şükela:  tümü | bugün
  • che'nin de okuduğu kitap. foto
  • yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi sizi yine latin amerika'nın içine çekerek, güzel bilgiler veren kitap.

    - "bir saatte kim en çok muz yiyebilir? en uzun burunlu brezilyalı kim? bir seferinde birbirlerine kızgınlıkla bakan kalabalık bir cüce topluluğu vardı. brezilya'nın en minik cücesini bir ödül bekliyordu.
    bir başka seferindeyse kötü kaderliler şampiyonası düzenlendi. sekiz yaşından beri fahişelik yapanlar, çocukları tarafından sokağa atılan kötürümler, açlık ya da dayak yüzünden kör kalanlar, cüzamlılar, frengililer, işlemedikleri suçlar yüzünden ömürleri hapishanede geçenler, kulağı bir fare tarafından kemirilmiş çocuklar, yıllarca bir yatağın ayağına bağlı halde yaşayan kadınlardan oluşan kortej, sokağı mucizeler avlusuna çevirdi. kötü kaderliler içindeki en kötü kaderliye uyduruk bir ödül vaat ediyorlardı."
  • 'büyük insanlık' ilâvesiyle, şimdiye dek okuduğum en kıymetli hediye sanıyorum.
  • eduardo galeano'nun sel yayıncılık tarafından yayımlanan kitabı.

    latin amerika özelinde, tüm zamanlara değen konular hakkında kısa kısa notlar.

    "bir diktatörlüğün işlediği suçlar işkence görenlerin, katledilenlerin ve kaybedenlerin yer aldığı listelerle sınırlı değildir. makine seni bencillik ve yalanla yönetir. dayanışma bir suçtur. makine, kendini kurtarmak için ikiyüzlü ve adice davranman gerektiğini öğretir. bu akşam seni öpen yarın seni satacaktır. her yaptığın iyilik sana kötülük olarak dönecektir.eğer gerçekten ne düşündüğünü söylersen senin canına okurlar; böyle bir risk almaya değmez. işsiz dolaşan bir işçi, fabrikanın şu anda çalışan bir işçiyi çıkarıp yerine kendisini almasını gizliden gizliye arzulamaz mı? yoldaşım dediğin kişi senin rakibin ve düşmanın değil midir? kısa bir süre önce , montevideo'da melez bir çocuk, annesinden kendisini doğum kliniğine geri götürmesini istemişti, çünkü bu dünyaya hiç doğmamış olmayı diliyordu.

    her insanın içinde mevcut olan iyi tarafa yönelik katliam, tek bir damla kan, hatta tek bir damla gözyaşı dökmeden yapılıyor her gün. makinenin zaferi: insanlar konuşmaya ve göz göze gelmeye korkuyorlar. kimse kimseyle buluşmasın. biri sana bakıp belli bir süre bakışlarını kaçırmıyorsa şöyle düşüneceksin: 'canıma okuyacak.' yönetici, altındaçalışan arkadaşlarına şöyle diyor: 'seni ele vermek zorunda kaldım. benden liste istediler. birkaç isim vermem gerekiyordu. affet beni, eğer yapabilirsen.'

    her otuz uruguaylıdan birinin görevi diğer insanları gözetlemek, izlemek ve cezalandırmak. kışlaların ve karakolların dışında insanlara hiç iş yok; bir işi olanlar da onu korumak için polisten illaki demokratik iman sertifikası almak zorundalar. öğrencilerden arkadaşlarını ihbar etmeleri talep ediliyor; çocuklar öğretmenlerini ihbar etmeleri için kışkırtılıyor. arjantin'de televizyon souryor: 'şu anda çocuğunuzun ne yaptığını biliyor musunuz?'

    ruhları zehirleyerek öldürme, suç çetelesinde neden yer almıyor?"
  • latin amerika'da yaşanan; yokluk, sefalet, işkence, diktatörlük, askeri rejim vb. gibi ne kadar olgu varsa her birisini ayrı ayrı anlatan eduardo galeano kitabı.

    - "seni ele vermek zorunda kaldım.benden liste istediler. birkaç isim vermem gerekiyordu. affet beni, eğer bunu yapabilirsen."

    ...
    - "bir ay içinde iki kez sıtmaya yakalandın. eğer kendine dikkat etmezsen ölürsün. çok fazla mercimek yemelisin. bu kinin ve demir haplarını da alacaksın."

    bir sivrisineğin yılandan beter olabileceğini, ayrıca o yüksek ateşin yangınını ve donduruculuğunu tekrar yaşama korkusunun ölene kadar peşimi bırakmayacağını artık biliyordum. ormanda onu ekonomik ölüm olarak adlandırıyorlar, çünkü bir günde öldürüyor ve ilaca para harcamak zorunda kalmıyorsun.

    ...
  • içinde futbola ait çok dokunaklı bir öykünün yer aldığı eduardo galeano kitabı. aynen aktarıyorum ;

    yıllar önce kiev'de dinamolu futbolcuların neden bir heykeli hak ettiklerini dinlemiştim.
    bana savaş yıllarından bir hikaye anlatmışlardı.
    ukrayna nazilerin işgali altındaymış. almanlar bir futbol maçı organize etmişler. silahlı kuvvetlerinin içinden seçtikleri ulusal takımlarına karşı kumaş fabrikası çalışanlarından kurulu dinamo kiev; süper adamlara karşı açlıktan ölenler.
    stat tıklım tıklım doluymuş. muzaffer ordu o öğleden sonranın ilk golünü atınca tribünler sessizliğe bürünmüş, dinamo beraberlik golünü atınca canlanmış; ilk yarı almanların 2-1 mağlubiyetiyle tamamlanınca da tamamen coşmuş.
    birliklerin komutanı yardımcısını soyunma odasına göndermiş. dinamolu oyuncular uyarıyı dinlemişler:
    'bizim takımımız işgal ettiği topraklarda oynadığı hiçbir maçı kaybetmedi.'
    ardından da tehdidi:
    'eğer kazanırsanız, sizi kurşuna dizeriz.'
    oyuncular sahaya dönmüşler.
    çok geçmeden dinamo'nun üçüncü golü gelmiş. seyirciler maçı ayakta ve hep bir ağızdan bağırarak seyrediyorlarmış. dördüncü gol: stat yıkılacak gibi olmuş.
    hakem daha süre dolmadan maçı aniden bitirivermiş.
    bir uçurumun kıyısında, üzerlerinde formalarıyla kurşuna dizilmişler.