şükela:  tümü | bugün
  • spordaki başarılarından dolayı tc vatandaşlığı verilmiş ve milli takıma alınmış sporcudur. atletizmde son yıllarda sıkça gözlenmektedir.
    sadece yabancı kontenjanını doldurmasın diye vatandaş yapılanlar da bir hayli fazladır.
    sporla ilgili çevrelerde de sık sık polemik konusu olarak kullanılmıştır.
  • (bkz: #28508685)
  • bunlar başarılı olursa türktür, süperdir. başarısız olurlarsa ''nerden bulmuşlar bunu emuğagoyim kehkeh'' denir.

    bu psikoloji ile mücadele etmek çok zordur diye düşünüyorum..
  • olimpiyatlarda bir bayrak altında yarışmanın ne kadar anlamsız olduğunu kanıtlayan sporculardır. (bkz: modern kölelik)
  • doğduğu yer için değil doydugu yer icin milli formayı giyen futbolculara verilen isimdir. genellikle kendi milli takımlarında şans bulamayacak olan arjantinli ve brezilyalılar dünya kupası gibi organizasyonlarda yer alabilmek için bu uygulama yoluna giderler.
  • eskrim federasyonu bünyesinde iki adet bulunmaktadır
  • bariz bi şekilde spora verdiğimiz önemi göstermektedir.neden mi?
    çünkü 3 tarafı denizlerle çevirli bir ülkeyken yüzme de başarılara imza atamıyoruz.
    ülkemiz 4 mevsimi yaşamak bakımından birçok ülkeden avantajlı iken biz bunu kullanamıyoruz.
    devşirme sporcuya gelince, sporcu yetiştiremediğimizden başkaları tarafından yetiştirilenleri bizimmiş gibi sunma gereği duyuyoruz.

    bunun yanı sıra, bir çok çift vatandaşlığa sahip sporcularımız var ki bunlarla gurur duyuyoruz.duyalım tamam. ama lüften bunları da biz yetiştirdik gibi sunmayalım. burdan biz kötüyüz, yapamıyoruz anlamı çıkmasın tabi.adamlar yetiştiriyor,biz önem vermiyoruz işte.sporu yaşam biçimi haline getirmişler.mesela 5 yaşında başlanması gereken spora sen 12 yaşında başlatıyosan çok büyük bi başarı bekleyemessin kas kemik yapısını aynı oranda uygun hale getiremezsin.

    şöyle bi kayıp daha var;spora sıkışınca başvuruyoruz.kilo alınca mesela!ya da sadece reçeteye sadık kalmak adına.kanser,kalp,şeker gibi hastalıklar sayesinde, 'doktor tavsiye etti de bir saat yürüycez' sorumluluğu.sağlığı kaybedince önem vermek bu.oysa gelişmiş ülkelerde iş yerlerinde öğlen zorunlu spor saatleri mevcut.sebebi verimliliği arttırmak.vücudun ne kadar zinde ve sağlıklı olursa,tabi ki bunun olağan sonucudur verimli olması da.e ne diyorduk sağlam kafa sağlam vücutta bulunurdu.

    yani demem o ki, biz spora madalya gözüyle baktıkça zaten o madalyayı da uzaktan seyredicez.ya da devşirme sporcuların adını değiştirerek,bizim olmayan bi başarının haksız gururunu yaşıycaz.ha bir de olimpiyat bekliyoruz bu arada.
  • "devşirme sporcu" konusu son derece önemli ve kesinlikle kuru kuruya milliyetçilik yapılacak bir mevzu değildir.

    birçok spor branşında başarı oranı yüksek olan, iyi altyapılara sahip ülkeler bile devşirme sporcularla başarıdan başarıya koşarken, bu olayın içerisinde bizim de yer almamızın eleştirilecek hiçbir tarafı yoktur.

    avrupa atletizm şampiyonası bugünlerde devam etmekte. isveç, ispanya gibi ülkelerin devşirme sporcularla mücadele ettiklerini ve madalyalar kazandıklarını görebiliyoruz.

    altyapı ve spora yatırım dersek isveç'in (bkz: carolina klüft) (bkz: christian olsson), ispanya'nın ise reyes estevez ,(bkz: nuria fernandez) gibi madalya kazanan sporcular yetiştirebildiklerini ama bütün bunlara rağmen 2014 avrupa şampiyonası'nda diğer sporcularının yanısıra devşirme (bkz: abeba aregawi) ve (bkz: indira terrero) 'yla da madalya kazandıklarını görebiliyoruz

    o zaman neymiş, her ülke devşirme sporcularla mücade ediyormuş ve bunun altyapı, geçmişteki başarılar gibi nedenlerle bir ilgisi yokmuş. önemli olan güncel başarı ve bunun için aklınıza gelen her spor dalında başarılısı, başarısızı birçok ülke devşirme sporcularla yoluna devam ediyor.

    (bkz: devşirme sporculara türkçe isim koyma hastalığı)
  • oldukça gereksiz bulduğum durum.

    bir ülke kendi öz vatandaşı ile yarışmalı, başarısız dahi olsa eksikliklerini tamamlamalı ve altın madalya almaya çalışmalıdır. başarılı olunmuyorsa da olunmamalıdır.

    ingiliz gazetenin dediği gibi 'altın madalya satın almak' gibi bir şey bu.

    avrupa olimpiyatlarında 46 yarışmacımızın 16 tanesi devşirme...

    açıkcası hepsi altın alsa, beni gururlandırmaz. ama bir tane öz sporcumuz tek altın alsa göğsüm kabarır.

    haber linki
  • doğru yapıldığı taktirde ülke spor programını seviye atlatan iştir. fakat doğru yapılmadığında günlük başarı getirse de ne ülkeye ne de ülke sporcusuna katkısı olmaz.

    gavurun rub dediği bir olay var, bizim dile sürtünme, dokunma gibi çevirsen de tam karşılamıyor. indüksiyon yolu ile kapmak desen uzun oluyor o da tam karşılamıyor ben rub diyeceğim. bu rub, elit sporcu ile antreman yapmakla, yarışmakla sana geçiyor. bir kere antremanını görüyorsun, ne yaptığını, psikolojisini çözüyor uyguluyorsun böylece sende bir adım ileri gidiyorsun. bu iş hem sporcuda hem antrenörde çok önemli. mesela ne kadar yetenekli, hazır olsan da, ell bin kişi önüne hiç çıkmadıysan veya çıkan biri sen buna hazırlamadıysa ilk çıktığında mal gibi kalıyorsun, çünkü o durumda nasıl konsantre olunur en ufak fikrin yok.

    buna iyi örnek naim süleymanoğlu dur, onun sayesinde bir süre halterde bir yerlere gelebildik. elit sporcunun etrafındakileri yukarı çekmesi olayıdır bu. hem fiziksel, hem psikolojik hem de taktik olarak.

    devşirme sporcu getirdiğinde en önemli olay iyi bir sporcu yetiştirme programın olmasıdır. senin alttan gelen yetenekli sporcuların bu devşirmeye özenir, onunla antreman yapar, her şeyi bırak kampta oturup tavla oynarsa bile bu rub geçer genç sporcuya. bir de devşirirken potansiyeli yüksek daha gelişecek alanı olan sporcu getirmek, ya da bildiğin şampiyon getirmek gerekir ki, sana geldikten sonra ilerleyebilsin ve başarısından gurur duymaya hakkın olsun, ya da antreman tekniklerinden biraz kapıp kendi sporcunda uygulayabil.

    hani olmaz a, usain bolt u devşirsek mesela şimdi, adam zaten kariyerinin en tepe noktasında, hocaları ile gelir jamaikada yaptığını burada yapmaya devam eder, şampiyon olmaya devam eder, bu işe türk sporunun ne kadar katkısı vardır, sıfır, peki türk sporuna bu işin ne katkısı olur, dev katkısı olur, sadece bolt ile aynı piste çıkmak bile yetenekli kafası çalışan sporcuyu bir iki adım ileri taşır. buna birebir şahidim, doğru sporcu ile antreman yap, derecelerin ilerliyor.

    peki biz ne yapıyoruz, kendi ülkesinde kendisinden başarılı sporcular olan ortalama adamları getiriyoruz, mesela kenya nın milli sporu uzun mesafe, kenya da ilk ona giremeyen adam avrupa da şampiyon olur, kim alsa şampiyon olur. biz gidip o ilk ona giremeyen kenya ortalaması sporcuyu alıp, avrupa da koşturup oo madalya aldık diye geziyoruz. işin kötüsü bizde adam gibi sporcu yetiştirme geliştirme programı olmadığından bize gelen sporcu bize uyuyor ve ilk iki yarışından sonra gerilemeye başlıyor. rakibi olmadığından türkiye rekorlarını kırıyor, ama umursamazlığı görünce o da takmıyor ve yok olup gidiyor. zaten alltan gelen sporcun falan da yok, onlarada bir faydası olmuyor, antrenör yetiştirme programın olmadığından gelene faydası olacak veya ondan bilgi kapacak antrenörün de yok, sonuç bu.

    velhasıl deveye sormuşlar boynun neden eğri diye, sigea git lan vatan hainimisin ne yamuğu, hem köprü yaptık demiş.