şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sıradan bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bu zorbalığı bir de ben dillendirmek istiyorum.

    devlet * diyor ki; “bakın size harika bir yol, muazzam bir tünel ve harikulade bir köprü yaptım.”

    “tamam güzel... nasıl yaptın? sanırım bizim verdiğimiz vergilerden, bütçeden üç beş bir araya getirdin ve bize bu hizmeti verdin değil mi?”

    bakıyoruz o da nesi? aldığımız cevap: “hayır, bir firmaya yaptıracağız şu kadar para vereceğiz.”

    (burda canlar sıkılmaya başlıyor)

    peki tamam diyelim, geçelim o zaman bu köprüden/tünelden/yoldan... devlet diyor ki; “geç de hepsinin bir ücreti var! at bakalım 50 lira 100 lira bir şeyler!”

    (haydaaaa)

    “ama sayın devlet biz bu kadar vergiyi nereye veriyoruz? hadi sembolik 3 5 lira atalım iyi niyetimiz belli olsun.”

    devlet: “yok olmaz fiyatları dövize sabitledik düşmez zaten, işine gelirse nankörlük yapmayın!”

    millet: “tamam imkanı olan geçsin, ben alternatif güzergahları, araçları kullanacağım.”

    o sırada alternatiflere müdahale gelir. (boğaz köprülerini zamlandırıp, avrasya tüneline kanalize etmek, ido seferlerini kaldırıp, karayollarını kullandırmak gibi)

    devlet: “valla siz bilirsiniz, biz firmaya şu kadar garanti verdik. geçseniz de geçmeseniz de bir yerlerden çekeceğiz bu parayı kusura bakmayın. :)”

    millet: “ama böyle olmaz ki, üç alırsın beş alırsın verecek para kalmayınca ne olacak?”

    devlet: “kendi derdinize yanın, biz o zamana kadar çoktan yol alırız.”

    bu sadece ulaşımın bir alt başlığında yer alabilecek fantastik bir durum. bu sistemi alın, her türlü kamu hizmetine yerleştirin, hepsi aynı!

    yahu kardeşim, devletsin sen! senin görevin bizden topladığın vergileri yol/su/elektrik olarak bize dağıtmak. sen gidiyorsun, bir firmanın muazzam aleyhte şartlarının altına imzanı atıyorsun (tabi ordaki muazzam payı el altından alıyorsun), sonra bizi mahkum ediyorsun.

    yapma kardeşim yol da yapma, köprü de, tünel de... nerde bir proje başlasa dönüp dolaşıp bize giriyor. hayır yani yapmazsan bu kadar bize giren olmaz, senin de para toplama bahanesi bulman zorlaşır.

    gerçekten benim belim büküldü, daha 32 yaşındayım, ben iptalim. sabah kalkıyorum işe gidiyorum, akşam eve ölü gibi gelip hiçbir şey yapamadan sızıyorum, bu yaşam bir ritüel haline geliyor ve benle sınırlı kalmıyor tüm halka yayılıyor, arada kafamızı kaldırıp tatil yapalım dediğimizde kalan enerjimizi önce bu abartı masraflarla sonra da tüm halk olarak aynı hayatı aynı anda yaşamamızdan ötürü oluşturduğumuz çekirge sürüsü kalabalıkla mücadeleye harcıyoruz.

    bu düzenin bir kötü yanı da zorbalığı besleyip büyütmesi oluyor. zorbalığı yapan güzel para yapınca küçük zorbalar yetiştiriyor bu güzel pastadan pay dağıtıyor. bu sırada küçük zorbalar kanlanıyor, bir yandan da büyük zorbayı daha da büyütüyor. zorbalığa maruz kalanlar da ezildikçe daha da eziliyor.

    neyse sonuç olarak tıkandım... topla baba ne varsa çek topla... ben böyle kalitesiz, renksiz, sıkıcı bir hayat olacağını hiç düşünmezdim. yani süper bir şey beklemiyordum da böyle alenen adam sikmeye şahit olmak da çok büyük tat kaçırıyor.
  • maaşından vergi aliyor.

    yetmiyor, yediğinden, ictiginden, elektrikten,sudan, vsvs vergi aliyor.

    hava haric herşeyden devlete doğrudan veya dolaylı vergi veriyoruz.

    peki vergileri neden alir bir devlet?

    1- bu vergilerle düzeni saglayacagim, yol kopru hastane okul yapip hizmet verecegim. yapiyor mu?

    hayir! iyi saglik hizmeti almak icin ozel.sigorta yaptiriyorsun demek ki devlet sana iyk saglik hizmeti vermiyor. guvenlikli sitede güvenlik görevlisi istihdam ediyorsun .demek ki devlet guvenligi saglamiyor. cocugunu ozel okula gönderiyorsun. demek ki egitim.hizmeti de yok. yani bosuna cebinden parani alip seni sikiyor. kusura bakma.

    2- kardesim,ben devletim, totaliter bir kurumum. yazinin baslangicindan beri sen kolesin. kurallari koyarim, uymayani toplumdan oyle bir afaroz ederim ki felegin şaşar. hain derim. dinsiz derim. vergi memuru yollarim.vsvsvs

    peki ne yapmak gerekir ?

    tum totatiler kurumlarin tabi en basta devletlerin yok edilmesi gereklidir. o zaman birey ozgur olabilir.

    totalitarizmin dayandığı bu temeller, insanlarin bir arada yaşamasının ve yazının bulunmasinin, birarada yaşamanın kurallarinin belirlendigi devlet veya aile gibi yapilarla başladı. bu yapilar insan ihtiyaclari ve nufus arttikca karmasiklasan bir sarmala dönüştü. totalitarizm oyle güçlü ki, toplumsal hayatin her anını kilitleyen bir acmazdadir gunumuzde. her kuralin belirlendigi, süreçlerin takip.edildigi, teknolojinin isin icine katildigi gunumuz dunyasinda, buna direnebilen kurum veya kisi sayisi cok sınırlıdır. sozgelimi deliler buna direnen insanlardir diyebilirdik. her ani farkli, kestirilemez, ongorulemez olan deliler bile artik standardize edildi. meşhur psikiyatri siniflamasinda dsm kriterleriyle deliler de siniflandirilmistir.

    sanatçılar totalitarizme direnir mi?

    eskiden, sanatin ruhu, insanin dinlendigi esintiydi. insan, dogasi geregi, icinde hep bir ozgurluk, kacip gitme isteği tasir. bizim isteklerimiz, yaptiklarimizin, onceden kesitirilemezligi, ruhumuzun temel gereksinimidir. simdi bize benimsetilen yeni duzende, her animizi standartlastirmamiz ogretiliyor. instagramda ayni fotoğraflar olmali, hepimiz her animizi paylasmaliyiz, duzen bunu gormek ve bilmek istiyor. instagrami olmayan garipseniyor. mesela ben evimde bu aksam sarap icip karanlikta yalnizca.mum isiginda oturursam, akilli telefonuma bunu yukleyip herkese gostermeliyim. gostermezsem, ne anlami oldu ki? kendi ruhum icin degil.baskalari icin yasadim. bu da totalitarizmin bir baska varyanti.

    bu isin icinden nasil cikilir?

    biz ongorulemez davranislari olan ancak zekasi en gelismis primatlar, memelilerin birarada yasama gereksinimine ihtiyac duyariz. insanlarin olmadigi yerde mutlu olamayiz. yalnizlik, en sevdigimiz yerde bile bizi yikar. oyleyse, ozgur ruhlar, bir arada olarak, totalitarizmin olmadigi, utopik bir yer yaratacaklar. burasi " yuksek doz" entellektuel birikim kokacak. ve iki ozgur bireyin, sarap kadehlerinde kaybolan ve kesişen gozleri, birbirini, konusmadan anlayacak. karanlikta.
  • asgari ücretli garibanın vergi oranı milyonları kazanan futbolcudan fazla.
    imamın maaşı öğretmenden fazla. diyeceğim bu kadar.
  • fransız liberalizminin öncüsü alexis de tocquevillebu durum için demiştir ki, herkesi eşit yapmak için uğraşan sosyal devlet anlayışı herkesi zaman içinde köle yapar. yani eşitsizlik doğaldır ve toplum için faydalıdır.

    katılmamakla birlikte, friedrich hayek de road to serfdom kitabında sosyal devletin ve sosyalizmin insanları köle haline getireceğinden bahseder. tocqueville ekolünden gelme olan hayek, demir leydi lakablı neoliberal leydimiz margaret thatcher 'ın da kankasıdır.

    demek demir leydiler ve halkın köleleşmesi durumu sadece belirli ideolojilerden çıkmıyormuş.
  • eşkıyalıktır. terörizmdir. gss prim borcu, otoban ücreti, asgari ücret vergi kesintisi, ve köprü parası hepsi zorbalıktır.
  • daha hala anlaşılmamış: bunlara oy verdin, sen seçtin, istediğin buydu.
    oy vermedin mi, zaten birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günde ülkemizi karıştırmak isteyen hain, töröristsin.
  • ulan (bkz: stronghold) oyununda bile vergiyi arttırınca halk isyan ediyordu biz araba alırken telefon alırken bir tane de devlete alıyoruz tık yok tık!