*

şükela:  tümü | bugün
  • johann sebastian bach'in, son bolumu olarak planladigi fuga a 3 soggetti'yi bitir(e)meden oldugu, bwv 1080 olarak numaralandirilmis basyapiti.

    modern jazz muziginin cool jazz doneminde, bazi muzisyenler tarafindan kesfedilerek, jazzin kontrpuan kurgusunun gelistirilmesini saglamis ve boylece gunumuz cok sesli muzigini de sekillendirmistir.
  • les swingle singers'tan dinlemek gerek.
  • gitmekten ziyade dönmeye yakındır; ekseri, "sigara almaya gidiyorum" partisyonuyla.
  • sese karşı ses demek olan kontrpuan sanatının doruk noktası olan johann sebastian bach'ın teorik eseri: "füg sanatı".

    füg yazma sanatı hakkında bir kitap yazmak yerine bu eseri yazmıştır. eser, herhangi bir enstrüman grubu için yazılmamıştır ve bach eseri bitiremeden ölmüştür, eser havada kalır, ama bu bile çok anlamlıdır. eserin 15. fügü son füg olup, dört temalıdır. imzasını attığı 3. fügün teması: sib la do si * yani b-a-c-h dir.
  • soyut bir eserdir çünkü belli bir çalgı topluluğu belirtilmemiştir. bu yüzden çağdaş müziğe damgasını vurmuştur. zamanın ötesindeki başucu eseridir.
    bach'ın oğlu, carl philipp emanuel, bu eser için şöyle yazmıştır: "while working on this fugue, which features the name bach in the counter subject, the author died".
    son bölüm * içindir bu sözler.
    öyle bir dunyayi terk etmedir ki, insanın bach ile birlikte gidesi gelir. ölümü öyle bir hissetirir ki o ani bitiş; ormanda 50 tane kabir ziyareti gücünde etki bırakır.
  • bu eser hakkında bahsi geçen meşhur si bemol, bach temasının b harfine denk gelir aynı zamanda. köln antik müzik topluluğunun da güzel bir yorumu vardır.
  • mehmet okonşar tarafından org ile kayda alınmış olan eser.
  • juilliard string quartet'ten dinledigim bach eseri.

    insanin aklina bir suru kelimeyi ve kifayet kavramini bir anda hucum ettiren muzik. 'contrapunctus 5'e dek kendine mukayyet olabilmis bir dimagi gani gani odullendirir.
  • iki el için piyano uyarlamasını carl czerny yapmış. herhalde zamanına özgü olan hız, şiddet ve üslup uyarılarını da katmış ve nasılsa birçok piyanist ve klavyeci ona ayak uydurmuş. yapıtın "peters" baskısı czerny'nin bu uyarlamasını ve uyarılarını olduğu gibi izliyor, daha ucuz olan "dover" baskısı ise bu uyarlamayı gözden geçirirken bach'ın elyazmalarındaki dört sesli yazımı da veriyor. (yani bence dover baskısını alın.)

    az çok her füg, kanon ve çeşitleme gibi "die kunst der fuge" de tek ilkeyi izler: tutumluluk. ekonomi. iktisat. az malzemeden çok iş ve iyi iş çıkarmak. (bkz: nar) akdeniz havzası bu ilkeyi hep izlemez, güzel bir savurganlığı da vardır. tokkata'larda ve fantezilerde bereket odakları olur: bol melodi, bol fikir, bol duygu, bol ışık, bol renk... pertev naili boratav'ın derlemesinde komik olmayan bir fıkraya göre nasreddin hoca 10 paradan aldığı yumurtaları neden 9 paraya sattığını akdenizlice gerekçelendirir: "zarar da faidedendir."

    bach o tutumlulukla böyle bir bereketi, o kadirşinaslıkla bu coşkuyu "italyan süitleri"nde olduğu gibi "die kunst der fuge"nin 11. fügünde bağdaştırır. ki o füg metafizik değil, matematik değil, mistik değil, nerdeyse müzik bile değil, ısrardır, sinirdir, seferberliktir, örgüt ve koşudur.

    "yunus ne hoş demişsin
    bal ü şeker yemişsin
    ballar balını buldum
    kovanım yağma olsun"
  • open score olmasi ve eserin tamamlan(a)mamis olmasiyla, tesaduf payi da icerse, bir acik yapitla karsi karsiya oldugumuzu dusunduren bach muzigi. hele hele fug gibi cok belirgin yapisal kurallari olan bir muzikal form acik yapit kavramiyla bir arada dusunuldugunde ortaya beklenmedik bir mesele de cikar. mesela edebiyata bakmak gerekirse, joyce'un ulysses'i icin bizzat joyce tarafindan olusturulmus iki sema, baskalari tarafindan olusturulmus en az dort sema dolanir ortalikta. (bkz: homeric parallel) (bkz: the odyssey) fakat roman hele hele en sondaki 'molly' episoduyla kendi semalarini iyice yaglanmis dort tane rulmanin uzerine koyup mechule dogru yokus asagi salmayi basarir. tuhaf bir diyalektiktir yapisal sinirlari bu kadar kesin cizilmis bir formun icinde bir acik metin yaratmayi arzulamak.

    sanildiginin aksine ozgurluk uyulacak kurallarin olmadigi yerde degil oldugu yerde olanaklidir belki de...