şükela:  tümü | bugün
  • doğu ve batı dünyası arasındaki en büyük farkın bu olduğunu düşünüyorum.

    günümüz batı dünyası, her ne kadar hükümet kurumu tarafından devlet adına yönetiliyor olsa da temellerini 'şahsa indirgenmiş demokrasi'den almıştır.
    yönetim açısından bunu demiyorum. tarihte bu zaten denenmiş ve bunu deneyen toplumlar başarısızlıkla karşılaşmıştır.

    kültür olarak, insani aktarım olarak ele alıyorum.
    insanlar, devletin kendisi için varolduğunun bilincinde olmuş, herhangi bir gücün boyunduruğuna girmemiş, politika yapmıştır.

    doğu toplumları ise temellerini 'siyaset'ten almış, güçlü olanın, sermaye sahibi olanın hakimiyetine boyun eğmiştir.
    (siyaset kavramının etimolojik kökeni zaten böyle bir tanıma gayet açıktır.)

    güçlü olan gücünü daim kılmak ister ve bunun için de toplum üzerindeki sosyolojik ilişkileri kendi elinde şekillendirir.

    devleti genelde tek bir kişi, soy, grup yönetir. din kurumları, askeri kurumlar yöneten gücün etrafında şekillenir. hukuk, yöneten güce hizmet eder. medya propagandası hat safhadadır ve muhalefet kontrol edilir düzeyde tutulur.

    tüm insani ilişkiler yöneten güce hizmet edince haliyle yönetilen toplum ve onun zihniyeti de bu gücün kurduğu sisteme dahil olur ve bu sistemden kaçmak imkansız bir hale dönüşür. zira toplumun genetik kodu değiştirilmiştir.

    işte devlet kutsallığı tam olarak bu şekilde ortaya çıkar.

    insanlar kendi kendilerini yönetmek amacıyla kurdukları devlet kurumunu, devlet onları yönetsin diye başkalarının eline verir.

    toplumsal fenomenler birleşir ve yasalar oluşur. değerler oluşur.
    doğu toplumlarının sorunu ise 'toplum sözleşmelerini' birey bazında değil kabile, topluluk bazında ele almasıdır.