şükela:  tümü | bugün
  • inanmayan...
    inanacak doğru arayan...
  • devrim alıp satan.
  • yeni gelen, hos gelen ama zannimca yanlis gelen suser. yanlis kisiye yanlis mesaj atan, mesajlasma fasilitesini ve yazar hakkinda butonunu pek dogru kullandigi iddia edilemeyecek kisi.
  • gercek devrim yürekle yapılır sözünün en büyük kanıtı. hayattaki dogruları sözlükteki küçük yanlışlıklarını kat be kat kapatan delikanlı mert insan.
  • benim nickimin altina (bkz: kendisine vibrator almak icin kartpostal satan kiz) seklinde bakiniz vermeye kalkacak kadar seviyesiz garip bir insan...

    adik gudik selam tandasli mesajlar attiginda kendisine "eheheh, ben de beniminen yazisacak erikek ariyordum" demek yerine sert tepki veren sozluk bayanlarina hakaret iceren entryler ile saldirmamasi geregi ogrenecegi sozluk adap kurallari icinde ilk sirada yer alan suser.

    allah selamet versin.
  • rivayet olunur ki,bir devrimci asla yalan söylemez,ama bir yalancı,devrimci olduğunu söyleyebilir..*
  • "atatürkçü" veya "kemalist" geçinen bir kısım insanla sohbet ederseniz, koyu birer devrimci olduklarını, bu ülke için en faydalı insanların kendileri olduklarını iddia ederler. sonra sorarsınız, "neyi devireceksin?" diye, zor gelir onlara "mustafa kemal'in kurduğu cumhuriyeti" demek, susarlar, ya da koyu demli çay ve bir paket samsun ikram ederler size konuyu değiştirme maksadıyla. seviyorum hepsini, gülümsetiyorlar.
  • d'evrimci: soylu bir fransız ailesidir. en ünlüleri conte le nin d'evrimci'dir. evrimci rejyonunun sahıbıdırlar.

    nasıl mediciler italya'da rönesansı fişekledilerse, d'evrimciler de fransa'da paris komününü fişeklemişlerdir.
  • devrimci kimdir? devrim nedir?

    kelime anlamlarıyla incelediğimizde, var olan düzeni yıkıp yerine yenisini getirmek isteyen herkes devrimci sayılabilir. bugün bir şeriat devrimi de mümkündür, sosyalist devrim de mümkündür vs.

    ancak kelime anlamlarına kadar gitmeyelim, günümüzde kullanılan anlamıyla devrimcinin kim olduğundan bahsedelim. şunca senedir gördüğüm, incelediğim kadarıyla türkiye sınırları dahilinde "devrimci" sıfatı, eylemlerde ideolojik halay çeken, istiklal caddesinde viyviy sesleriyle bağıra bağıra gazete satmaya çalışan, 30 sene öncenin olaylarına halen türküler yakıp geçmişte yaşayan bir takım insanlardır.

    bir şekilde kendilerine pompalanan ideolojileri kabullenip, içselleştirip, buna göre davranırlar. "ilerici" olduklarını savunurlar büyük çoğunlukla. ve fakat ufak bir problem var, 100 sene öncenin fikirleriyle, ideolojileriyle, bugün ilerici olamazsınız.

    bugünün koşulları ne karl marx'ın, ne mustafa kemal atatürk'ün, ne de 1990'dan önce yaşamış herhangi birinin öngörebileceği koşullar değildir.

    atatürk'ün bu konuda diğerlerinden farklılaştığı noktalardan en önemlisi, "yenilikçilik demek, hiç bir yenilik vadisinde durup dinlenmemek demektir" sözüyle ortaya konmuştur. dolayısıyla "atatürkçülük" diye vızıldayan insanların da "yobaz" dinci/ülkücü/solcu tayfasından pek farkı yoktur.

    günün gerektirdiği koşullara adapte olamayan her sistem yok olmaya mahkumdur. koşullar geçmişte önce yüzyıllar, sonra onyıllarla ifade edilebilecek sürelerde değişirken, günümüzde toplumsal koşullar her gün hatta neredeyse her saat değişiyor. herhangi bir yerdeki en ufak gelişme, dünyanın öbür ucunda bambaşka bir gelişmeyi tetikleyebiliyor. dolayısıyla giderek daha kaotik hale gelen toplumsal yaşantıya "ayak uydurmak" belki de çok mümkün değil, belki de standardlar ve kurallardan ziyade her problemin kendine has çözümünün anlık olarak üretilebildiği sistemlere ihtiyacımız var.

    ama tabi güç güzel şey, kolay bırakılmıyor.

    "düzeni devirelim yerine yenisini getirelim, eskisini getirin yenisini verelim" filan, evet, devrimciliktir de, yapılan şey gerçekten bir devrim midir yoksa bugünün koşullarında devlet yönetimleri zaten geçerliliklerini yitirmiş, varlıklarını devam ettirmek için çırpınan yapılar mıdır, önce ona bir karar vermek lazım.

    devrim dediğin şey devlet ile ilgili olmak zorunda bile değil bugün. yaratıcı olmak lazım.