şükela:  tümü | bugün
  • üstad romero'nun son yapıtı.bu seferki filmi bir belgesel havasında; bir belgesel çekmeye başlayan bir gencin, dünyanın zombiler tarafından işgale başlaması ile, belgeselinin türünün ister istemez değişmesi üzerine (bir bakıma). şimdiye dek festivallerde gösterildi ve büyük beğeni topladı. şubat ayında amerika'da ve mart'ta ise ingiltere' de gösterime girecek. biz ise tahminimce yaza kadar beklemek zorunda kalacağız.
  • oyuncularından çok haber okuyan seslerini merak ettiğim film olacak. şöyle bir kadroya sahip zira:

    wes craven newsreader (voice)
    stephen king newsreader (voice)
    simon pegg newsreader (voice)
    quentin tarantino newsreader (voice)
    guillermo del toro newsreader (voice)

    kaynak: http://www.imdb.com/…tle/tt0848557/fullcredits#cast
  • kanimca cloverfield'in golgesinde kalacak filmdir. (filmi izlemedim) cloverfield'tan iyi bile olsa is yapmayabilir. gerci cok da sikimizde milletin izleyip izlemedigi veya imdb notlari. braiiin braiiin!
  • romero'nun bu sefer kurtarılmaya değer olup olmadığımızı sorguladığı klasik politik zombi filmilerinin sonuncusu.

    aslına bakasanız her şeyin başlangıcı değil bu film, her şeyin başlangıcını görmüyoruz sadece zombilerin güncesini insanların gittikçe zombileşmelerini, zombilerin insanlaşmalarını izliyoruz. sebepsizce şiddeti izliyoruz. zombilerin sebepsiz insanlara saldırışlarını değil sadece, insanların zombilere hatta insanlara olan şiddetini görüyoruz. romero benim açımdan en karanlık filmine bu filmle imza attı.

    bir de

    --- spoiler ---

    "zenginler çoktan ortadan kaybolmuştu, dünya korsanlara ve bize kalmıştı" cümlesiyleyse beni benden aldı film.

    --- spoiler ---

    diğer yandan bütünüyle bir "film" olmayı "amatör bir film" olmayı başarmış bir film bu. bazı yerlerde fazla prof kalıyor; bazı yerlerde oyuncuların performansı yetersiz kalıyor ve diyaloglar bağlamdan kopuyor fazla film kalıyor ama kadı kızındaki kusur diyebiliriz bunlara da.

    sonradan hatılanılan edit: ve bu filme cloverfield'in ya da rec'in açılımı olarak bakmak fazlaca yersiz kalır kanımca. bu üç filmin de yakın dönemlerde çekildiklerini düşünürse toplamda senaryo yazım aşamaları şunları bunlarıyla yakın dönemlere denk gelirler ve kaldı ki toplamda bunlara blair witch türevleri diyebiliriz belki. ki bu film bence onlara yakın ama bir başka kulvarda koşuyor.

    gene sonra hatırlanılan bir edit: bir de romero koşan zombilere çok kıl olmuş olmalı ki filmin başında epey laf sokuyor hatta zombilerin koşmaması gerektiği konusunda bilimsel açıklamalar da bile bulunuyor. ayak bilekleri esas noktaymış. *
  • land of the dead deki gibi yüzebilen , colt kullanabilen zombiler olmadığı için beni üzmüş filmdir.
  • bazı yönetmenlere belli bir yastan sonra film cekmenin yasaklanması gerektiğini kac dakika sürüyorsa o kadar süre boyunca bir kez daha bir kez daha bir kez daha hatırlatmış filmdir. hele hele pek yakın bir zamanda reci izlediyseniz daha da fena. romero baba neredeyse kendi yarattığı türe yeni bir soluk getirmek isterken gercekten pek fena cuvallıyor. film sıkıcı baslayıp daha da sıkıcı biterek "kurtarılmaya değer miyiz" sorusunu unutturup "romero bir daha film yapsa izlenmeye değer mi"yi sorduruyor.
  • --- spoiler ---

    öncelikle lütfen okuyunuz: (bkz: day of the dead/#12383369)

    kendi yarattığı türün kurallarını yine kendisi esnetecek kadar vizyon ve yetenek sahibi olan george a. romero'nun sadece biçimsel değişiklik yapabildiği filmdir. el kameraları, cep telefonları ve güvenlik kameraları gibi hayatı "kurgusuz" kaydeden cihazlarla çekilmiş bir zombi filmi fikri aklına gelen romero abimiz bunun altını bir medya eleştirisiyle bir hastalıklı görüntüleme tutkusuyla doldurmaya çalışmış. ve bence olmamıştır. zira biçimsel açıdan dahi aslında "editlenmiş" bir hikaye izleterek ham fikirden taviz verilmiştir. konu açısından da hem medya eleştirisi hem de görüntüleme tutkusu cılız işlenmiştir. filmin sonundaki "kurtarılmaya değer miyiz?" sorusu ise her ne kadar cool görünse de genele bakıldığında havada kalıyor. zira buna olumlu veya olumsuz cevap verecek bir altmetin göremedim ben.

    her şeye rağmen kesinlikle kötü bir film değil. ancak scream'e benzer bir janr parodisi olan açılış ve final öncesi sahneleri ile amish amcanın bir orak darbesiyle hem kendisini hem arkasındaki zombiyi öldürmesi haricinde romero ismine yakışmayacak sıradanlıkta bir zombi filmi. land of the dead'de zombileri yüzdürdüğünde bile kendisine bu kadar darılmamıştım.

    --- spoiler ---
  • ilk filmden beri romero'nun umudunu her geçen gün daha da kaybettiğinin resmidir, pardon, filmidir.
  • karakterlerin olaylara tepkileri yeterince gerçekçi olmadığı gibi, sık sık izleyeni filmden koparacak kadar abesleşebilen filmdir.
  • zombi filmlerinin ustasından son zamanlarda çekilen el kamerası mamülü korku filmlerini (cloverfield, blair witch, rec), "infected" ibaresinin yardımıyla tazılaştırılmış, çağa ayak uydurmuş zombileri (28 days later, 28 weeks later, rec) ve ağırlıklı olarakta herşeyi kameraya çekip akabinde bunları yayınlama hastalığımızı eleştiren yapım. medya eleştirisi yerinde olmakla beraber oldukça havada kalmış. karakterlerin odunluğu, diyaloglardaki kütüklük ve kameranın oryantal zühre gibi her an sağa sola sallanıp titremesi (hand held kaynaklı...) de sanırım bu eleştirinin daha da belirginleştirilmesi amacını güdüyor.

    --- spoiler ---

    örnek: kızımızın 2 saat önce "sonsuza kadar onunla olacağım" diyerek bahsettiği sevgilisi bir zombi tarafından ısırılıp ölmüştür. kızımız sevgilisinin önünde yatmakta olan cesedine bakar ve frankenstein'ın yaratığı edasıyla, sakince şunları söyler:

    -neden öldüğünü anlayamıyorum, sadece bir ısırıktı. kim küçücük bir ısırıktan ölür ki?

    çıkarılabilecek sonuçlar:
    1-) romero; "kadınlar kütüktür, güvenmeyin. zombi tarafından ısırıldığınızın ikinci dakikasında bu tip abuksamalarla oyalanırlar " demek istiyor.
    2-) romero'nun senaristlik hatta diyalog yazarlığı alanlarında belgrad ormanlarındaki herhangi bir kütükten hiçbir farkı yok. veyahut oyuncu seçimini ve yönetmenliğini chewbacca yapmış. iletişim sorunları yaşanmış.
    3-) romero ilgiyi kameranın önünde olanlara değil, kameranın olanları kaydediyor olmasına yönlendirmeyi amaçlamış.
    4-) ölen sevgilisinin ardından ancak bir aralar discovery channel'da gösterilen, "yağmur ormanlarından yapılan son masanın açık artırmada satılması" konulu bilinçlendirici reklamın objesi kütükten beklenebilecek cinsten olan sözkonusu cümleyi kurarak kişiyi zıvanadan çıkaran hatun taş gibi. sarışın filan... canım benim...

    bir an için 4 numaranın çekimine kapılmış olduğum gerçeğini yadsıyamam fakat seçimim 2, hiç olmadı 3 numaradan yanadır. 1 bile olabilir olabilir.

    --- spoiler ---

    ek olarak filmin salt bir korku filmi olması maksadıyla çekilmemiş olduğunu da unutmamak lazım. yani, "über bir korku filmi izleyeyim, altıma sıçayım" düşüncesinden hareketle izlenmemeli. aslında hiç izlenmese de olur. hiç gerek yok. çıkın dışarıda firizbi oynayın daha iyi.