şükela:  tümü | bugün
  • "suprise motherfucker"
    -james doakes
  • (bkz: ilk entry ile başlığa kilit vurmak)

    yazacak pek bir şey kalmamış aslında. *
    şu diyalog benim favorimdir.

    "dex: deb, seninle biftek kızartıp, bira içmeyi özlemişim."

    edit: " who the fuck are you?" debra morgan
  • (bkz: fuck) (bkz: fucking) (bkz: fucker)
    -debra morgan
  • şahsımca en komiklerinden birisi şudur;

    dex: has anyone been smoking in here?
    masuka: it's 2010, who smokes?
  • dexter: (voice over) this is absolutely, without a doubt, the worst moment of my life.
    yoga teacher: now let's go into a little free form yoga. just let yourself dance.
    dexter: (voice over) ı was wrong. this is.
    yoga teacher: see the dust dancing against the sunlight. be as beautiful as the golden flakes of dust dexter.
    dexter: (ın his head) ı could probably kill her before anyone realized what happened.

    bonus
  • lila'nin ağzından dökülen tek kelime bütün dizinin en güzel repliğidir;

    -dexter.
  • "bu yeri sevmiyorum. isimsiz bir şey burada doğdu. ismi dexter olan şeyin en derin ve en karanlık yerinde yaşayan bir şey."

    "adım dexter, dexter morgan. beni içinde bulunduğum yola ne soktu bilmiyorum ama bu neyse içimde büyük bir boşluk bıraktı. insanlar ikili ilişkilerde birbirlerini kandırıyorlar ama ben sanki hepsini kandırabiliyorum ve bunu da gayet iyi yapabiliyorum. sanırım bu benim sorumluluğum. ama bunun için üvey ailemi suçlamıyorum. harry ve doris morgan beni çok iyi yetiştirdiler. fakat şu anda ikisi de ölü. onları ben öldürmedim... gerçekten."

    "ben dexter’ım ve ne olduğumdan emin değilim. içimde karanlık bir şeyin olduğunu biliyorum ve onu saklıyorum. kesinlikle o konuda konuşmuyorum. fakat o orada, her zaman. bu karanlık yolcu... ve kontrolü ele geçirdiğinde kendimi canlı hissediyorum, kati yanlışlığın verdiği heyecanla, yarı hasta hissediyorum. onunla savaşmıyorum. savaşmak istemiyorum. o benim sahip olduğum tek şey. başka hiç bir şey beni sevemez. hatta kendim bile... özellikle kendim bile... yoksa bu karanlık yolcunun söylediği bir yalan mı? çünkü son zamanlarda öyle anlar oluyor ki; kendimi başka bir şeye bağlanmış hissediyorum. başka birine... sanki maske kayıyor ve her şey, insanlar, daha önce önemsiz olan şeyler aniden önemli olmaya başlıyor. bu beni çok korkutuyor. "

    "yalnız bir insan rolüne bürünmeyi seviyorum. tamamen yalnız... belki kıyamet sonrası, belki de bir salgın hastalıkta veya normal davranmamı gerektirecek herhangi birinin kalmadığı bir zamanda gerçek kimliğimi saklamaya gerek kalmayacak. özgürlük öyle bir şey olmalı..."

    "herkes en azından bir kez olsun kim olduğunu saklar. bazen o parçanızı o kadar derine gömersiniz ki; orada olduğunun hatırlatılması gerekir. ve bazen tamamen kim olduğunuzu unutmak istersiniz. onun olmamı istediği canavar değilim, yani ne insanım, ne bir hilkat garibesi... tamamen yeni bir şeyim... ben karanlık yolcuyum..."

    "hayatta pek çok kez insan denen yapbozun bazı parçalarının kendimde eksik olduğu hissine kapılırım." "bir rolü uzun süre sürdürüp kendini tamamen adarsan; gerçek olma ihtimali var mıdır?"

    "dışarıdan normal biri gibi görünüyor. ama tıpkı benim gibi; beyni defolu ve içinde kontrol edemediği bir istek var."

    "kriz zamanları; insanın kendini tanımlayabilmesi için birebirdir."

    "psikopatlığın en önemli belirtisi; empati yetilerinin olmamasıdır."

    "seri katillerin düşmanı olmaz. onlar için herkes potansiyel kurbandır."

    "yalnızca bir psikopatın tüm tipik özelliklerini göstermekle kalmayacağın ve sonunda bir katil olacağın belliydi. seninle ne yapacağımız konusunda ufak bir ikilemle karşı karşıyaydık. harry’yi, dürtülerinin engellenemeyeceğine; fakat başka bir noktada toplanabileceğine ikna eden bendim. neticede hayvan avlamanın seni tatmin etmeyeceğini fark ettik ve sana başka tür hayvanları öldürmeyi öğretebileceğimize karar verdik. gerçekten ölmeyi hak eden insanları..."

    "bir kapının önüne konmuş beyin parçası... aşk mektubu olmasa gerek..."

    "insanların adalet duygusu doğuştan gelir."

    vogel: "bencil olmayan bir sevgi; normal insanlar için bile çok zordur. psikopatlar içinse imkânsızdır."

    "insanlar inkâr ederek yaşamaya alışır. daha kolay gelir."

    "her zaman başarılı olduğum tek şey... güvenlik araştırması, takip etme ve insanları öldürme."

    "yamyam... insan etiyle beslenen... bir zamanlar senin gibi biri olabileceğini hayal edemezdim. senin yaptıklarını yapan birinin... ama artık senin gibi olduğumun farkına varıyorum. sevdiğim herkesi yiyip bitirdim."

    "kurallar; yalnızca bir teori, bir fikir..."

    "yarayı kapatmak için vücut iyileşme dokusu oluşturur. kardeşim de aynısını mı yapıyor? sonunda yara izleri kaybolur gider. kim bilir? belki yeterince zaman geçerse yarayı nasıl aldığınızı bile hatırlamayabilirsiniz."

    "aile dediğin bir yük... yoluna çıkarlar. canını sıkarlar."

    "yaşlı ve zengin adamlar; kirli çamaşırlarının ortaya serilmesini sevmez. hele de hizmetçiyle olunca..."

    "mecbur olmadıkça düşman edinmeye gerek yok."

    debra: "beraber cinayet işleyen aile gibisi yok."

    debra: "millet bizi gerçekten tanısa; çığlık çığlığa kaçar."

    "kazalar olabilir. hayatımızı yıkmadıysa; kontrol duygumuzu yıkıp geçer."

    "harry bana iyi hocalık yaptı; çünkü normaldi. insandı. ister öğrenciyle hocası olsun isterse hannah’yla aramdaki şey... iki katili bir araya getirmekten iyi bir şey çıkar mı ki? yoksa hep böyle aynı şekilde mi biter?"

    "ben gittikten sonra hiçbir şey değişmeyecek. kan gölleri oluşmaya devam edecek. ama ben fotoğrafını çekmek için burada olmayacağım."

    "sensiz devam etmek; uçurumdan atlamak gibi..."

    "erkekler; güzel kadınlar için aptalca şeyler yapar. mantığın yerinde yeller eser."

    "insanlar hak ettiklerini bulur. en azından bulmalılar."

    "mucizelerin gerçekleştiğini hiç görmedim."

    "tam tersiymiş gibi davranıyor olsam da; çok uzun zamandır tek istediğim diğer insanlar gibi olmaktı. onlar gibi hissetmekti. artık öyleyim ve bu his geçsin istiyorum."

    "tüm sevdiklerimi mahvettim. hannah’yla harrison’a da aynı şeylerin olmasına izin veremem. onları kendimden korumam gerek."

    "eskiden hayatımı gecelerde yaşardım. karanlık yolcu’mun gölgesinde. gölgelerde o kadar uzun süre yaşadım ki sonunda karanlık; dünyam hâline geldi. ama zamanla, hayatımdaki insanlar hayatıma ışık saçar oldu. öncelerde o kadar aydınlıktı ki, gözüm kamaşmıştı. ama yıllar içinde, gözlerim alıştı ve görebildim. artık odak noktamda geleceğim var. aydınlık. hiç olmadığı kadar aydınlık..."

    "benim kadar ölmek üzere olan insan görünce; korktukları zamanı anlıyorsun."

    "annem yine yanlış oğlunu seçti."

    debra: "ne zaman sıçıp batırsam, ne zaman bir enkaz hâline gelsem sen hep yanımdaydın. mahvolmamın sebebi sen olsan bile; benden asla vazgeçmedin. bunu başaramazsam, tekrar bir polis olamazsam; yaralarımı sarmama kim yardım edecek o zaman?"

    "kan asla yalan söylemez."

    "kan, kimi zaman beni kışkırtır; kimi zaman karmaşayı kontrol etmemi sağlar."

    "kan; bazen dişlerimi sıkmama neden oluyor, diğer zamanlar ise kargaşayı kontrol etmeme yardımcı oluyor. üvey babam harry'nin sözü yerine getirildi. benim de öyle. harry; miami'nin iyi polislerinden biriydi. ama nasıl onlar gibi düşüneceğimi, izimi nasıl saklayabileceğimi öğretti. ben çok zarif bir canavarım."

    "ikimiz de kan içinde doğduk. değişebileceğimi ailemi güvende tutabileceğimi sanmıştım. ama yaptıklarımın hiçbir önemi yokmuş. kader bu..."

    "kamuflaj, doğanın en meziyet gerektiren hilesidir."

    "vicdan azabı çekmenin amacı; hataları tekrarlamaktan alıkoymak mı?"

    "derler ki, ev kalbinin olduğu yerdir. belki de bu benimkini bıraktığım yerdir."

    "hayatta gizli şeyler yoktur. sadece saklı gerçekler vardır. ve bu yalanlar suyun altındadır."

    "insanlar canavar kılığına bürünmenin eğlenceli olduğunu düşünüyor. bense sürekli canavar değilmişim gibi bir role bürünüyorum. beni şimdiki halime getiren şey; içimde bir boşluk bıraktı. ben de ortama uyum sağlama ve kendimi kamufle etme konusunda uzman oldum. başka bir insanla bağ kurmayı, çok kolay bir şeymiş gibi gösteriyorlar."

    "bu kaldırımlardan kaç kez geçtim? güneş yüzüme, serin okyanus esintisi vücuduma çarparken. rahatlamak için havuza girip, o iki kelimenin tadını çıkarıyorum: 'çocuklar giremez!' bu anlar sonsuza dek yok mu olacak? "

    "güneş batmaya başladığında; leş kargaları ortaya çıkar."

    "geçmişiniz, geleceğinizin önsözü müdür?"

    "kalbi durdurmanın pek çok yolu vardır: elektro şok, kötü beslenme, aortu kesmek… kişisel favorimdir. ama bir tanesinin atmasını sağlamak... işte bu ilk defa oluyor. "

    "boğuluyorum. sonunda öldürmek için bir şansım oldu, ama yapamadım. ikinci bir şansı ise kaçırdım. şimdi ise bütün sırlarım su yüzüne çıkıyor. o düzenli, kontrollü, etkili dexter nerede? onu nasıl kaybettim? tekrar nasıl bulabilirim? dalıyorum. ama uykuya değil."

    "yırtıcıların dünyasında aslan asla çakalı ürkütmez."

    "neler oldu orada öyle? freebo’yu öldürmeye gitmiştim; ama tamamen yabancı birini öldürdüm. daha önce kimseyi suçluluğundan emin olacak kadar tanımadan öldürmemiştim. tümüyle anlık, tümüyle kurallarımın dışında, düşünmeden bir şey yaptım. biraz önce kimi öldürdüm ben?"

    "avlanarak zinde kalıyorum. konsantre oluyorum. ne kadar iyi bir katil olursam; o kadar iyi bir baba olurum."

    "kendimi bildim bileli, kendimi canavar olarak görmeme rağmen; dünya üzerinde var olan kötülüğün derinliğiyle her yüzleşmemde hâlâ çok şaşırıyorum."

    "rutin yaşantına dön. yakın birini kaybettiğinde, rutin hayat; insanı normal hayatına döndürecek bir merdiven olabilir."

    "her şeyin bir ilki vardır. ilk adım, ilk sözcük. ilk öpücük. ilk can alma. bir şekilde doğru zamanın geldiğini anlarsın."

    "hayattan bu kadar kopuk olmama şaşmamak gerek. eğer hislerim olsaydı bu durumda duygulanırdım."

    "67 kişinin ölümünü seyrettim. kader anı gelip gözlerinin içine baktığımda; onlar da ben de başlarına geleni hak ettiklerini biliyordu. peki ya böyle olmazsa? başına geleni hak etmiyorsan? ya hak ettiğin şey; beyaz çitli bir bahçede etrafında çocukların ve seni seven kocanla birlikte olmaksa? hiç değilse, gerçek bir insanla birlikte olmayı hak ederken; onun yerine benimle birlikte oluyorsan?"

    "bazen ortaklarımız bizi bulur. onları uzat tutmaya çalışsak da; hayatımıza girmenin bir yolunu bulurlar. ta ki onlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu fark edene dek..."

    "ortaklar karşımıza birçok değişik şekilde çıkar. birçok sebepten ötürü birbirimize bağlanırız. fakat ortaklığın yürümesi için; bu kişiyi hayatına almakla kalmayıp, aynı zamanda onu olduğu gibi kabul etmelisin."

    "hepimiz bir şeyler saklarız. başkalarının görmesini istediğimiz karanlık bir tarafımız vardır. bu yüzden her şey yolundaymış gibi davranırız. gökkuşağı gibi rengârenk kimliklere bürünürüz. belki de böylesi daha iyidir; çünkü bu karanlık tarafların bazıları, diğerlerinden daha karanlıktır."

    "debra: 'babam bir keresinde bazı insanların ölmeyi hak ettiklerini söylemişti. buna inanıyor musun? bazı insanların ölmeyi hak ettiklerine inanıyor musun?'

    dexter: 'bazı insanlar yaşamayı hak etmiyor.'"

    "annem küçükken bana : 'sana güvenen bir insana yalan söyleme! sana yalan söyleyen bir insana asla güvenme!' demişti."

    "birçok kişilik arasında gidip geliyorsun, dexter. kan analisti, koca, baba, seri katil... şimdi de kyle butler... sen hangisisin peki? dexter: 'hepsiyim.'"

    "eğer tanrı'nın mucizeler yarattığına inanıyorsanız, şeytan'ın da birkaç numarası olduğuna inanmalısınız."

    "ateşin içinden geçtim ve küllerimden yeniden doğdum. yine! asla daha büyük bir gücün varlığına pek de inanan biri olmadım asla. ama eğer emin olmasaydım; yaptığım şeyi yapmaya devam etmemi isteyen bir gücün varlığına inanmak zorunda kalırdım."

    "eğer gözler ruhun penceresiyse, keder de kapısıdır. kapalı kaldığı sürece bilmek ve bilmemek arasındaki barikattır. ondan uzaklaşın ve sonsuza dek kapalı kalsın. ama onu açıp içeri girdiğinizde acı, gerçek olur."

    "ben ne yaptım? beni kabul eden erkek kardeşimden kaçtım. öğrendiğinde beni reddedecek bir üvey kız kardeş ve beni kandırmış üvey baba için..."

    "eminim askeri harekâtlarda seni esir alanın kafasını karıştırman öğretilmiştir. ama seni uyarmam gerek çavuş! benim duygularımla oynayamazsın. onlardan yok bende..."

    "ne tür bir gerizekâlı bir can simidinin onu açık denizde 90 mil götürebileceğini düşünebilir ki? eğer bana sorarsan adamım bu darwin'in evrim teorisinin işleyişidir."

    "eğer her bir saman tanesi bilgisayara kaydedildiyse; samanlıkta iğne aramak o kadar da zor değildir."

    "bir şeyi çok iyi biliyorum. hepsinin sonu aynı... çünkü canavarlar sonsuza dek mutlu mesut yaşamaz."

    "belki insanlar değişir; ama peki ya canavarlar?"

    "hepimiz hayatın bir anlamı olsun isteriz. yaşlandıkça bunu daha çok ararız. ama bulması daha da güçleşir. bazılarımızsa; yanlış yerde arar. ama hayatımızın bir anlamı olmazsa; sevdiklerimiz için geriye ne bırakabiliriz ki?"

    "yaşlılık; ikinci çocukluğa benzer derler. ana renkler giyilir. üçtekere binilir ve top peşinde koşulur. ilk çocukluğumu zar zor atlattım zaten. ikincisini ise kimse atlatamaz herhalde."

    "kurtlar türlü türlüdür. bazılarının gözü sizi daha iyi görebilmek için büyüktür. bazıları burnundan solur. bazıları da kalabalıkta kendini gizler. bunları bilmem gerek; çünkü sevsem de sevmesem de ben de bir canavarım. hiç değişmeyecek bu. ufak kuzumun gitgide delikanlı oluşu da... yürüyen, konuşan, dinleyen... harrison’ın hep böyle kalmasını istesem de; bundan böyle hayatındaki kurtlar sadece masallardakiler olacak. artık gerçek yüzümü görmesine izin veremem. sadece sahte yüzümü görmeli. çünkü sadece o hikâyenin sonu mutlu bitiyor."

    "bilime kendimi merak sonucu kaptırmıştım. aklıma gelen tüm soruların cevabı vardı. ama bilim bile kesin değildir. en sağlam teoriler bile; yeni verilerle sorgulanabilir. bilimin bile açıklayamayacağı şeyler vardır. peder sam olsa; kendi inancı olan bir katile rastlamamın kaza eseri olmadığını söylerdi. kendi tablosunu yaratan, görülmeyen bir elin varlığına inanmasam da; tüm cevapların bende olmadığına inanıyorum."

    "çocuklar onları yatırdığımızda ertesi güne uyanacaklarına inanır. ama yetişkinler her zaman o kadar şanslı değil."

    "çocuklar herkese güvenir. verdiğiniz yiyeceklerin zararsız olduğuna güvenirler. doğru yolu göstereceğinize güvenirler. çocuklara ağız dolusu şeker ve trans yağı verdiğinizde; hayat boyu dostunuz olurlar. ama yetişkinler daha zordur."

    "şeytan farklı şekillere bürünür. bazen insanı bir elmayla kandırır; bazen şan, şöhret ve parayla; bazense ailenle sıradan bir yaşamla."

    "geçmişe bir sünger çekip, hayatına baştan başlamak istediğin olmadı mı hiç?"

    "bir canavarı; ancak bir canavar yakalayabilir." "insanların ölüm hakkında söyledikleri yanlış... ne hayatım gözlerimin önünden geçiyor, ne de aldığım hayatlar... kaçıracağım hayatı düşünüyorum. harrison’ı... oğlumun büyüdüğünü göremeyeceğim."

    "sapkın tipler; internet olmadan önce ne yapardı?"

    "inandığım kesin bir şey varsa; o da hayvan sakinleştiricilerinin gücüdür."

    "acaba dünya bensiz daha iyi bir yer mi olur?"

    "ışık; karanlık olmadan var olamaz. ikisinin de bir gayesi var. benim karanlığımın bir gayesi varsa; o da bu dünyaya biraz denge getirmektir."

    "çoğu insan özgür irademiz olduğuna ve yolumuzu kendimizin seçtiğine inanır. bazen yol nettir; bazense pek değildir. her büyük olay, her değişim bizi yolumuzdan şaşırtabilir. fakat bizi biz yapan şey; yol ayrımına geldiğimizde yaptığımız seçimlerdir."

    "meleklere inanmam. ama iyilikle kötülük arasında bitmek bilmeyen mücadeleye inanırım. kim bilir? belki de peder sam haklıdır. belki bazen iyilik kazanır. ama tecrübelerime göre genelde kötülük galip gelir."

    "düşmanımın düşmanı dostumsa; ısaak’i öldürmek isteyen adamlardan taraf olmam lazım."

    "merhamet bana göre değil."

    "hiçbirimiz; kimliğimiz tamamen ortaya çıksın, hatalarımız ve zayıflıklarımız gözler önüne serilsin istemeyiz."

    "kendimizle ilgili ufak sırlar saklamak; insanın doğasında vardır."

    "korku ve aşktan daha güçlü bir insani duygu yoktur. birçok açıdan, pek farkları yoktur. ikisi de insana akıl almaz şeyler yaptırabilir."

    "seri katillerin bağımlılıkları vardır ve yakalanana kadar devam ederler."

    "bu hayatta bir şeylere anlam katan tek şeydir aşk."

    "bazen sahip olduğunuz bir şeye tekrar kavuşup kaybetmek kadar heyecan verici bir şey yoktur."

    "güçlü olduğunu sanıyorsun; fakat hissetmezsen güçlü olamazsın."

    "ne olursa olsun zenginler hep tembel kalır ve köpekleri olur."

    masuka: "cinayet mahallinde dna örneği bırakmayacak kadar iyi bir katile şapka çıkarırım."

    "katiller; hatıralarını geride bırakmaktan nefret eder."

    "savaş ya da sıvış."

    "bir insanı devirmenin birçok yolu vardır."

    "her gün açılmamış bir hediye gibiydi."

    "bir defteri kapayabilmek için; herkes her şeyin apaçık olmasını ister. ama bu mümkün olabilir mi hiç?"

    "birçok çocuk; küçükken onlara güven hissi veren battaniyelerle yatmayı sever. fakat sosyalleşmeye başlayınca, bir grubun parçası olmayı öğrenince artık ihtiyaçları kalmaz."

    "bazı oyuncaklardan ayrılmak, diğerlerine nazaran daha zordur."

    "ben kaçmam. insanlar benden kaçar. tabii bir yarma; peşimden baltayla gelirse kaçarım da..."

    "öldürmeyi seviyorsan durmak bilmezsin."

    "sadece gerçek bir centilmen hatasını kabullenir."

    "kimya... bazı insanlarda var diye duymuştum. ölçülemez ve açıklanamayan bir çekim gücü..."

    hannah: "büyük annemin bir lafı vardı: 'hakikati arayanlara inan; ama hakikati bulduğunu söyleyenlerden şüphe et!'"

    "öldürememek bir yana, ondan ayrı bile kalamıyorum. hannah; yanımda olmasa bile benimle, kafamın içinde. bazı elementler bir araya gelince; geri dönülemez bir tepkime meydana getirirler. kimyanın ötesine geçerler. yoksa aşk böyle bir şey mi? böyle mi başlıyor? peki, ben bunları hissedebilecek biri miyim?"

    "nasıl oluyor anlamıyorum. ölümle yüzleşirken tamamıyla korkusuzken; yaşamaktan bu kadar korkar oluyorsun."

    "herkes bir arjantin arzusundadır. temiz bir sayfa açabileceği bir yer... ama işin aslı; arjantin arjantin’dir işte... nereye gidersek gidelim; kendimizi ve yaralarımızı da beraberimizde götürürüz. yuvamız; ona kaçtığımız yer midir, yoksa ondan kaçtığımız yer midir? yoksa her ne koşulda olursa olsun kabul gördüğümüz sığınma yerlerimiz mi? bize daha fazla yuvamız gibi hissettiren yerler... sonunda olduğumuz gibi davranabildiğimiz için..."

    "vogel haklıydı. ben mükemmelim. ama sadece bir konuda... öldürme..."

    "doktor vogel; psikopatların doğadaki bir kusur olmadığını, bir armağan olduğunu söyledi. ama nasıl bir armağan; önem verdiği her şeyi mahveder?"

    "iman yolundaki pek çok kahraman; başarısızlıklarına sebat etmeyi bilmiştir. tanrı’nın rahmeti yine de üstün gelmiştir."

    "peder sam söylemişti. bazen kendinden büyük bir güce teslim olmalısın."

    "peder sam; ışığın karanlığı bastıracağına inanırdı. ama karanlığı ışık tanımladığına göre; karanlık kendi başına var olamaz. bu bakış açısına göre, bir yerlerde bulunmayı bekleyen bir ışık olmalı..."

    peder sam: "dexter, karanlığını bırakmazsan o da senin peşini bırakmaz. bırak gitsin..."

    peder sam: "ben tanrı’nın varlığını kanıtlayamam; ama sen de olmadığını kanıtlayamazsın."

    peder sam: "bazen elinden sadece boyun eğmek gelir."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- travis: 'yeni dünyayı getirmek için seçildim.'

    + dexter: 'masum insanları öldürmek için mi seçildin?'

    - travis: 'kimse masum değildir.'

    + dexter: 'oğlum masum ama. onu da öldürmeye çalıştın.'

    - travis: 'tanrı kendi oğlunun ölmesine de müsaade etmiş.'

    + dexter: 'buna nasıl inanıyorsun?'

    - travis: 'iman yolundan da geçtim ben çünkü!'

    + dexter: 'tanrı’ya inanan insanlar tanıdım. hiçbiri de on kişiyi öldürmenin bahanesi olarak inançlarını kullanmazdı. sen tanrı’yı kullandın. başka bir açıklaması yok bunun.'

    - travis: 'sen yozlaşmış bir insanın ne hale geleceğinin mükemmel bir örneğisin.'

    + dexter: 'ben bir babayım evladım.. seri katilim...'"

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "– siz de katolik misiniz, bay morgan?

    + değilim.

    – protestan mısınız?

    + hayır.

    – yahudi?

    + hayır.

    – müslüman?

    + hayır.

    – bir dini inancınız var mı?

    + hayır.

    – neye inanıyorsunuz peki, bay morgan?

    + hiçbir şeye. hiçbir şeye inanmıyorum."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "– vahiy kitabı’ndan sahneleri canlandırdığını düşündüğümüz bir katilin peşindeyiz.

    + haberlerdeki mahşerin dört atlısı olayı mı? tanrı merhametini esirgemesin. tanrı adına olduğunu söylüyorlar bir de. şeytan iş başında...

    – sence tanrı’yı cinayetleri için mazeret olarak mı kullanıyor?

    + insanlar, tanrı’yı birçok şey için mazeret olarak kullanır. deli saçması bir şeye inanıyor diye 'inancı gerçek değil' diyemeyiz.

    - inanç insanlara böyle şeyler yaptırıyorsa inanmanın anlamı ne peki?

    + insanın tabiatı bu... bir şeye inanman gerek.

    - inanç; yanlış şeye karşı besliyorsan adamın işini bitirir."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "– gözlerini gördün mü?

    + evet.

    – masandaki kurbanlarını neden uyandırıyorsun?

    + yaptıklarını bilmelerini istiyorum.

    – hadi be oradan! gözlerindeki ışığın sönmesini seyretmek hoşuna gidiyor. suçlu olup olmamaları bir şey ifade etmiyor. ne hissediyorsun?

    + imkânsız diye bir şey yoktur. – senin için böyle bir hayat istemiştim hep. şimdi nereye?

    + jonah’a – peki, sonra dexter?

    + sonra... yolumuza devam edeceğiz. ama her şeyin bir sırası var."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- debra: tüm bu insanları sen mi öldürdün?

    + dexter: evet.

    - debra: yoksa sen? yoksa sen seri katil misin?

    + dexter: evet."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- debra: pek çok kişinin başına korkunç şeyler geliyor. senin gibi olmuyorlar ama.

    + dexter: diğer insanları bilemem ama içimde bir yerlerde bu ihtiyacı hissediyorum. ona: 'karanlık yolcum' diyorum."

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- debra: o kutudaki insanlar var ya, dexter kurban olan onlar işte!

    + dexter: kurban mı? küçük çocuklara tecavüz edip öldüren bir kilise korosu şefi mi kurban? ülkeye kaçak yoldan mülteci sokan ve parasını ödeyemeyenleri öldüren evli bir çift mi kurban? kendilerini öldürmeleri için, kadınların akıllarını çelen bir psikiyatrist mi kurban?

    - debra: 'karakol' denen bir yer var!

    + dexter: "bazen sistem düzgün işlemiyor. katiller, gözden kaçıp gidiyor."

    - debra: bilmez miyim, amına koyayım! bir tanesiyle konuşuyorum şu an!"

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- debra: normal şeyleri düşünüyorsan belki de daha normal biri oluyorsundur.

    + dexter: asla normal olmayacağım, deb.

    - debra: evet. hangimiz normaliz ki?"

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- ısaak: aşk böyle bir şeydir. güçlü bir silahtır. bizim yararımıza da olabilir, zararımıza da.

    + dexter: aşkı pek anlamıyorum.

    - ısaak: bilim adamısın çünkü... aşk; mantığa meydan okur.

    + dexter: hiçbir şey mantığa meydan okuyamaz.

    - ısaak: sanırım kalbimiz, bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.

    + dexter: belki de kalbimiz yanılıyor.

    - ısaak: sanmam. aşk zahmetli olabilir hatta uygunsuz da olabilir. tehlikeli olabilir. yapmayı hayal bile etmediğimiz şeyleri yaptırır bize. ama yanlış mıdır? bu, sonumuzun nasıl olduğuna göre değişir, değil mi?"

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    "- dexter: benden, değişik bir türmüşüm gibi bahsediyorsun hep. insandan aşağıymışım gibi.

    + vogel: aksine. kitaplarımı okudun mu hiç?

    - dexter: vaktim olmadı.

    + vogel: okusaydın, psikopatların doğadaki bir kusur olduğuna inanmadığımı görürdün. onlar armağandır.

    - dexter: armağan mı?

    + vogel: insan ırkının medeni hale gelecek kadar ayakta kalabilmesine yardım eden alfa kurtlarıdır. zaruri bir demografik...

    - dexter: buna inanıyor musun?

    + vogel: psikopatik özelliklerin en başarılı ceo’larda bulunabileceğini biliyor muydun? en etkili politikacılarda? psikopatlar olmasaydı insanoğlu bugün var olmazdı.

    - dexter: ama onlar yüzünden var olmayan da bir sürü insan var.

    + vogel: her hayırda bir şer vardır tabii."

    edit: başta replikler.net sitesi olmak üzere, çeşitli sitelerden alıntı yaparak derlenmiştir.