şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: cruising)
  • bi kiz ismi olsa gerek
  • öyle böyle cesitleri vardir hepsi ezberletilir ama sadece onleyici kolluk devriyesi icra edilir.istisna olarak koruma ve sevk'inde uygulandıgı gorulur.tabi bu soylediklerim jandarma icin gecerli.ayrica birde gece devriyesi diye bir olay vardir ki bazen enterasan olaylar karsiniza cikarmakta.*
  • alevi inanışında insan ruhunun asıl kaynağı olan gerçek varlıktan (vücud-u mutlak) ayrılıp, tekrar ona dönünceye kadar geçireceği evrelere denir.
  • jandarma olarak askerlik yapanlarin, kisa donem olsalar da, koylere veya mesire yerlerine gitmek seklinde katilabilecegi aktivitelerden biri. esasen sivil insanlarla diyaloga girebilmek, dogayla basbasa kalmak, en onemlisi de bolukten uzaklasmak icin essiz bir firsat oldugu icin bu devriyelere gitmek icin can atilir.

    devriyeye kiminle gidildigi onemlidir tabi. bazi komutanlarla gidildiginde, arac her durdugunda inip kapi acip selam durmak gibi ulvi bir misyon ustlenilirken, bazilari ile gidildiginde carsidan malzeme alip, dagda bayirda mangal partisi duzenlemek de mumkundur.

    gunduz nobetlerinin bu tip avantajlari varken gece devriyeleri, bazen tehlikesi yuzunden, bazen tam aksine tekduzeligi yuzunden, en cok da uyku saatlerinden goturdugu icin pek cekici degildir. yine de yasanmasi gereken bir olgudur:

    yeni kisa donemlere, bir aylik acemilik doneminden sonra, atislar da yapilmis oldugundan, hadi siz de arada bi devriyeye gidin de, devriye atmadim demeyin denilir. iki kisa donemin ilk devriyesi bir gece devriyesidir ve land jeep'in kasasinda gidilecektir. komutan ise on tarafta soforun yaninda oturmaktadir. devriyeye cikmadan, eski askerlere sorulur:

    - kardes nasi oluyo simdi bu devriye, ne yapiyoruz? ne alacagiz yanimiza?
    - bise yok agbi, tufek, sarjor yannızca... gezip duruyonguz, araba durunca assaga atliyonguz, komtan ne derse yapiyonguz...

    kolaymis diye dusunulup yola cikilir, naylon pencereden disari bakip, zifiri karanlikta birseyler secmeye calisilir ama nafiledir. uzun sure arac hic durmadan bayir-camur gezer durur, en sonunda, yok kenarindaki bir arabanin yaninda durur, birkac kisi soguga aldirmadan, arabanin yanina oturmus icmektedir. on kapinin acilma sesi duyulur. komutan iniyor diye "hayda bre!" denilip aractan atlanir.

    oysa ki komutan insafa gelmistir, soyle bi bakip, "yuru oglum" demistir sofore. cengaverlerin aractan indiginin farkinda bile degildir. "hey biz burdayiz!" demeye kalmadan land basar gider, karanlikta kaybolur. icici abiler saskin saskin, birbirine sokulmus iki acemi askere bakmaktadir:

    - nooluyo yahu?
    - abi bizi unuttu komtan, bi zahmet yetistirir misiniz?

    saskinliklarini atamamis abiler:
    - tabi tabi, atlayin...

    agir bira kokusu altinda, kor karanlikta land'a yetisilir, daat daat daat korna calarak dikkat cekilir, komutan, "hayirdir" diyerek aractan iner. sarhos abi:

    - komtanıım, alin size iki tane cavus getirdik! diyerek cicegi burnunda iki askeri gosterir.

    komutan ise gulme istegi ve saskinlikla karisik, kizginlik ile :

    - sagolun... siz de binin, herseye atlamayin bi daha der...

    ve tabi ki bu kahramanlarimizin son gece devriyesi olur.
  • hazar ve seferde aynı maksatlarla muayyen bir mıntıkada gezerek vazife gören, çift veya daha ziyade silahlı askerdir.
  • ing. patrol
  • evrenin ve insanın tanrıdan çıkıp tekrar tanrıya dönmesi felsefesine göre yazılan tasavvuf şiirleridir.
  • insanın yaratılışını ve insanın ruhunun geçirdiği evreleri (olgunlaşma aşamalarını) allah'tan geldiği şekliyle allah'a dönmesi felsefesini anlatan tasavvuf şiirleridir.