şükela:  tümü | bugün
  • ataturk'un 6 ilkesinden ekonomi ile ilgili olanı.. orta öğretimde bu devletçilik anlayışının kişisel teşebbüsü sınırlamadığı özellikle vurgulanır (bkz: izmir iktisat kongresi)
  • milli iktisat kavramına bağlı olarak, en geç çıkan ilkedir.
  • ulama ve itiaat etme karisik, ortaya bir karisik.
  • zamaninda, sermaye yi elinden bulunduran devletin, haliyle yatirimlari da yapmasi durumu
  • 1929 bunalımı sonucu, dünyanın diğer devletleri gibi türkiye'nin de uygulamak zorunda kaldığı iktisat politikası.
    aslında ilginç bir hikayesi vardır. karl polanyi'nin belirttiği gibi*, 1929 bunalımı, 19. yüzyıl dünyasının kurumlarını çökertmiş ve ülkeler, içlerine kapanıp devletçi politikalar izlemeye başlamışlardır. bu koşullarda türkiye'nin* ilk tepkisi, daha da liberalleşme yönünde olmuş ve iktisadi liberalleşmenin yanı sıra, siyasi liberalleşme de gündeme getirilerek serbest cumhuriyet fırkası kurdurulmuştur. ancak, liberal politika izleyen ülkelerin ekonomisi hızla küçülürken, o yıllarda büyük bir kolektifleştirme politikası izleyen sscb'nin yüzde beşi aşan kalkınma oranları yakalaması sonucu, düşünsel temelleri john maynard keynes tarafından 1927'de atılan ekonomiye devlet müdahelesi düşüncesi hızla taraftar bulmaya başlamıştır. abd'de new deal, almanya'da otoyol yapımı ve sanayinin askerileştirilmesi, latin amerika ülkelerinde popülist diktatörlükler biçiminde ortaya çıkan devletçilik fikri, 1930 yazından itibaren türkiye'nin de gündemine gelmiştir.
    türkiye, o yıla kadar, yalnızca demiryolları alanında, o da askeri gerekçelerle iktisadi yatırımlar yaparken, o yazdan itibaren devletçilik politikası ekonominin bütün alanlarında uygulanmak istenen bir politikaya dönüşecektir.
    bu ise, kaçınılmaz olarak devletçilik'ten ne anlaşılması gerektiği tartışmasını doğuracaktır. tartışmayı ilk başlatanlar eski komünist yeni kemalist olan kadro dergisi yazarları, özellikle de şevket süreyya aydemir'dir. kadrocular, türkiye'de kapitalizmin gelişmediğini, dolayısıyla modern sınıfların oluşmadığını, ülkenin temel çelişkisinin emperyalizm ile ulus arasında olduğu saptamasını yaparak, sınıfların oluşmasına engel olacak biçimde, kapitalizm ile sosyalizm dışı bir iktisadi sistem olarak devletçilik'i önermişlerdir.
    buna karşılık, büyük sermeyadarı mustafa kemal atatürk olan iş bankası çevreleri* ise, bu görüşe şiddetle karşı çıkarak, kalıcı bir devletçilik yerine, koşullar yüzünden uygulanmak zorunda kalınan geçici bir iktisat politikası olarak devletçilik anlayışını savunmuşlardır. ismet inönü'nün de kadro benzeri bir devletçilik anlayışını benimsemesi ve chp grubunun bu doğrultudaki bir dizi yasayı görüşerek benimsemesi üzerine, mustafa kemal atatürk duruma müdahele edecek ve iktisat vekili mustafa şeref beyi görevden alarak yerine bankasının genel müdürü celal bayar'ı atayacaktır. celal bayar, iktisat vekili olduktan sonra, grupta kabul edilen yasaları geri çekmiş ve yumuşatarak gündeme getirmiştir. ismet inönü ise, kendi bilgisi dışında gelişen bu bakan değiştirme eylemi yüzünden bir müddet geri plana çekilecek ve 1937 yılında yerini celal bayar'a bırakmak zorunda kalacaktır.
  • her ne kadar devletçilik uygulamalarının türkiye'ye özgü olduğu ya da yetersiz sermaye birikiminin olduğu ülkelerde gündeme geldiği sanılsa da, insanlar, özellikle de iktisatçılar kondratieff dalgalarını kabul etmeye yanaşmasalar da, 1930'lar da bütün ülkeler devletçilik'i bir iktisat poltikası olarak yeğlemişlerdir. konuyu daha iyi anlayabilmek için edward hallett carr'ın "twenty years crises" adlı kitabına bakılırsa şu yorumla karşılır*:
    1918-1938 arası dönem, temelleri 1789 ile atılan sistemin krize girdiği dönemdir. bu kriz siyasi, iktisadi ve ahlaki alanlarda yaşanan kapsamlı bir krizdir. siyasi kriz sonucu, fransız devrimi'nden itibaren gelişen demokrasi düşüncesi terkedilerek birkaç istisna ile bütün ülkelerde diktatörlükler kurulmuştur. iktisadi kriz sonucu piyasa düşüncesi terkedilerek devletçilik uygulamaları gündeme getirilmiştir. ahlaki kriz sonucu insanların eşitliği düşüncesi terkedilerek ırkçılık yüceltilmiştir.
  • "bizim takibini uygun gördüğümüz mutedil/ilımlı devletçilik prensibi; bütün istihsal/üretim ve tevzi/dağıtım vasıtalarını fertlerden alarak, milleti büsbütün başka esaslar dahilinde tanzim etmek gayesini takip eden sosyalizm prensibine müstenit/dayalı kollektivizm yahut komünizm gibi hususî ve ferdî iktisadi teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan bir sistem değildir" atatürk
  • rus tehdidi algilamasi ile birlikte 80li yıllara kadar uygulanamayan daha sonra da değişen ve gelişen dünya koşullarında uygulanmayan atatürk ilkesi. burdan cikarilacak sonuc ataturk döneminde söylenen ve uygulanan her şey günümüzde de mutlak doğru ve uygulanabilir değildir. tek doğru toplumun huzur, refah ve gelişimi için her şeyin akılcı ve demokratik çerçeve içerisinde sorgulanabilir ve değişebilir olmasıdır. zamanında atatürk böyle dedi şöyle uyguladı diye bazı şeyleri tabulaştırmanın anlamı yoktur.
  • mustafa kemal atatürkün en büyük mirası olan ilkelerinden aynı zamanda komünist bir anlayışa sahip olduğunun kanıtı olan ilkesi. hiç bir zaman tam olarak uygulanamayan ve de çok partili rejime geçilmesinden sonra hep biraz daha uzaklaşılması ülke geriye götürülmüştür.
    günümüz siyasetçilerinin hepsi atatürkçü geçinirken hiç biri bu ilkeyi görmez, yok sayar.
    ama unutulmamalıdırki türkiye cumhuriyeti osmanlıdan kalan duyunu umumiye borçlarını öderken bu ilkeyi uygulamaya çalışmıştır. faydası görülmüş hem ülke kalkınmış hemde borçlar ödenmiştir.
    fakat bu ilkenin yavaş yavaş sildirilmsiyle türkiye yeniden borçlanan bir ülke olmuştur. her geçen gün bu borçlar artmaktadır.
    bu gidişatın sonunda heralde 2. duyunu umumiye kurulur. ama 2. mustafa kemal çıkma olasılığı düşüktür.
  • gün geçtikçe uzaklaşılmış son özelleştirmelerle birlikte ağır yaralanmış, yoğun bakımda olan atatürk ilkesi...
    değeri bilinmekte ve bundan dolayı da uygulanmamaktadır. işine gelenin atatürkçü olduğu ülkemizde fazla sürpriz olmadığını düşündüğüm bu sonucun neler getirdiğini görebiliyoruz.. (bkz: dış borç)