şükela:  tümü | bugün
  • yolun parasını biz veriyoruz.

    suyun parasını biz veriyoruz.

    elektriği biz ödüyoruz.

    sağlık sektöründe bir numara müşteriyiz.

    hukuk zaten yok.

    e devlet niye var? ne gerek var? hiç olmasa aynı yuvarlanıp gideriz biz.

    yok varlığı yokluğundan büyük problem işin kötüsü, devlet var diye boş politikaları dinleyip duruyoruz, silaha yatırım yapıyoruz, çocuğumuz evladımız ölüyor, bütün bunları geçtim devletin karşısında haklı haksız olalım fark etmez çitlembik gibiyiz.

    olmasın kardeşim ya bu devlet. ne gerek var? makam arabaları, sarayları, gereksiz vergileri filan anlamsız. biz böyle yaşarız aslında.

    yok polis çağırıyorsun gelmiyor, evine hırsız giriyor bulamıyor, zaten seni korumak istemiyor.

    belediyeler zaten rüşvetten dört köşe...

    hakkımızı savunmak yerine parayla satıyorlar. lan en azından kendi hakkımızı savunuruz, savunamasak bile üç beş alırız gönlümüz şenlenir...

    gerçekten gerek yok. sınava giriyorum gene parasını veriyorum. emekli olana kadar zaten emeklilik parasını veriyorum vergilerle. lan bu nedir?
  • sorun en baştaki kabullerimizde. bir "mekanizmanın" olacağını ve o mekanizmanın, bizim asgari ihtiyaçlarımızı karşılayacağını kabul ediyoruz. mekanizma devlet, asgari ihtiyaçlar da, eğitim, sağlık, iç ve dış güvenlik vb.

    burada problem, devlet mekanizması değil, bu mekanizmayı işleten insanlar ( atanmışlar-seçilmişler)
    sizin yazdığınız sorun anladığım kadarı ile, mekanizmanın aslı değil, yönetimden kaynaklı aksamalar.

    yok, sorun mekanizmanın kendisi diyorsanız, o zaman ben de öyle düşünüyorum dedirten başlıktır.
  • devlet şeması tekrar düzenlenebilir. ideali bulunabilir. her türlü değişiklik yapılıp hatta gerekirse kimin üreyip kimin üremeyeceği, üreyenin kaç çocuk yapacağına kadar tekrar düzenlenebilir. peki benim can ve mal güvenliğimi kim sağlayacak? bir doktor hastasını muayene ederken yanında sürekli silah mı taşıyacak? bir çiftçi 7/24 tarlasının başında nöbet mi tutacak? sosyal ilişkileri nasıl düzenleyeceğiz peki? anlaşmazlıkları nasıl çözeceğiz? evlilik hukuku? miras hukuku? ceza hukuku?
    dünya komünist yapıya geçmediği sürece (sscb adı üstünde sosyalistti, komünist değil) devlet yapısı gerekli olacak. o döneme kadar da bu tür tartışmalar gavurların deyimi ile bullshit olmaktan başka işe yaramayacak
    ek not:sağlık ve güvenlik hizzmetlerini özelleştirip insanları vatandaştan müşteriye dönüştürmeyi savunan ve sorunların müşteri memnuniyeti zihniyeti ile daha verimli çözüleceğini söyleyen kişilerle neyi tartışabilirsin ki?
  • hukukta bunun tanımı şöyledir;
    (bkz: mutlak özgürlük)

    su faturası mı gelmiş? koy g.tüne rahvan gitsin.
    doğalgaz faturası mı gelmiş? amaan salla ödemesende olur.
    vs.vs.. uzar bu liste.
  • devlet senin ihtiyaçların için üretilmiş bir şey değil zaten.

    egemen sınıfın zorlayıcı gücüdür devlet. ifa ettiği diğer görevler, işin mostrasıdır.

    gelişmiş ülkelerde bilinçli vatandaş bu "diğer" görevlerin kalitesi için devleti zorlar ve devlet de kendisine çekidüzen verir, daha efendi olur.

    muz cumhuriyetlerinde ise bu bilinç güçlü olmadığı için devlet kendine istediği gibi bir düzen verir. malumunuz.
  • devlet kurumunun iki tane gerçek faydası vardır.
    1) güya tarafsız yargı ve güvenlik.
    2) vergi toplayıp güya sosyal fayda sağlamak. (çocuk esirgeme, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik vs.)

    bir tane de devletin kendini üzerine inşa ettiği yine "güya" faydası da diğer devletlerden korumaktır.
    hani şu esnaftan dükkanına gelip "korumak" için para alan amcalar benzeri.

    tarafsız bir yargı ve güvenlik sağlanmazsa, sosyal fayda yerine tepedekilerin keyfiyetiyle bütçe yapılır, yandaş firmalar palazlandırılır, halkın parası propagandaya harcanırsa, sosyal hizmetlerin kalitesi taban seviyesinde ve ideolojik (ör: diyanet işleri) kurumlara yönlendirilmiş haldeyse, o devlet kendisini üzerinde tarif ettiği işi doğru yapmıyor demektir ve bu durumda da millet gürültü çıkarmasın diye şiddetli, ceberrut, polis devlet modelini uygulamaya başlar.

    devletin görevleri denilen her başlık ve alt maddesi gerek belediye, gerek kooperatif, gerekse de özel işletmeler eliyle yapılabilir. diğer devletler de ortadan kaldırılabilir. devletle didişmek yerine kendi yapınızı oluşturursanız en azından geleceğin temelini atarsınız. işbirliği yapıp delişmen sayıda mikro ortaklı işletmeler, organizasyonlar kurmak lazım. sonra bütün iktidarı oraya isteyebilirsiniz belki, belki özyönetimden gerek bile kalmaz.

    şahsen en büyük hayalim kapitalizmin ve özyönetimci paylaşımcı modellerin içiçe yaşadığı devletsiz karma ekonomiler zaten benim.
  • devletin gereksizliği beraberinde insanın gereksizliğini de getirir.

    devlet ne kadar gereksizse insan da o kadar gereksizdir.

    hayvanlar kadar gelişmiş bir canlı olmadığımız için devletlere, sistemlere, ahlaka, hukuka uygun yaşamak zorundayız.

    devlet sistemini ortadan kaldırmanın tek yolu insanlığı ortadan kaldırmaktır.

    insan varolduğu sürece devletler her zaman varolacaktır.
  • görüyorum ve arttırıyorum.

    devletin sunduğu tüm hizmetler özel sektör tarafından daha ucuza , daha verimli ve kaliteli bir biçimde sunulabilir.

    tüm sorun zihinsel şartlandırmalar.

    sapiens isimli kitapta harari insanoğlunun gerçekte olmayan bir takım mitler yarattığını ve o mitleri olması zorunlu gerçekliklermiş gibi kabul ettiğini anlatır.

    devlet de bu şekilde bir mittir ve insanlık tarihi sürecinde tıpkı varoluşu gibi, giderek küçülerek bir gün yok olacaktır.

    kökten ve radikal değişikliklerin faydadan ziyade zarar doğurması sebebiyle, devletin giderek küçülmesi şeklinde bir ilerlemeyi destekleyenlere incrementer liberteryenler adı verilir.

    ülkemiz dünyadan kopuk ve bir çağ geride yaşadığı için yüz yılı aşkın bir geçmişe sahip bu özgürlükçü akım ülkemizde ne yazık ki ufukta önce dumanı görülen vapur kadar bile tanınmaz.

    insanlık tarihini inceleyecek olursak, devlet adını verdiğimiz yapı oldukça yeni ve insanların tüm hayatı üzerindeki bu çapta egemenliğe ancak son yüzyılda sahip hale geldi.

    geçmiş devletler sadece dışarıdan kontrol edebiliyorlardı hayatımızı.

    günümüzde kitle iletişim araçları ile zihnimizin içine kadar girebiliyorlar.

    devlet tüm hizmetleri ve sağladığı kabul edilen tüm faydaları ya yerine getirmez, ya da bunları maliyeti çok yüksek olarak , verimsiz bir biçimde yerine getirir.

    sadece ülkemizde değil, bu durum tüm dünyada böyle.

    devlet büyüdükçe vatandaşlar fakirleşir, ekonomi hantallaşır.

    birkaç örnekle, devletin verdiği hizmetlere ve günümüzde özel sektör tarafından verilebilecek alternatiflerine bakabiliriz:

    unutmamak gerekir ki tüm bu hizmetler, devletin keseceği ve gelirimizin yüzde 95ine tekabül edilen vergiler olmadığında kolaylıkla her vatandaş tarafından karşılanabilecektir.

    güvenlik hizmeti. mevcut durumda devletin polis gücünden fazla özel güvenlik görevlisi var. güvenlik hizmetine ihtiyaç duyan bireyler, ihtiyaç duydukları oranda bu hizmeti kendilerine sağlayacak, parasını doğrudan verdikleri için hizmeti sunanın müşteri memnuniyeti son derece önemsediği bir hizmet alacaktır.

    keza sağlık hizmetleri. devlet hastanesinde hasta yükünden başını kaşıyacak vakit bulamayan, hastaya ne şekilde davranırsa davransın aynı parayı kazanacak doktorlar yerine, parasını doğrudan sizden aldığı için, kendini sizi memnun etmek zorunda hisseden doktorlar gelecek .

    özel eğitim kurumları devletin gereksiz ve saçma rekabeti olmayacağı için ve aşırı vergi yükü altında olmadıkları için çok daha fazla vatandaşa ulaşabilir, çok daha kaliteli bir eğitim her çocuğun hakkı olabilir.

    din işleri bölgenin hayır sever vatandaşlarının bağışlarıyla yürütülebilir.mevcut durumda da ülkemizde tüm camiler hayırsever vatandaşların parasıyla yapılırken, diyanetin devasa bütçesinin nereye harcandığı bizim gibi sıradan zihinler için gizemini koruyan bir sır.

    keza sosyal hizmetler ve fakir kişilerin bakımı konusunda birkaç kelam etmek isterim. bunların devletin mevcudiyetinin en temel sebebi olduğuna inanır vatandaşların büyük bir kısmı. oysa bu gibi hizmetlerin de bedelinin çoğu hayırsever vatandaşların bağışlarıyla gerçekleştirilmektedir. hali hazırda.

    kaldı ki insanlık tarihi boyunca, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik bakıma muhtaç hemcinslerine gereken desteği vermek olmuş. neanadartel kemikleri incelendiğinde, normal şartlarda hayatta kalması mümkün olmayan bu ilkel insanın ağır yaralı bireylere baktığı gözlenmiş. bundan onbinlerce sene evvel bile bir sosyal yardımlaşma sistemi yaratabilmişiz.

    devlet ortaya çıkmadan onbinlerce sene evvel. devlet olmasa da, korkmayın ortalık anarşist bir kaosa dönüşmez. insanın illa tepesine vurulması ve güdülmesi gerekmiyor. bir takım kurallar ve kanunlar içinde yaşamak mümkün. bu kanunlar, devlet olmasa da mevcut olabilir.