasa bile sakallarımın çok uzamamasını, giysilerimin bulunduğum ortamda ben buradayım ve hippiyim diye bağırmamasını sağlıyordum.

    ancak bir zaman sonra ülkemizin özgürlükler konusuna nispeten daha saygılı bir coğrafyasına tayinim çıktı. 250-300 personelli, çalıştığım kurumda türbanlı memurlar, başörtülü işçiler, kirli sakallı yöneticiler vardı. hiç beklemeden top sakalım, kot pantolonum, kazak ve tişörtlerime yeniden kavuştum. eşitlikse herkese eşitlik, serbestlikse herkese serbestlik.
    birgün başörtüsünün serbest olması hakkını savunan ve hatta bu yasağı delen personelini koruyup kollayan yönetici ile karşılaştık (iki veya üçüncü karşılaşmam) ve bana ne biçim bir memur olduğumu sorarak kılık kıyafet yönetmeliğine uygun davranmam gerektiğini söyledi. bende herkese aynı uyarıyı yapıp yapmadığını sordum. yaptığını söyledi. bende tutanak tutmasını ve savunma yazmak istediğimi söyledim. kılık kıyafet yönetmeliğinin yalnız benim için değil tüm çalışanlar için olduğunu ekledim. yöneticide yanındaki yardımcı personelinden tutanak tutmasını ve savunmamı almasını istedi. odama gidince ilk işim eşitlik, çalışanlar arasında ayrımcılığa dair atıflarda bulunan uzunca bir savunma yazmak ve önüme gelen herkese okutmak oldu. vee tabiki ne tutanak tutuldu ne savunmam alındı.

    ama nasıl bilmiyorum kurumdaki herkes bir şekilde bu olayı duydu. hatta beni destekleyip sakal ve/veya bıyık bırakanlar oldu. (çok saolsunlar) işin en ilginç yanı başörtüsü ile gelen arkadaşlar veya dindarlığı ile meşhur erkek personeller beni hiç mi hiç desteklemedi bırakın desteği selam bile vermez oldular. hatta yaptığımın saygısızlık olduğunu amirlerime itaat etmem gerektiğini falan bile sölemişler. (ne yalan söyleyeyim en çok onların desteklemesini bekliyordum, düz mantık yani ben özgürsem sende özgürsün)

    işte o zaman anladım ki; bağnaz fikirlere özgürlük hiç yakışmıyor be kardeşim.

    benim kılığım mı? hala aynı. zaten o olaydan sonra nükteli bir iki laf sokma dışında pek bulaşan eden olmadı.

    şimdi bana zaman zaman kamuda serbest kıyafet uygulaması hakkında ne düşündüğümü soruyorlar;
    ben kendi başımın çaresine bakıyorum arkadaşım, bağnaz ve kendine müslüman arkadaşlar versin mücadelesini bana ne?