şükela:  tümü | bugün
  • cia in turkiye icin hazirladigi rapordur.

    (bkz: http://www.rifatbali.com/…_yillarda_turk_basini.pdf)
  • """ türkiye’de 1966 da ünlü bir 'hadise' olmuştu; 'albay dickson raporu'... (amerikalı bir askerin imzasıyla hazırlanan bir 'pasifikasyon' planlaması ve belgesi). içeriğini kısaca verelim:

    27 mayıs 1960 milli birlik komitesi ve hükümeti ile -özellikle 'çetin ceviz' diye nitelendirilen ismet inönü- ile abd (cıa) arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmaktadır diyor rapor.. örnek de veriyor; "atatürk’ün milli politikası, ikili anlaşmalar, üsler vesaire" diye sıraladığı 'can sıkıcı sorunlar'dan söz ediyor.. ve sonraki paragraflar; "muhalefetin parçalanması", "sol ve sol eğilimlilerin benzeri birlik yaratmasını önlemek" diye sürüyor.

    diğer taraftan çok müessir, tarafsızlaştırma çabalarının daha başarı ile uygulanmasının müşterek gayretlerle sağlanması gerekli görülmektedir. (ilişik listenin bu maksada yardımcı olacağı kabul edilmektedir)

    ikinci madde başlığı altında;

    "münakaşa kabul edilmez bir gerçektir ki: memleketin politik hayatında ordu, rejimin istikrarını tayin eden birinci derecede önemli bir faktör olmuştur. hükümet darbesinden sonra binlerce subayın ordudan çıkartılması (tasfiye edilen subaylardan / eminsu’lardan söz ediyor) bizim askeri çevreler içindeki nüfuzumuzu ciddi şekilde etkilemiştir. halihazır subayların büyük çoğunluğunun reform psikozunun nüfuzu altında inönü’nün körü körüne hayranları ve adalet partisine düşmen oluşları, rejim için potansiyel bir tehlike arz eder…" diye devam ediliyor.

    üçüncü maddesinde, 27 mayıs anayasasını ele alınıyor. ardından, '…ikili anlaşmalar ve üsler sorunu' değerlendiriliyor. devamla, "amerika ve nato ile birlik olma lüzumunu hatırdan çıkarılmayarak -ki bu karşılıklı anlaşmalar olmadan mümkün değildir..." şeklinde süren başka bir vurgulama yapıyor..

    dördüncü olarak; cumhurbaşkanının (cemal gürsel) bozulan sağlığından söz edip, yeni cumhurbaşkanı arayışına giriyor; “gerçi ordu komutanlığı, memlekette bizim gerçek nüfuzumuzu kabule başlamıştır, ama askerler adına bazı müdahalelerde bulunulması gözden uzak tutulmamalıdır'' diyor..

    albay dickson raporuna ek olarak verilen pasifikasyon liste(*)

    kemal satır
    turhan feyzioğlu
    orhan öztrak
    ilhami sancar
    bülent ecevit
    feridun cemal erkin
    lebit yurtoğlu
    orhan kabibay
    suphi baykam
    orhan erkanlı
    selim sarper
    hasan esat ışık
    sıtkı ulay
    coşkun kırca
    şefik inan
    osman köksal
    sadi koçaş
    hüsnü özkan
    celil erikan
    refet ülgenalp
    refik tulga
    cemal tural
    nejdet uran
    fahri özdilek
    mucip ataklı
    nuri aslantaş
    ahmet yıldız
    mustafa ok
    feridun akkor
    numan esin
    alpaslan türkeş
    rıfat baykal
    ahmet tahtakılıç
    burhan apaydın
    ahmet şükrü esmer
    cihat baban
    nadir nadi
    fethi naci
    ecvet güresin
    refik erduran
    mustafa yazman
    erol simavi
    derviş manizade
    bahri savcı
    muammer aksoy
    prof dr. edip çelik
    osman koçtürk
    türkkaya ataöv
    a. güryüz ketenci
    yücel akıncı
    burada dikkat edilmesi gereken; 'pasifikasyon' listesi olan bu listedeki hedeflerin, 'yok edilmesi' değildir. pasifikasyonda amaç 'pasifize edilmek' yani 'düşman olarak etkisiz hale getirmek'tir. bu 'imha edilmek' de olabilir, 'itibarsızlaştırma' ve 'etkisizleştirme' de... daha çok da, 'kendi taraftarına dönüştürme' tercih edilen yöntemlerden biridir. o sırada emperyalizmin başarabileceği ve kendi lehine her şey olabilir.. hatta ileri amaçları için bir 'kademe' aşılması da olabilir (önce tarafsızlaştırıp sonra işbirliği yapılması gibi)... tabii her şeye rağmen bazı kişiler üzerinde pasifikasyonun başarısızlığa uğrama olasılığı da var... böyle operasyonlar amerikan emperyalizminin gücünün yetmediği durumlarda söz konusudur.. yani vatanseverler -ki örnekleri listede var- direnirse ortaya çıkacak sonuçlardan biri budur. listeye bu gözle bakınız.

    'türkiye cumhuriyeti' sözcüklerini duyunca, okuyunca içi titreyenlere saygı ve sevgilerimle... """"

    av. mustafa ilker gürkan

    (*) bu rapor ve ekli liste 1978 baskılı, chp eski gençlik kolları başkanlarından ve milletvekillerinden süleyman genç’in, “bıçağın sırtındaki ülke türkiye –cia mit kontrgerilla'' (1978) isimli kitabından alınmıştır.

    (bkz: https://www.abcgazetesi.com/…tirlatmasi/haber-55463)
  • 7 temmuz 1966'da, o zaman senatör olan haydar tunçkanat, bir açıklama yapmıştı.

    buna göre, "siyasetçi" bir türk, ankara'daki amerikan askeri ateşesi albay dickson'a, "çok gizli" bir rapor vermişti. bu raporda, ayrıca, 50 kişilik bir listedeki isimlerin, ya tasfiye edilmesi ya da kazanılması önerilmişti.

    bu türk siyasetçinin raporunda, türkiye'deki 1965 seçimlerinin sonucu tahlil ediliyordu. buna göre, "adalet partisi ve demirel seçimi kazanmış olsa bile, ordu ve devlet, hâlâ ismet inönü'ye bağlı kadroların elindeydi. bu kadrolar ve muhalefet, amerikan ikili anlaşmalarını ve üsleri gündeme getirerek, hem rejimi, hem de ittifakı tehlikeye sokabilirdi."

    bu "siyasetçi türk," ittifakın korunması için, 50 ismin etkisizleştirilmesini önerirken, şu isimleri sıralamıştı.

    50 isim
    kemal satır, turhan feyzioğlu, orhan öztrak, ilhami sancar, bülent ecevit, feridun cemal erkin, lebit yurdoğlu, suphi baykam, orhan kabibay, orhan erkanlı, selim sarper, hasan ışık, sıtkı ulay, coşkun kırca, şefik inan, osman köksal, sadi koçaş, hüsnü özkan, celal erikan, refet ülgenalp, refik tulga, cemal tural, necdet uran, fahri özdilek, mucip ataklı, nuri arslantaş, ahmet yıldız, mustafa ok, feridun akkor, numan esin, alparslan türkeş, rıfat baykal, ahmet tahtakılıç, burhan apaydın, ahmet şükrü esmer, cihat baban, nadir nadi, fethi naci, ecvet güresin, refik erduran, mustafa arman, erol simavi, prof. derviş manizade, prof. bahri savcı, prof. edip çelik, doç. o.n. koçtürk, dr. türkkaya ataöv, ahmet güryüz ketenci, yücel akıncı.

    evet... bu isimlerin kaçı kazanıldı, kaçı tasfiye edildi bilmiyoruz.

    bildiğimiz, bu raporu alan cıa'cı albay dickson, olay açığa çıkınca 1966 yılında amerika'ya geri döndü. raporu veren türk siyasetçinin adı ise öğrenilemedi. (atatürk'ten 12 mart'a, 4'üncü cilt, sadi koçaş, 1977)

    bütün bunları hatırlayarak, bugüne gelirsek.

    "şu casus-bu ajan" diye suçlamak, her zaman kamuoyunun ilgisini çeker.

    amerika'da da mccarthy, 1950'lerde bunu yapıp, ilgi çekmemiş miydi? böylece, pekçok insanın hayatını da kararttı.

    1997'de, türkiye'de cıa ajanı aramak, tabii ilgi çeker.

    ama ya birileri, eski kgb ajanlarını da aramaya kalkarsa, iş nereye varır, bir düşünün.-

    mehmet barlas

    (bkz: http://arsiv.sabah.com.tr/1997/07/20/y10.html)