şükela:  tümü | bugün
  • en saldırgan milliyetçilik türü.
    kurban kendisine dayatılan yeni kimliğe çok sıkı sarılıp toplumda kabul görmeyi bekler. içler acısı bir durumdur.
    devşirilmeye direnenlere büyük öfke duyar. psikolojik bir vaka.

    (bkz: #18750752)
  • (bkz: laz/@el fikir)
  • kendisini türk olarak niteleyen, ötekileştirilmeyi reddeden bir insana "devşirme" demek ancak ve ancak ırkçı bir hakarettir.

    derdi etnik milliyetçilikle toplumu parçalamak olanların milliyetçilikten yakınıyor rolü yapmaları alışıldık bir "demokrat" oyunu.
  • musa anter'in bir kitabında okumuştum; 60'lı veya 70'li yıllar dört-beş tane bakan oturmuş sohbet ediyorlar. konu türkçülük. yüksek perdeden türklüğe övgüler diziliyor, türk olmanın ne kadar kutsal bir şey olduğundan bahsediliyor, atalarıyla övünüyorlar, dünyayı titrettikleri dönemlerden bahsediyorlar. ırkçılık almış başını gidiyor. bir tanesi susmuş diğerlerini dinliyor. dayanamayıp söz alıyor. en aşırı türkçüye dönüp ''yanılmıyorsam sen kürtsün'' diyor. evet diyor sayın bakan. diğerine dönüp sen de çerkezsin diyor, bir diğerine dönüp sen de boşnaksın bildiğim kadarıyla diyor, hepsinden teyit aldıktan sonra; afedersiniz ben de çingeneyim (neden af diliyorsa artık) diyor. hani türk ne türkçülüğü sabahtan kafamı şişirdiniz diyip kalkıyor.

    böyle dramatik bir durumdur. o yüzden devşirmeyelim, devşirilmeyelim.
  • muhteşem yüzyıl tartışmalarını izlerken akılda tutulasıca.
  • türk milliyetçiliğinin pratikteki temelini oluşturur.
  • salt milliyetçilikle ilgili bir durum değildir.

    din, milliyet, görüş gibi toplumsal blokları yaratıp bu grupların büyüklük ve güçlerine göre bir mahalle baskısı gücü bulunan konularda bu durum sıkça yaşanır.

    temel sebep, gruba, dine, milliyete sonradan tabii olanın dışlanmak korkusu ya da çekincesiyle kendisini o grubun, dinin, milliyetin en azılı savunucusu olarak yansıtması şeklinde cereyan eder. bunun nedeni dışlanma korkusudur ve kişi kendisini yeni dahil olduğu bütüne kabul ettirmek için o bütünün fikirlerini savunurken, davranışlarını taklit ederken daha büyük bir çaba sarf eder.

    başta bu tür bir sebeple sergilenen bu gayret, bir süre sonra olağanlaşır ve kuşaktan kuşağa endişelerden kaynaklı olmayan bir doğallıkla aktarılır. sonradan dahil olan üyenin sonradan gelen kuşakları sonradan dahil olunan fikrin azılı savunucusu olmaya devam eder.

    bunun bir de deyimi var, rıza zelyut'tan duymuştum.
    (bkz: sonradan olmanın nefesine yetişilmezmiş)